Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesine göre on sekiz yaşına kadar her birey çocuk olarak kabul edilir. 2022 yılı itibariyle Türkiye’de 0-17 yaş grubu çocuk sayısı 22,58 milyon olarak kaydedilmiştir. Çocuk nüfusun toplam nüfus içerisindeki oranı %26,5’tir. Bu da Türkiye’de her dört kişiden birinin çocuk olduğunu gösteriyor. Önemli bir sosyal grup olan çocukların topluma katılımı sosyal ve kültürel gelişimlerine bağlıdır.
0-17 yaş grubu çocuklar, toplumsal hayata kültürel ve sosyal aktiviteler vasıtasıyla katılır. Sinema ve tiyatroya gitmek, sportif faaliyetlere katılmak, gönüllü çalışmalarda bulunmak ve kitap okumak gibi etkinliklerle bu katılımın gerçekleştiği söylenebilir. Bu sayede çocukların bulundukları toplum ve toplumun bireyleri ile bir bağ kurarak sosyalleşmelerine olanak sağlanır. Dahası, bu tür etkinliklere katılım çocukların sosyal çevrelerine olan uyumu artırarak entelektüel, sosyal ve fiziksel becerilerini de geliştirir (Göktaş, 2015).
Bu bağlamda, çocukların sosyal ve kültürel etkinliklere katılımının tespit edilmesi ve faaliyet alanlarının genişletilmesi önemlidir. TÜİK tarafından yapılan ‘Türkiye Çocuk Araştırması (2022)’ çocukların kültürel, sosyal ve sportif faaliyetlerine dahil olma sürecine yönelik değerli veriler sunar. Bu çalışma TÜİK, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve UNICEF Türkiye işbirliği neticesine yürütülmüştür. Araştırma kapsamında 0-17 yaş nüfus içerisinden 14 bin 705 çocuğa dair veriler annelerden ya da temel bakım veren kişilerden alınmıştır. Ek olarak, 13-17 yaş grubundan 4 bin 72 çocuğa da ayrı bir soru formu uygulanmıştır (TÜİK, 2022).
Birincil sosyalleşme alanı olan aile, çocukların kültürel gelişiminde önemli bir role sahiptir. Aile içerisinde sahip olunan rutinlerin yanı sıra sportif faaliyetler, sinema ve tiyatro gibi kültürel aktiviteler üzerinden çocukların kültürel gelişimleri görünür hale geliyor. Hane içerisinde edinilen bu alışkanlıklar çoğunlukla sosyal ve ekonomik gelişmişliğe bağlı olarak ortaya çıkıyor.
Araştırmalara göre son on iki ayda sinema ve/veya tiyatroya giden çocukların oranı %39,1 olurken, gitmeyenlerin oranı ise %60,9’dur. Bu da her on çocuktan altısının bu faaliyetlere katılmadığını gösterir. Görünen o ki en temel sebep ekonomik yetersizliktir. Temel bakım verenlerden alınan cevaplar neticesinde çocukların %40,1’i maddi yetersizlik nedeniyle bu etkinliklere katılım gösterememiştir. Buna ek olarak, son on iki ayda sinema ve/veya tiyatro faaliyetlerine katılmayanların %51,1’i düşük gelir grubundadır. Yüksek gelir grubundaki çocuklar için bu oran ise %16,3’tür. Bu durum, tiyatro ve sinemaya gitmenin maddi yeterlilikle olan paralelliğini gösterir niteliktedir. Ekonomik koşulların yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlerin sergilendiği mekanların eksikliği de çocukların bu tür etkinliklere katılımlarını sınırlandırıyor. Nitekim sinema ve/veya tiyatroya gitmeyen çocukların %24,3’ü yakınlarında sinema/tiyatro salonlarının olmamasından dolayı katılım gösterememiştir. İlgi duymadığı için sinema ve tiyatroya gitmeyenlerin oranı da %21’le hayli yüksektir. Bu durum, ekonomik ve çevresel koşullara ek olarak aile içerisindeki sosyalleşme alışkanlıklarının kültürel faaliyetlere katılımı etkilediğini gösteriyor.
Çocukların fiziksel gelişimlerinin yanı sıra sosyal ve kültürel becerilerini de artıran sportif faaliyetlere katılımları oldukça önemlidir. En çok tercih edilen futbol, basketbol, voleybol, yürüyüş/koşu ve bisiklet sürme gibi faaliyetlerin öne çıktığı görülüyor. Bu noktada, katılımcıların en çok tercih ettiği sportif faaliyetlerin başında %14,1’le yürüyüş/koşu gelirken %7,6 futbol ikinci sırada ve %4’le bisiklet sürme üçüncü sıradadır. Yürüyüş/koşu faaliyetine katılımın yüksek olması kolay erişilebilirlikle açıklanabilir. Dahası, sportif faaliyetlere katılım gelir artışı ile de paralellik göstermektedir. Bu bağlamda, düşük gelir grubuna dahil çocukların katıldığı sportif faaliyetlerde futbol %7,2, basketbol %0,8, voleybol %1,3 ve yürüyüş/koşu %14,3 düzeyindedir. Yüksek gelir grubuna dahil çocuklarda ise futbol %8,4, basketbol %2,8, voleybol %2,7 ve yürüyüş/koşu %13,1 olarak değişiklik göstermektedir.
Bunun yanı sıra, sportif faaliyetlere katılımda cinsiyet farklılıkları da gözlenmektedir. Örneğin, futbol oynayan erkeklerin oranı %14,3 iken kadınlarda bu oran 0,6’dır. Öte yandan, voleybolda ise erkeklerin oranı %0,3 iken kadınların oranı %3,4’tür. Bu durum, sportif faaliyetlerin genel toplumsal yargılar bağlamında kadın ve erkekler tarafından tercihini etkilediğini göstermektedir.
Kitap okuma alışkanlığı da çocukların sosyal ve kültürel gelişimlerine önemli katkı sunar. Üstelik bu alışkanlık sosyal ve kültürel sermayeyle ilgili önemli bir göstergedir. 2022 yılında 6-17 yaş grubundaki çocukların %28,5’i ailesiyle birlikte ayda bir kez kütüphaneye veya kitapçıya gittiği görülmüştür. Her on çocuktan üçüne tekabül eden bu oranın oldukça düşük olduğu açıktır. 2021 yılında 5,6 milyon çocuk halk kütüphanelerini kullanmışken, 1,19 milyon çocuk da halk kütüphanelerine kayıtlı üyedir.
Kaynakça
Göktaş, İ. (2015). Aile katılımı ve sosyal beceri eğitimi programlarının tek başına ve birlikte 4-5 yaş çocuklarının sosyal becerileri ve anne-çocuk ilişkileri üzerindeki etkisinin incelenmesi(Master's thesis, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü).
TÜİK. (2023). İstatistiklerle Çocuk 2022. Erişildi: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Cocuk-2022-49674
Bu analizi paylaş