Dünya çapında doğa kaynaklı risk faktörlerini tanımlayan ve ülkeleri barındırdıkları bu faktörler üzerinden sınıflandıran çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Dünya Risk Endeksi, Küresel Risk Yönetimi Endeksi (INFORM) ve Asya Pasifik Afet Risk Görünümü Raporu (UNESCAP) bu çalışmalardan bir kaçıdır. Riskin tanımı belli birtakım farklılıkları içerse de en genel itibariyle olağan dışı doğa olaylarına maruz kalma ve bu olaylardan zarar görebilme bileşenlerini içermektedir.
INFORM gibi endeksler eşitsizlik ve göç gibi etkenlerin ortaya çıkardığı kırılgan grupları da zarar görebilirlik bakımından risk dahilinde değerlendirmektedir. Örneğin Türkiye bu endekste kalkınma & mahrumiyet bileşeninden 1,6, eşitsizlikten 4,2 ve yerinden edilmiş insanlar bileşeninden 9,4 puan almıştır (INFORM, 2023). Son dönemde meydana gelen yoğun göç hareketleri yerinden edilmiş insanlar bileşeninin bu denli yüksek bir puanla sonuçlanmasına sebebiyet vermiştir.
Bu analiz kapsamında risk kavramı olağan dışı doğa felaketlerinden kaynaklanan maruz kalma ve zarar görebilirlik bakımından ele alınacaktır. Riskin bu tanımından hareketle dünya genelinde coğrafi yapı ve iklim özellikleriyle barındırdıkları riskler söz konusu olduğunda ülkeler arasında ciddi farklılıklar mevcuttur. Dünya Risk Raporu’ndan hareketle en yüksek riske sahip on ülkeye bakıldığında çoğunlukla Okyanusya, Asya ve Amerika kıtalarında yer alan ülkeler listede yer alır. En düşük riske sahip ülkeler ise daha çok Avrupa kıtasında yer almaktadır.
Türkiye 4,7 INFORM endeks puanı ile orta risk grubunda bulunmaktadır. Endeks kapsamında bulunan doğa kaynaklı tehlike ve maruz kalma bileşenlerinden deprem 9,7 puan ile Türkiye için çok yüksek risk faktörlerinden biridir. Depremi 7 ile tsunami ve 6 ile salgın takip etmektedir (INFORM, 2023).
Genel nüfus içerisinde belli bir kesim, coğrafi konum ve iklim özellikleri açısından riskli bölgelerde yaşamını zorunlu olarak devam ettirmektedir. Dünya ülkeleri arasında afet tehlikesi barındıran bölgelerde yaşamak zorunda kalan nüfusun dağılımına bakıldığında Asya kıtasında bulunan ülkelerin ağırlıkta olduğu görülür. Yüzde 77,6 ile yüksek afet tehlikesi barındıran bölgelerde yaşayanların oranının en fazla olduğu ülke Bangladeş’tir. Türkiye’de ise bu oran yüzde 51,7’lerde seyretmektedir. Bu oran Türkiye’nin dünya genelinde yüksek afet tehlikesi barındıran ilk on ülke arasında yer almasına sebebiyet vererek, dünya ortalamasına göre yüksek bir orana sahip olduğunu göstermektedir.
2019 yılı Asya-Pasifik Afet Risk Görünümü Raporu, Birleşik Milletler Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Komisyonu (UNESCAP) tarafından yayınlanmıştır. 53 üye ülkesi bulunan komisyonun yayınladığı rapordan hareketle söz konusu ülkelerde meydana gelen depremlerden kaynaklanan maddi kayıpların yüzde 63’ü Japonya’da, yüzde 14’ü Çin’de yaşanmıştır. Bu ülkeleri Türkiye, İran, Endonezya ve Filipinler takip etmiştir.
Asya-Pasifik bölgesinde meydana gelen kayıpların doğal afet türüne göre nasıl dağıldığına bakıldığında yüzde 60 oranla kuraklığın ön planda yer aldığı görülür. Özellikle son yıllarda sıkça tartışılan küresel ısınma bunda etkilidir. Kuraklığı deprem, fırtına ve sel takip etmektedir. Türkiye özellikle tarımsal kuraklık alanındaki kayıplarla bu sıralamada yer almaktadır. Kuraklık dışındaki diğer afetler değerlendirildiğinde ise Japonya ilk sıralardadır (AFAD, 2020).
Kaynakça:
12 Ocak 2023 tarihinde https://drmkc.jrc.ec.europa.eu/inform-index/INFORM-Risk/Results-and-data/moduleId/1782/id/453/controller/Admin/action/Results adresinden erişildi.
World Risk Report, 2022 12 Ocak 2023 tarihinde https://reliefweb.int/report/world/worldriskreport-2022-focus-digitalization adresinden erişildi.
AFAD, 2020. 12 Ocak 2023 tarihinde https://www.afad.gov.tr/afet-istatistikleri adresinden erişildi.
NOT: Bu analiz yazısı Hanife Kalkan tarafından kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş