Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre çocuk istismarı veya çocuğa kötü muamele bir çocuğun veya çocukların, özellikle bir ebeveyn veya bakıcı tarafından fiziksel, cinsel ve/veya psikolojik olarak kötü muamele görmesi veya ihmal edilmesidir. 18 yaş altında bulunan herhangi bir çocuğun istismar edilmesi, sorumluluk, güven veya güç ilişkisi bağlamında çocuğun sağlığını olumsuz etkileyen, hayatta kalma durumunu riske eden, gelişimine, onuruna fiili olarak veya potansiyel olarak zarar veren bir durumdur (TOÇEV, 2019). Dolayısıyla çocuk istismarı her ülkenin nitelikli genç nesiller yetiştirmesi için üzerinde durması ve çözmesi gereken bir sorundur.
Çocuk istismarı, anne-baba veya bakım veren tarafından çocuğa fiili veya potansiyel zarar verilmesi olduğu için çocuğun bağlı bulunduğu her ortamda (aile, okul vb.) gerçekleşebilir. Türkiye’de de oldukça önemli ve üzerinde durulması gereken bir husus olan çocuk istismarı bu yazıda özellikle cinsel istismar üzerinden elde edilen veriler doğrultusunda analiz edilmiştir. TÜİK’in “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri” ve Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı “Adli İstatistikler” üzerinden cinsel suçlara dair verilere erişilmiştir.
Şekilde ceza mahkemelerinde açılan dosyalardaki “çocukların cinsel istismarı” suç sayıları verilmiştir. Veriler incelendiğinde 2013-2020 yılları arasında genel bir artış gözlemlenmektedir. Bu artış yalnızca 2015-2017 yıllarında sekteye uğramış, çocuk istismarı hakkında açılan dosya sayısında bir azalma meydana gelmiştir. 2019 yılında istismar dosya sayısı yaklaşık 23 binlere vararak tepe noktasına ulaşmıştır. 2020 yılına geçildiğinde ise yüzde 20’lik bir düşüş gerçekleşmiştir. Ceza mahkemelerinde çocuk istismarına yönelik açılan dosyalarda karar sayılarına göre mahkemeler 2016 yılından bu yana yıllık dosya yükünün altında kalmaktadır. Karar sayıları yıl içinde açılan dosya sayılarına yetişememektedir.
Ceza mahkemelerinde çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin verilen karar türleri yüzde cinsinden gösterilmiştir. 2013-2020 yıllarını kapsayan verilere bakıldığında cinsel istismar ile suçlanan bir sanığın hüküm giyme oranının yaklaşık olarak yüzde 52-62 oranında değiştiği söylenebilir. Yıllar içinde verilen beraat kararı oranı ise yüzde 18-22 civarında seyretmektedir. Grafiğe göre 2013 yılıyla 2020 yılını karşılaştırdığımızda verilen mahkumiyet kararı oranında bir düşüş görülürken verilen beraat kararı oranında ise bir artış olduğu görülmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar oranlarında ise yıllar içinde 2 puanlık bir azalış görülmektedir.
Yukarıdaki verilere ek olarak kız ve erkek çocukların cinsel suç mağduru olarak güvenlik birimlerine getirilme sayıları grafikte verilmiştir. Buna göre kız çocukların cinsel suç mağduru olma sayıları erkek çocuklarına nazaran çok daha yüksektir. 2018 yılı hem kız-erkek çocukların cinsel suçtan mağdur olma farkının en fazla olduğu (24,5 bin) hem de cinsel suç olarak en fazla suç işlendiği yıl olmuştur. Cinsiyetler arasındaki bu belirgin fark, cinsel istismar önleme çalışmalarında kız çocuklarının üzerinde titizlikle durulması gerektiğini göstermektedir.
İsnat edilen suç türünün cinsel suç olduğu, güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı cinsiyetler üzerinden verilmiştir. Buna göre cinsel suç olarak sayılan olaylara karışan çocukların ağırlık olarak erkek çocuklar olduğu görülmektedir. Özellikle 2018 yılında erkek çocukların cinsel suç kapsamına giren olaylardan güvenlik birimine gelmeleri veya getirilmeleri en fazladır. Bu oran 2018 yılından 2020 yılına yüzde 48 azalma göstermiştir.
Kaynakça
TOÇEV. (2019). Türkiye’deki risk altındaki çocuklar raporu. 24 Mayıs 2022 tarihinde https://cohum.giresun.edu.tr/Files/ckFiles/cohum-giresun-edu-tr/TOCEV%20Rapor[2]-2019%20(2).pdf adresinden erişildi.
WHO. (2020, 8 Haziran). Violence against children. 15 Ekim 2021 tarihinde https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/violence-against-children adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş