Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
COVID-19 Salgını Bağlamında Türkiye Ekonomisi
Büyüme

COVID-19 Salgını Bağlamında Türkiye Ekonomisi

· 01 Aralık 2022 · 6 dk okuma

Yaklaşık iki yıl süren Covid-19 salgınının sağlıktan sonra en çok etkilediği alan ekonomi ve finans olmuştur. Küresel tedarik zincirindeki aksamalar uluslararası ticareti daraltırken ülke içi kısıtlamalar ulusal ekonomileri olumsuz yönde etkilemiştir. 2022 yılına gelindiğinde salgının yoğun etkisi azalmış olsa da küresel çaptaki enflasyon artışları gibi ekonomik hasarlar salgının etki boyutunun virüsle sınırlı olmadığını göstermiştir. 

Salgının ulusal etkisini göstermek amacıyla hükümetlerin aldığı önlemleri ortaya koyan sıkılık endeksi (stringency index) bu anlamda güncel literatürde öne çıkar. Sıklık endeksi okul tatilleri, maske zorunluluğu ve seyahat kısıtlamaları gibi 20 farklı kalem üzerinden hükümetlerin salgına yönelik önlemlerini 0-100 arasında puanlamaktadır. Grafiğe göre Mart ayından 2021 yılının sonuna kadar Türkiye’nin skoru 90’a ulaşamasa da hem dünya hem de Avrupa ülkeleriyle kıyasla genel trendi takip etmiştir. Ancak 2020’nin son çeyreğinden 2021 ortalarına kadar dünya ve Avrupa ülkelerine göre medyan üzerinde bir endeks skoruna sahip olmuştur. 

Sıkılık endeksinde yüksek skorun görüldüğü dönemler günlük hareketlilik örüntülerine de yansımıştır. O dönemde vatandaşların evde geçirdikleri vakit artarken mağaza ve eğlence mekanları ile otogar ve terminallere yapılan ziyaretler 2021 yazına kadar eksi değerde kalmış ve buralara yönelik ekonomik hareketliliği kısıtlamıştır. Aynı şekilde, sokağa çıkma yasağı ve uzaktan çalışma gibi uygulamalar sebebiyle işyeri ziyaretleri çoğunlukla eksi değerde seyretmiştir. 

Salgında Hükümetler Tarafından Alınan Önlemlerin Sıkılık Endeksi (2020-2021)

Diğer yandan, salgınla beraber bireysel sağlık ürünlerine yönelik talep hatırlandığında market ve eczanelere yapılan ziyaretlerde de genel bir artış olduğu görülmektedir. Aynı şekilde, açık hava alanları olması sebebiyle parklar en çok ziyaret edilen mekan olmuştur. Sıkılık ve hareketlilik grafikleri kıyaslandığında, 2021 yılı sonundaki vaka sayılarındaki azalma alınan önlemlerde de gevşemeye sebep olmuş ve yerleşim yeri harici mekanlara yapılan ziyaretler pozitif bir seyir sergilemiştir.

Salgın Sürecinde Ziyaretçi Sayılarının Değişimi (2020-2021)

Hükümet ve vatandaşların salgına karşı reflekslerinin ardından salgının Türkiye ekonomisine etkisine bakıldığında özellikle kamu borçlanmalarında bozulmanın yaşandığı görülmektedir. Milli gelirin alt kalemlerindeki harcamalara bakıldığında, salgının 2020 ikinci çeyreğinde etkisini göstermesiyle beraber yerleşik hanehalklarının tüketimi 9.6 ve kamu harcamaları 2.1 oranında daralmıştır. Ayrıca, salgının küresel ticarete etkisi neticesinde mal ve hizmet ihracatı 2020 yılı boyunca pozitif değerlere ulaşamamıştır. Bu durum GYSH’nin de 10.4 puan azalmasına sebep olmuştur. 

2020 yılındaki önlemler ve destek paketleri sayesinde hanehalkı ve kamu tüketimi pozitif oranlara ulaşmayı başarmıştır. Aşılanmanın başlaması ve küresel ticaret yollarının açılmasıyla beraber 2021 yılında mal ve hizmet ihracatı büyük bir artış göstermiştir. Yine aynı şekilde hanehalkı ve kamu tüketimi yüksek pozitif oranlarda seyretmiş ve bu durum GYSH’nin son dört yılın en yüksek oranlarına ulaşmasını sağlamıştır.

Ana Harcama Kalemlerinin Değişimi (2011-2021)

Salgının kamu maliyesine etkisine baktığımızda, ekonomik canlılığı arttırmaya yönelik genişletici politikaların kamu kesiminin borç yükünü arttığı görülmektedir. Salgınla beraber toplam net iç borcun milli gelire oranı bir önceki yıla göre 2 puan artarak 4.38 puanla son on yılın zirve noktasına ulaşmıştır. Bu durum sıkı maliye politikalarıyla kamu borç stokunu eritmeye dayalı ekonomik programın da aşınmasına sebep olmuştur. Nitekim 2021 yılı ilk çeyreğinde önceki yıla göre 0.57 puanlık bir düşüş yaşansa da yine de yüksek borç oranları devam etmiştir.

GSYH'ye Oranla İç Borcun Alacağa Oranı (2010-2021)

Salgının etkisini azaltmaya yönelik sıkılaşma politikalarıyla beraber hanehalkının ekonomiye katılımının azaldığı ve ihracat yönünde büyük bir daralma yaşandığı görülmektedir. Bu durum ekonomik canlılığı azaltmış ve GYSH’nin ciddi biçimde düşmesine sebep olmuştur. Fakat virüsün etkisinin azalması ve destek paketleriyle beraber ekonomik göstergelerde önemli iyileşmeler yaşanmıştır. Sonuçta bu iki yıllık sürecin kamu kesiminin borç yüküne daha ağır bir yük bıraktığı görülmektedir. Bu yükü azaltmak için sıkı maliye politikalarına dönülmesinin ekonomik dengeyi ve istikrarı olumlu yönde etkileyeceği ve yüksek enflasyon gibi parametrelerde düzelmeler görülebileceği düşünülebilir.

Kaynakça

C.B. Strateji ve Bütçe Başkanlığı. (2021). Kamu kesimi genel dengesi 21 Şubat 2021 tarihinde https://www.sbb.gov.tr/kamu-kesimi-genel-dengesi/ adresinden erişilmiştir. 

Google. (2022). COVID-19 toplumsal hareketlilik trendleri. 25 Ağustos 2022 tarihinde https://www.google.com.tr/covid19/mobility/ adresinden erişilmiştir. 

Hale, T. v.d. (2021). COVID-19 government response tracker.  16 Ocak 2021 tarihinde https://www.bsg.ox.ac.uk/research/research-projects/covid-19-government-response-tracker  adresinden erişilmiştir.

 TÜİK. (2021). Dönemsel gayrisafi yurt içi hasıla. 25 Ağustos 2022 tarihinde https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=ulusal-hesaplar-113 adresinden erişilmiştir. 



Not: Bu analiz yazısı İLKE Vakfı’nın İktisat İzleme 2020 raporunda Taha Eğri’nin yazdığı bölümden hareketle kaleme alınmıştır.

Bu analizi paylaş