Aile hukukunda öne çıkan ihtilafların temelini boşanma ve boşanmaya ilişkin nafaka, velayet, mal rejimi gibi davalar oluşturur. Boşanma aile hukuk içerisinde ortaya çıkan en büyük uyuşmazlıklardan biridir. Her ne kadar arabuluculuk uygulamasının aile hukukunun kimi meseleleri açısından uygulanması teklif edilse de boşanma kamu düzenini ilgilendiren bir mesele olduğundan yargılama süreci ile karar aşaması alternatif çözüm yollarının kullanılmasına engel teşkil eder.
Adalet Bakanlığı verilerine göre 2021 yılı aile mahkemesinde yıl içinde açılan 351.958 dosya sayısı içinde 279.557 dosyayı boşanma davaları oluşturur. Bu sayı yıl içinde açılan mevcut dosyaların yarısından fazlasına tekabül etmekte ve ihtilafların çok büyük bir kısmına denk gelmektedir. Keza sadece 2021 yılında da değil son on yılda da benzer bir durum söz konusudur. Boşanma davalarını da bununla ilişkili nafaka, vesayet ve boşanmada mal paylaşımı dava türleri takip etmektedir.
Aile mahkemelerindeki bu denli büyük bir iş yükünün azaltılması amacıyla aile hukuku bakımından bazı konularda alternatif çözüm yolları öne çıkar. Nitekim boşanmanın bir makam tarafından gerçekleştirilmesi hem oldukça hassas meselelerin gündeme gelmesi ve hak kayıplarının yaşanmaması hem de kamu düzeninin sağlanması açısından gerekli iken neredeyse dosyalar arasında yarısına tekabül eden ekonomik bir durum olan nafakanın öncelikle arabuluculukta görüşülmesi yargının yükünü azalmasına, barış ortamının sağlanmasına yardım edecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun uygulamasına göre boşanma anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere ikiye ayrılır. Anlaşmalı boşanma, TMK 166/3 hükmünde yer alan anlaşmalı boşanma şartlarının yerine getirilmesiyle eşlerin boşanma ile ilgili tüm hukuki sonuçlar üzerinde anlaşmaları sonucunda ortaya çıkan boşanma davasını ifade etmektedir. Çekişmeli boşanma ise tarafların boşanma ya da boşanmanın fer’ileri bakımından ihtilafa düşmeleri ve mahkemeye başvurdukları boşanma davalarıdır.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle 2021 yılında açılan anlaşmalı boşanma dava dosya sayısı 140.082, çekişmeli boşanma dava dosya sayısı 132.675’tür. Son on yıldaki açılan boşanma davalarına baktığımızda 2010 - 2018 yılları arasında açılan çekişmeli boşanma davası daha fazlayken bu yıldan sonra anlaşmalı dava sayısının daha fazla olduğu görülmektedir. Boşanma hususunda toplumdaki uzlaşı tutumunun dönüşmeye başladığı söylenebilir.
Aynı nedenle açılan boşanma davalarında anlaşmalı boşanma davanın kabulü 114.453 iken çekişmeli boşanma davasında kabul edilen dosya sayısı neredeyse yarısı kadar olup 65.640’dir (Adli İstatistikler, 2021). Ayrıca evlilik birliğinin temelden sarsılması, toplam açılan boşanma davaları arasında %97,8 gibi büyük bir oranla temel nedendir (Adli İstatistikler, 2021).
2014 yılından 2021 yılına kadar küçük dalgalanmalarla birlikte, açılan boşanma davalarının %66 ile %68 dolaylarında kabul edildiği ve %20 dolaylarında ise reddedildiği görülmektedir. Neredeyse 10 yıllık bir süre içerisinde dava kabul ve ret oranlarının sabit olması; tarafların aldıkları karardan bazı sebeplerle döndüklerini gösterebileceği gibi söz konusu ihtilafın çözüme ulaşmaksızın başka şekillerde sonuçlandığını da gösterebilir.
Boşanmanın sadece mahkemelerin gözetim ve denetiminde olması özellikle büyük şehirlerde mahkemelerin iş yükünün artmasına ve boşanma sürelerinin uzamasına, boşanmayla ilişkili diğer davaların çokluğuyla söz konusu ihtilafların çözüme ulaşmasının çok uzun zaman almasına veya taraflara yeteri kadar tatmin edici çözümler getirmeyen biçimlerde sonuçlanmasına sebep olmaktadır. Nitekim 2013 yılında Aile Mahkemeleri’nde dosya ortalama görülme süresi 150 gün iken 2020 yılında bu süre 222 güne çıkmıştır. Ayrıca ifade edilen bu süreler ortalama olduğundan tek bir celsede nihayete eren anlaşmalı boşanma davalarını da içine almakta ve 3 yılı aşkın süren çekişmeli boşanma davalarının ortalama süresini grafikler açısından etkilemektedir. Aynı şekilde nafaka ve velayet gibi davalar da bu sürelere emsal zaman dilimlerinde çözüme ulaşmaktadır.
Aile hukukuna yönelik ihtilafların ortadan kaldırılması için öncelikli olarak evlilikten önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın çeşitli önlemler almaları ve tarafları evlilik konusunda bilinçlendirici çalışmalar yürütmesi gerekmektedir. Bununla birlikte evlilik birliği içinde ortaya çıkan ihtilafların çözümü noktasında şiddet hariç tutularak ve özellikle ekonomik konularla ilgili olmak üzere belirli meseleler bakımından zorunlu arabuluculuk sistemi aile danışmanı nezaretinde uygulanmalı ve taraflara bu bilinç kazandırılmalıdır.
Kaynakça
Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü. (2022). Adli İstatistikler 2021. 07 Temmuz 2022 tarihinde https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/310520221416422021H%C4%B0ZMETE%C3%96ZELK%C4%B0TAP.pdf adresinden erişildi.
Bu analiz yazısı Esma Küçükbay tarafından kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş