Bütün eğitim kademeleri için eğitim yapılan koşulların eğitimin niteliğini belirlediği söylenebilir. Uluslararası analizler eğitim ortamlarının niteliğini temelde derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı üzerinden değerlendirmektedir. Bölgesel olarak farklılıklar gözlense de Türkiye’deki okullar son yıllarda bu açıdan iyi durumdadır. Eğitim kademelerine göre derslik başına düşen öğrenci sayısına bakıldığında genel ortaöğretimin bu açıdan daha avantajlı olduğu görülür. 2020 ve 2021 yılları hariç son on yılda derslik başına düşen öğrenci sayısı sürekli azalmıştır. Bu da yapılan eğitimin daha nitelikli olması adına önemli bir gelişmedir.
Mesleki ve teknik ortaöğretim kademesinde derslik başına düşen öğrenci sayısının fazla olması bakımından 2010-2016 yılları arasında diğer eğitim kademelerine göre daha dezavantajlı olduğu söylenebilir. Ancak 2017 yılından itibaren mesleki ve teknik alanda eğitim veren kurumlar da dahil tüm eğitim kademelerinde derslik başına düşen öğrenci sayısında istikrarlı bir düşüş yaşandığı görülür. 2017 yılından itibaren tüm eğitim kademelerinde derslik başına düşen öğrenci sayısı 24’ü geçmez.
Bununla birlikte öğrenme ortamlarının teknolojik donanımı, geniş bant internet erişimi, hijyeni ve derslik dışındaki öğrenme mekânlarının niteliği bakımından bir takım eksiklikler devam etmektedir. 2019 yılında eğitim ortamlarını iyileştirmeyi hedefleyen Tasarım Beceri Atölyeleri projesi gündeme gelmiştir. Okulların güvenliği ile ilgili çalışmaları ve öğretmen odası tasarımlarını kapsayan bu proje kapsamında bir takım yenilikler ortaya çıkmıştır.
Öğrencilerin etkileşimli öğrenmelerini amaçlayan TBA’lar, sınıfın sınırlılıklarından uzak, sanat, spor, bilim, kültür ve yaşam temaları çerçevesinde planlanmıştır. Halihazırda okullarda verilen standart derslerin yanı sıra bu beş tema altında ahşap ve metal, görsel sanatlar, müzik, drama ve eleştirel düşünce, açık hava sporları başlıklarında FeTeMM (Fen, Teknoloji, Matematik, Mühendislik) alanlarında atölyeler kurulmuş ve 2018-2019 yılının bahar döneminde pilot uygulamalar yapılmıştır. 2022 yılı itibariyle İstanbul’da kurulan TBA’ların sayısı binin üzerindedir (İstanbul İl MEB, 2022).
Bütün bu yeniliklerin yanı sıra TBA’lar ile ilgili dikkat çeken bir sorun finansman ve sürdürülebilirlik olarak görülmektedir. Bakanlık bu soruna yönelik olarak ulusal ve yerel düzeyde bağış imkânlarından faydalanabilmek için çalışmalar yürütmüştür. Fakat bunun yerel düzeyde kalıp kalmayacağı önemli bir soru işaretidir. TBA’lara yönelik Bakanlık tarafından bir bütçe ayrılmaması söz konusu projenin bütün okullara yaygınlaştırılamaması ve halihazırda mevcut olan eğitim eşitsizliklerinin artması tehlikesini barındırmaktadır. Buna ek olarak TBA’lar konusunda karşılaşılan diğer önemli sorunlar ise eğitim içeriklerinin nasıl belirleneceği, bu eğitimleri verecek uzman eğitimcilerin bulunması, söz konusu eğitimlerin okuldaki diğer dersler ve etkinliklerle birlikte yürütülmesi, öğrenme çıktılarının ölçülmesi ve değerlendirilmesidir.
Eğitim ortamları meselesi tartışılırken üzerinde durulması gereken bir diğer önemli unsur yatılı, taşımalı ve burslu öğrenci sayıları ve yıllar içerisindeki dağılımıdır. 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde son yedi yılın en yüksek seviyesine ulaşan yatılı öğrenci sayısında salgın döneminin de etkisiyle 2020-2021 döneminde yüzde 12’lik bir düşüş yaşanmıştır. Taşınan öğrenci sayısında ise 2017-2018 döneminde bir önceki eğitim öğretim dönemine kıyasla yüzde 80 oranında ciddi bir artış vardır. Ancak bu dönemden itibaren düşmeye başlayan taşınan öğrenci sayısı salgının etkisiyle 2020-2021 eğitim-öğretim döneminde 2017-2018 dönemine kıyasla yüzde 10 azalma gösterir. Burslu öğrenci sayısının ise son beş yıl içerisinde istikrarlı biçimde arttığı görülür.
Eğitim ortamlarının ihtiyaç duyduğu yenilik ve iyileştirilmelerin belirlenmesi Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca yapılan denetlemelerle mümkün hale gelmektedir. Son beş yılda denetlenen kurumların sayılarına bakıldığında; yine salgın döneminin etkisiyle 2020 yılında ciddi bir düşüş yaşandığı görülür. 2019 yılında önemli oranda artarak 4440’a ulaşan denetlenen okul sayısı, salgının başladığı 2020 yılında yüzde 66,5 oranında azalarak 1483’e inmiştir.
Eğitimin niteliğini belirleyen önemli bir unsur olan eğitim ortamlarının iyileştirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürütülmektedir. Ancak bu yenilikler beraberinde sağlıklı biçimde yürütülme ve sürdürülebilirlik sorunlarını da getirmektedir. Bu bakımdan yürütülen bu çalışmaların denetlenmesi ve etki analizlerinin yapılması önem arz etmektedir.
Kaynakça:
MEB (2022). 11.10.2022 tarihinde http://istmem.meb.gov.tr/tba/ adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş