Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Dezavantajlılara Yönelik Sosyal Hizmetler
Sosyal Transferler

Dezavantajlılara Yönelik Sosyal Hizmetler

· 18 Ocak 2023 · 5 dk okuma

Sosyal güvenliğin temel taşlarından biri olan sosyal hizmetler, bireyin yaşamı boyunca karşılaşabileceği sosyal risklerle başa çıkması için devlet, piyasa ve gönüllü kuruluşlar tarafından sağlanan bir dizi kamu hizmetini kapsar.  Nüfusun yaşlanması ve aile yapısındaki dönüşümlerle bağlantılı olarak Türkiye’de sosyal hizmetlere duyulan ihtiyaç hızla artmaktadır.

Son on yılda kamu ve özel bakım kuruluşları ile buralarda kalan yaşlı sayısı artmıştır. Bununla beraber, engelliler için ödenen evde bakım desteğinden yararlanan kişi sayısında da yükseliş göze çarpar. Ancak bakım evi sayısındaki yükselişe rağmen artan kurumsal bakım ihtiyacı yeterli düzeyde değildir. Türkiye’de bakım hizmetleri birbiri ile tam olarak entegre olmayan Sağlık Bakanlığı, AÇSHB, Darülaceze, belediyeler ve özel sektör gibi farklı kurumlar yoluyla sağlanır. Bakım normlarının yerleşik hale gelmesinin önüne geçen bu çok parçalı yapı, sosyal hizmetlerin işlerliği ve verimliliğini olumsuz etkiler.

2005 yılı itibarıyla 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle birlikte bakıma muhtaç engelli bireyler, AÇSHB İl Müdürlükleri tarafından denetlenen özel bakım merkezlerinde yatılı veya gündüzlü bakım hizmeti alabilirler. Bu bağlamda 2010’da 77 olan özel bakım merkezlerinin sayısı devlet tarafından sağlanan yeni teşviklerle kademeli olarak artarak 2015’te 156’ya, 2021’de ise 294’e yükselmiştir. 2021’de 26 bine yakın engelliye hizmet veren 294 özel bakım merkezine 1036 milyon TL bakım ücreti ödenmiştir. Dolayısıyla, devlete bağlı bakım merkezi sayısındaki artış, özel bakım merkezi sayısındaki artışa kıyasla nispeten düşüktür ve her geçen gün piyasanın bu alandaki baskınlığı artış gösterir.

Özel Bakım Merkezleri (2010-2021)

Özel Bakım Merkezlerinde Bakılan Özel Gereksinimli Kişilerin Sayısı ve Özel Bakım Harcamaları (2010-2021)

Uzun süreli bakım; bireylerin fiziksel veya zihinsel yetersizlikleri nedeniyle gündelik aktivitelerinde aksaklıklar yaşamaları sonucu aldıkları bakım hizmetidir. Bu bakım desteği kurumsal bakım kapsamında çeşitli merkezlerde veya evde bakım adıyla bireylerin ev ortamında verilir. Evde bakım, Türkiye’de farklı kurum ve kuruluşlar tarafından sağlanır. Toplum içinde bakım anlamında desteklenmeye en çok ihtiyaç duyan grubun yaşlı nüfus olması ve Türkiye nüfusunun giderek yaşlandığı gerçeği göz ardı edilmemelidir. Ülkemizde 2021 yılında 60 yaş ve üzeri nüfus içerisinde kadınların yaklaşık yüzde 16,3’ü, erkeklerin ise takriben yüzde 10’u evde bakım ücreti desteği almıştır.

Türkiye’de 60 Yaş Üzeri Evde Bakım Ücreti Desteği Alanların Oranı (2021)

Türkiye’de ihtiyaç sahibi yaşlı ve engellilere verilen sosyal hizmetlerin yanında; AÇSHB Çocuk Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde yoksul ve korunmaya muhtaç çocuklara yönelik destekler de mevcuttur. Bu çerçevede korunma ihtiyacı olan çocuklar öncelikle aile odaklı hizmetler kapsamında değerlendirilir. 2017-2021 yılları arasında Türkiye’de bilhassa koruyucu aile sayısında neredeyse yüzde 50 düzeyinde kayda değer bir artış görülür. Koruyucu aile kavramının kamuoyunda geniş yer bulması, ayrıca sosyal sorumluluk ve farkındalık projeleri yoluyla koruyucu aileliğin özendirilmesi bu artışta etkilidir. Öte yandan koruyucu aile sayısındaki artışa rağmen evlat edindirilen çocuk sayısındaki düşüş dikkat çekicidir.  

Çocuğa Yönelik Hizmetlerden Yararlanan Çocuk Sayısı (2017-2021)

Türkiye’de hassas ve dezavantajlı gruplara yönelik kurumsal devlet desteğinde mevcut birçok boşluk nedeniyle, uzmanlar meseleyi eleştirel biçimde ele alır. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, süreç yönetimindeki ihmaller, yapısal bozukluklar dâhil birçok değişken sağlıklı ve güvenilir bir düzen inşa etmenin önünde engeldir. Bu hususta AÇSHB’nin özellikle taşra teşkilatında bulunan meslek uzman sayısı artırılarak, alanda devletin daha aktif sosyal hizmet sunması sağlanmalıdır. Ayrıca yaşlı bakım evleri, kadın sığınma evleri gibi birçok sosyal hizmet, merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından sunulmalı ve bakanlık tarafından kontrol edilmelidir.

 

Not: Bu analiz yazısı İLKE Vakfı’nın Geleceğin Türkiyesinde Sosyal Politikalar raporundan harekete kaleme alınmıştır. 

Bu analizi paylaş