İşgücü piyasasında var olan cinsiyet eşitsizliklerinin işyeri ortamlarına yansıması kadınlar için başta “cam tavan etkisi” olmak üzere bir dizi dezavantajı beraberinde getirmektedir. Psikolojik ve fiziksel tacizden cinsiyetler arası ücret farkına kadar birçok ayrımcı pratik temelde yerleşmiş cinsiyetçi anlayışın neticeleri şeklinde değerlendirilebilir.
Erkeklerin ortalama kazancı ile kadınların ortalama kazancı arasındaki sistematik farka işaret eden cinsiyetler arası ücret farkı, aynı işi yapsalar dahi erkeklerin kadınlardan daha fazla kazanç elde etmesi şeklinde de açıklanabilir. Oldukça adaletsiz bu ücretlendirme uygulaması, uluslararası literatürde de en çok tartışılan başlıklardan biri haline gelmiştir. Hatta, ücret uçurumundaki daralmanın kadına yönelik şiddeti azalttığını ileri süren çalışmasında Aizer (2010, s. 1847) kazanç eşitliğinin şiddeti azaltma yoluyla kadınların sağlığında iyileşme ortaya koyduğunu öne sürmüştür.
Türkiye bağlamında kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları ayrımcılıklar işe almada, terfide ve ücretlendirmede olmak üzere üç süreç altında incelenebilir (Özkan ve Özkan, 2010, s. 93). İşe alım aşamalarında kadın çalışanların tercih edilmediği veya tercih edilseler dahi düşük ücretlere razı getirildiği, kadın istihdamına dair araştırmalarda sıklıkla dile getirilmektedir. Bu durum aynı zamanda kadınların ucuz işgücü olarak görülmesine, dolayısıyla emek istismarına da kapı aralamaktadır.
Terfi süreçlerine bakıldığında ise yukarıda bahsedilen “cam tavan sendromu” yaygın olarak karşılaşılan bir örüntüdür. Kadınların yalnızca üst pozisyonlara değil, gelir ve prestije de ulaşamamalarının metaforik ifadesi cam tavanların başlıca sebeplerinden biri erkek bakış açısının baskın kılındığı karar alma süreçlerinde kadınların az yer alması veya hiç yer alamamasıdır (Özkan ve Özkan, 2010, s. 94). Ayrıca, Türkiye’de aile içi sorumlulukların ve bakım yükünün geleneksel biçimde kadına yüklenmesi, kadınların çalışma hayatları süresince uzun aralar vermelerine ve dolayısıyla erkeklerden daha az iş tecrübesi kazanmalarına yol açmaktadır. Bu asimetri erkeklerin terfi almalarını kolaylaştıran zemini meydana getiren faktörlerden biri olarak ele alınabilir.
Bu bağlamda, Türkiye’de çalışma hayatı sürelerinin 2014-2019 arası seyri incelendiğinde erkeklerin çalışma hayatında geçirdikleri sürenin, kadınların geçirdiği sürenin 2 katından fazla olduğu dikkat çekmektedir. En son verilere göre 2019 yılında bahsedilen müddet kadınlar için 19,1, erkekler içinse 39 sene olarak tespit edilmiştir.
Yönetici konumundaki bireylerin cinsiyete göre nasıl bir dağılım gösterdiği üst düzey pozisyonların kadınlar için ne düzeyde erişilebilir olduğuna dair ipuçları içermektedir. 2020 yılında yönetici kadın yüzdesi yüzde 18,2 iken erkekler için bu oranın yüzde 81,8 olması büyük bir uçuruma dikkat çekmektedir. Her ne kadar 2012 yılına kıyasla 2020’de kadın yönetici yüzdesinde 6 puanlık bir artış gözlemlense de hâlâ kadınların bahsedilen pozisyonların beşte birini dahi elinde bulunduramadıkları görülmektedir.
Bununla beraber, DİSK/Genel-İş’in her sene yayımladığı Türkiye’de Kadın Emeği Raporu’nun 2020 sayısına göre Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret açığının en düşük olduğu meslek grubu yöneticilik (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu [DİSK],2020, s.10), açığın en yüksek olduğu meslekler ise tesis, makine operatörlüğü ve montajcılıktır. Ayrıca, aynı raporda belirtildiği üzere Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret farkı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre yüzde 12, TÜİK’in 2018 verilerine göre ise yüzde 8 olarak tespit edilmiştir (DİSK, 2020, ss. 10-11).
Dünya Ekonomik Forumu her sene çıkardığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda eğitimsel kazanım, ekonomiye katılım, sağlık gibi bileşenlerden yola çıkarak bir endeks sunmaktadır. Her ülkenin aldığı puanla belli bir sıraya yerleştiği bu endekste, Türkiye 2021 yılında ekonomik katılım kategorisinde 0,486 puan alarak 156 ülke arasından 140. sıraya yerleşmiştir. Bununla beraber, Türkiye sözü geçen kategori ile alakalı alt endekste son 5 sene içerisinde kademeli olarak düşüş yaşamış ve toplamda 11 sıra gerilemiştir. Bahsedilen dönemde Türkiye’nin puanının 0,464’den 0,486’ya çıkmasına rağmen sıralamada geriye gitmesi diğer ülkelerin cinsiyet eşitsizlikleri hususunda kat ettikleri gelişmenin daha hızlı ve büyük çaplı olduğu şeklinde yorumlanabilir.
Kaynakça
Aizer, A. (2010). The gender wage gap and domestic violence. American Economic Review, 100(4), 1847-1859.
Özkan, G. S. ve Özkan, B. (2010). Kadın çalışanlara yönelik ücret ayrımcılığı ve kadın ücretlerinin belirleyicilerine yönelik bir araştırma. Çalışma ve Toplum, 1(24), 91-104.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu. (2020). Türkiye’de Kadın Emeği Raporu. 30 Mayıs 2022 tarihinde http://cloudsdomain.com/uploads/dosya/21031.pdf adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş