2020 yılında yaşanan COVID-19 salgını sosyal hayatı derinden etkilemiş, Türkiye’de hükümet, tüm dünyada olduğu gibi salgın tedbirleri kapsamında eve kapanmaları zorunlu kılmıştır. Bu vesilelerle evde daha çok vakit geçirmek zorunda kalan aile bireylerinin arasındaki problemlerin artacağı, aile içi geçim sıkıntılarının çoğalacağı dolayısıyla da boşanma sayılarında bir yükselme görüleceği kimi çevrelerce iddia edilmiştir. Ancak hukuk mahkemelerinde görülen davaların sayısı konusu bakımından incelendiğinde 2020 yılında boşanmaların yükseleceği iddiasının geçersiz kaldığı görülmüştür. Hukuk mahkemelerinde 2019 yılı sıralaması 2020’de de olduğu gibi korunmuştur. Boşanma davaları, veraset davalarının hemen arkasından gelmekte ve onu da alacak davaları takip etmektedir.
Yıllara göre açılan boşanma davalarının sayısı incelendiğinde artış eğiliminin 2019’da sona erdiği, 2020 yılında açılan dava sayısının düşüş bildirir vaziyette olduğu görülmektedir. Zira 2019 yılında 248 bin olan boşanma dava sayısı 2020 yılında 246 bine düşmüştür. 2020 yılındaki bu göreli düşüşe rağmen, boşanma dava sayısının genel olarak bir artış eğiliminde olması, bu meselenin sosyolojik faktörlerini mercek altına almanın ve sosyal bilim alanlarıyla birlikte çalışarak multi-disipliner araştırmalara konu etmenin elzem bir durum olduğunu ortaya koymaktadır.
Boşanmalar incelenmek istendiğinde, açılan boşanma dava sayılarının gerçekleşen boşanma sayılarına eşit olmadığı da gözden kaçırılmamalıdır. 2020’de açılmış 246 bin boşanma davasına rağmen boşanan çiftlerin sayısı 135 bin iken, kaba boşanma hızı binde 1,62 olmuştur. Aynı sene içinde evlenenlerin sayısı 487 bin, kaba evlenme hızı binde 5,84 olarak tespit edilmiştir. 2019’da ise boşanan çiftlerin sayısı 155 bin, kaba boşanma hızı binde 1,88; evlenen çiftlerin sayısı 541 bin, kaba evlenme hızı ise binde 6,56’dır. Yani açılan dava sayısının yaklaşık yüzde 45’i boşanma ile sonuçlanmamakta ya gelecek seneye devretmekte ya da tarafların davayı geri çekmesiyle dava dosyası kapanmaktadır. Ayrıca 2019’a kıyasla 2020’de hem evlenen çiftlerin sayısı hem de boşanan çiftlerin sayısı düşmüştür. Benzer şekilde 2020 yılında boşanma ve evlenme hızının da düştüğü görülmektedir.
Boşanma türleri yıllara göre değerlendirildiğinde 2019 yılında anlaşmalı boşananların sayısının 123 bin, çekişmeli boşananların sayısının ise 120 bin olduğu görülmektedir. 2020 yılında ise çekişmeli boşanmaların sayısı 121 bin ve anlaşmalı boşanmaların sayısı 120 bin olarak verilmiştir. Buna göre 2020 yılında geçen seneye göre daha fazla çift çekişmeli boşanmıştır. Söylenebilir ki evlilik öncesi tarafların hukukî olarak bilgilendirilmesi ve alternatif boşanma yollarının devreye konulması, çekişmeli boşanma dava sayısının azalmasına etki edebilir.
Açılma nedenlerine göre boşanma dava sayılarında 2019 yılına kıyasla birtakım değişimler yaşanmıştır. Bunlardan birisi, hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle gerçekleşen boşanmaların sayısının yüzde 28 artmasıyken bir diğeri zina nedeniyle boşanma sayılarının yüzde 22’lik artışıdır. Zina, hayata kast ve onur kırıcı davranış nedenleriyle açılan dava sayıları 2014 yılından beri istikrarlı biçimde artmaktayken ortak hayatın yeniden kurulmaması ve terk nedeniyle açılan boşanma dava sayıları azalmıştır. Boşanma davalarındaki bu değişim, yani özellikle hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan dava sayısının artışı, yıllardır çok fazla tartışmaya sebep olmuş kadına şiddet olgusunun arttığını ya da en azından daha görünür hale geldiğini gösteren önemli bir göstergedir. Şiddet fâili erkeklerin çeşitli yollarla kadınların boşanma taleplerini bastırması, boşanma davası açılsa dahi neden olarak şiddetin belirtilmesinin önüne geçilmesi gibi durumlar halk arasında yaygınlaşan bir bilgi haline gelmiştir. Bununla birlikte hem yükselen kadın hareketlerinin sağladığı bilinçlenme hem de bu hareketlerin kamusal görünürlüğünün sağladığı cesaret kadınların boşanma yoluna gidebilmesinin ve boşanma nedeni olarak şiddeti belirtebilmelerinin önünü açmıştır.
Bu analizi paylaş