Eğitimde Bulunan Çocuk Nüfus ve Akran Zorbalığı
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan çocuk tanımı 0-17 yaş grubundaki çocuk nüfusu ifade eder. 2022 yıl sonu itibariyle Türkiye’de mevcut nüfusun %26,5’ini çocuk nüfus oluşturmuştur (TÜİK, 2023). 22,5 milyon çocuk nüfusun 16,9 milyonu okul çağındaki 5-17 yaş grubundan oluşmaktadır. Okul öncesi eğitimin 4 yaşa kadar gerilediği ve net okullaşma oranlarının %90 civarında gerçekleştiği hesaba katıldığında çocuk nüfusun %75’inin eğitimde olduğu söylenebilir. Eğitimde bulunan çocuk nüfus, Türkiye’de yaşayan her 5 kişiden 1’ini ifade eden oldukça geniş bir sosyal gruptur. Dolayısıyla bu grupta bulunan kişilerin eğitim hayatıyla ilişkileri ve eğitim hayatında karşılaştıkları zorluklar önemli birer sosyal mesele olarak karşımıza çıkar.
Zorbalık, fiziksel ve sözel olarak zarar veren davranışları ifade etmektedir (Olweus, 2005). Akran zorbalığı da bir öğrencinin başka bir öğrenciye fiziksel ve sözel ya da psikolojik olarak zarar vermesi olarak tanımlanabilir. Akran zorbalığı öğrencilerin okula yönelik tutumlarında oldukça önemli bir etkendir. Öğrenciler arasında yaşanan bu sorunların tespit edilmesi tutum ve davranışların geliştirilmesi için önem arz etmektedir. Türkiye Çocuk Araştırması’nda çocukların okulda uğradıkları zorbalıkların tespit edilmesi amacıyla hem bakım verenlere hem de çocuklara yönelik sorular yöneltilmiştir (TÜİK, 2023). Araştırma kapsamında 0-17 yaş grubundaki 14 bin 705 çocuk ile ilgili bilgiler bakım verenler tarafından alınmıştır. Bunun yanı sıra, 13-17 yaş grubundaki 4 bin 72 çocuğa ayrı bir soru formu uygulanmıştır.
Bakım verenlere yöneltilen ankette zorbalık türlerine göre dalga geçilenler, kasıtlı olarak dışlananlar, hakkında dedikodu yapılanlar, vurulan veya itilip kakılanlar, eşyaları alınanlar veya eşyalarına zarar verilenler, tehdit edilenler ve belirtilen zorbalıklardan herhangi birine maruz kalanlar olmak üzere çocukların hangi zorbalığa maruz kaldığı sorulmuştur. Bakım verenlerden alınan cevaplara göre belirtilen zorbalıklardan en az birine maruz kaldığını söyleyen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı %13,8’dir. Bu çocuklar arasında cinsiyet bakımından bir fark bulunmazken, yaş grubuna göre anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. 6-12 yaş grubunda olan çocukların %15,9’u belirtilen zorbalıklardan en az birine maruz kaldığını ifade ederken, 13-17 yaş grubu için bu oran %10,7’dir. Bunun yanı sıra, zorbalığa maruz kalan çocuklar arasında gelir düzeyine göre bir farklılık tespit edilmemiştir.
İşlevsel zorluğu olan çocuklar görme, duyma, yürüme, özbakım, iletişim, öğrenme, hatırlama, konsantre olma, değişikliği kabul etme, davranış kontrolü, arkadaş edinme alanlarından en az birinde çok zorluk çeken / hiç yapamayan veya her gün çok endişeli veya çok üzgün olan çocuklar olarak tanımlanır. Yapılan ankette zorluğu olan çocukların %27,2’si bahsedilen zorbalıklardan birine maruz kalırken, zorluğu olmayan çocuklar için bu oran %11,6’dır. İşlevsel zorluğu olan çocukların, zorluğu olmayan çocuklara kıyasla zorbalığa daha çok maruz kaldığı açıktır.
Çocukların okula aidiyetleri arkadaş edinebilme kapasiteleri ve arkadaşlarıyla kurdukları bağ ve duygular üzerinden ölçülmek istenmiştir. Çocukların okulda hissettikleri olumlu ve olumsuz duygular incelendiğinde okula aidiyet oranlarının önemli oranda daha yüksek olduğu, kendisini okulda yabancı ve yalnız hisseden çocuk oranının %10’un altında olduğu görülmüştür. Okulda arkadaş edinebildiğini söyleyen çocukların oranı %73,2 ve okula karşı aidiyet hisseden çocukların oranı %72,4’tür. Genel itibariyle çocukların okula karşı olumlu duyguları ve okul aidiyetlikleri yüksektir. İşlevsel zorluğu olan çocukların işlevsel zorluğu olmayan çocuklarla paralel cevaplar vererek kendilerini okula ait hissettiklerini ifade etmeleri önemli bir noktadır.
Ankette sorulan bir başka soruda ise çocukların eğitim hayatıyla ilgili kaygı düzeyi tespit edilmek istenmiştir. Sınava iyi hazırlanmış olsa bile kendisini çok endişeli hissettiğini söyleyen çocukların oranının %50,5 olduğu tespit edilmiştir. Her iki çocuktan biri sınavlar nedeniyle kaygılanmaktadır. Sınava iyi çalışmasına rağmen kaygılı hisseden çocukların oranının yüksek olduğu söylenebilir. Okul derslerinin baskısı altında hisseden çocukların oranı ise %13,4 olarak tespit edilirken, baskı altında hisseden çocuklar arasında cinsiyete göre bir farklılaşma görülmemiştir. Baskı altında hisseden çocuklar arasında farklılaşma yaş grubu üzerinden değişkenlik göstermiş, yaş düzeyi yükseldikçe baskı hissetme oranı artmıştır. 6-9 yaş grubundaki çocukların %12,1’i okul derslerinin baskısı altında olduğunu ifade ederken 15-17 yaş grubu için bu oran %14,3’e yükselmiştir. Bir diğer farklılaşma da işlevsel zorluğu olan çocuklarla olmayan çocuklar arasındadır; baskı altında hissettiğini söyleyen işlevsel zorluğa sahip çocukların oranı %25,6’yken, işlevsel zorluğu olmayan çocuklar için bu oran %11,4’tür.
Bir öğrencinin akranlarıyla ve okulla/derslerle kurduğu ilişki eğitim hayatının kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Yukarıda tartışıldığı üzere öğrencilerin maruz kaldığı zorbalık okula yönelik aidiyet düzeyinde etkili olabilmektedir. Elde edilen bulgulara göre her on çocuktan en az biri bahsedilen zorbalıklara maruz kalmaktadır. Daha etkili çözüm önerilerinin sunulabilmesi için paylaşılan verilerin detaylandırılması, bölgesel farklılıkların ortaya konması gerekmektedir. Bununla birlikte, çocuklar üzerinde kurulan başarı baskısının öğrencilerin derslere yönelik kaygı düzeylerini artırdığı da başka bir gerçektir. Bu gibi meselelerde etkili olabileceği düşünülen bölgesel ve sosyo-ekonomik farklılıklar veriler üzerinden daha net bir biçimde ortaya konmalıdır.
Kaynakça
Olweus, D. (2005). Bullying at school. Australia, Oxford: Blackwell.
TÜİK. (2023). İstatistiklerle Çocuk 2022. Erişildi: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Cocuk-2022-49674
Not: Bu analiz yazısı Şüheda Nur Uzuntaş tarafından kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş