Eğitim harcamaları eğitim faaliyetlerinin işlemesine yönelik doğrudan ve dolaylı biçimde yapılan harcamaları ifade eder. Eğitim bütçesi ise eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü kurumlara bahsedilen harcamaların gerçekleştirilmesi için merkezi yönetim bütçesi tarafından bu kurumlara verilen bütçelerin toplamından oluşur. Türkiye’de eğitim harcamaları için merkezi yönetim tarafından ayrılan miktar Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), YÖK, Yükseköğretim Kalite Kurulu, Üniversite Bütçeleri ve ÖSYM tarafından paylaşılır.
2010-2021 yıllarında merkezi bütçe tarafından eğitim bütçesine verilen miktar devamlı olarak yükselmiştir. 2010 yılında 37,7 milyar TL olan eğitim bütçesi 5 katın üzerinde bir artışla 2021 yılında 192,3 milyar TL’ye ulaşmıştır. Eğitim bütçesinden pay alan kurumların toplam bütçe içerisinden aldıkları payın dağılımında herhangi bir değişiklik olmamış, toplam bütçe içerisindeki en büyük pay MEB’e ait olmuştur. MEB’in eğitim bütçesinden aldığı pay yüzde 75 bandında seyretmiş, 2021 yılında bu oran yüzde 76 olarak kaydedilmiştir.
2010-2021 yılları arasında MEB bütçesi 5 katın üzerinde artmış, son beş yıllık dönemde ise neredeyse yüzde 73 oranında genişlemiştir. Ancak yıllar içinde MEB bütçesinin merkezi bütçeye ve GSYİH’e oranında önemli bir değişiklik görülmemiştir (MEB, 2020-2021). 2010-2016 yıllarında bu anlamda bir iyileşme yaşandığı söylense de 2017-2021 yıllarını kapsayan beş yıllık dönemde bu oranların az bir miktarda fakat sürekli olarak düştüğü görülür (MEB, 2020-2021). 2017 yılında MEB bütçesinin merkezi bütçeye oranı yüzde 13,8 iken 2021 yılında bu oranın yüzde 10,49’a gerilediği görülür. Bu bütçenin GSYİH’e oranında da benzer bir azalış görülmekle beraber bu oranın yüzde 2,5 gibi oldukça düşük bir düzeyde kaldığı görülür.
Buna ek olarak, MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay dalgalı bir seyir arz etmiştir. Bu miktarın 20 yıllık ölçekte bakıldığında azalmış olduğu, son 5 yıllık ölçekte bakıldığında ise neredeyse aynı kaldığı görülür. Bütçeyle ilgili göstergelerden hareketle, eğitim bütçesinde nominal bir artış görülse de bu artışın mevcut ekonomik koşullarda reel bir artışa tekabül etmediği anlaşılır. Bununla birlikte, büyüyen merkezi bütçeye rağmen merkezi bütçeden eğitim bütçesine ayrılan payda da önemli bir değişiklik kaydedilmemiştir. 2021 yılında merkezi yönetim bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 22,8 oranında genişlemiş, buna rağmen MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı bir önceki yıla göre yüzde 4 gerilemiştir.
2011-2020 yıllarında toplam eğitim harcamasının miktarı neredeyse 4 kat artmıştır. Bu artışa paralel olarak, öğrenci başına yapılan harcama miktarının da yükseldiği görülür. Buna göre, öğrenci başına harcama miktarı TL bazında üç kat artmış, 2021 yılında bu sayı 12,3 bin TL olmuştur. Bu harcamanın dolar bazındaki karşılığına baktığımızda ise bu miktarın 2 bin dolar düzeyinde seyrettiği, 2016 yılından itibaren ise sürekli olarak gerilediği görülür. Buradan hareketle ekonomik olarak gelişemeyen Türkiye’de, enflasyon oranının yüksek seyretmesi TL bazında nominal bir artışa sebep olsa da reel bir gelişmeye işaret etmez. Bu anlamda eğitim harcamalarında gerçek bir büyümeden söz edilemez.
Eğitim harcamalarının eğitim düzeylerine göre dağılımına bakıldığında en büyük payın yükseköğretime ayrıldığı görülür. Bütün düzeylerde nominal harcama miktarının sürekli olarak artış gösterdiği açıktır. Bununla birlikte, hangi düzeye daha çok kaynak aktarıldığı düzeylere aktarılan kaynağın incelenmesiyle anlaşılacaktır. Harcamalar içerisindeki en büyük pay halen yükseköğretime ait olsa da 2011’den bu yana yükseköğretimin payı azalmıştır. Benzer bir azalış eğilimi ilkokul düzeyinde yapılan harcamalarda görülür. Buralardan eksilen pay ise ortaöğretime eklenmiş, 2011-2020 yılları arasında bu pay 4 puanlık bir artışla neredeyse yüzde 30’a ulaşmıştır.
2014-2020 yılları arasında yükseköğretim ve ortaokul düzeylerindeki harcama miktarı birbirine yaklaşmış, 2020 yılında bu düzeylere yapılan toplam harcama miktarı neredeyse eşitlenmiştir. Son tahlilde eğitim harcamalarının neredeyse yüzde 60’ını yükseköğretim ve ortaokul düzeylerine yapılan harcamalar oluşturmuştur. Kaynak dağılımındaki bu değişimin nedeni düzeylerdeki öğrenci hacminin yoğunlaşması yahut azalmasıyla açıklanabilir. Zira ortaöğretime ayrılan harcama payı artmış olmasına rağmen son iki yılda öğrenci başına düşen harcama miktarının değişmediği görülür. Buna karşıt olarak yükseköğretime yapılan harcama miktarı oransal olarak azalıyor görünse de öğrenci başına yapılan harcama miktarının sürekli olarak yükseldiği görülür. Türkiye’de eğitim alanına önemli bir kaynak aktarıldığı anlaşılır. Nominal artışların reel bir değere dönüşmesi için ise ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulların düzelmesi gereklidir. Devlet tarafından yapılan harcamalar sayesinde zorlayıcı ekonomik ortama ve enflasyona rağmen pozitif yönde süregiden eğilimler korunmuştur.
Kaynakça
Milli Eğitim Bakanlığı, Örgün Eğitim İstatistikleri, 2021-2022.
Bu analizi paylaş