Eğitimde eşitsizliklerin sürmesi toplumsal eşitsizliklerin kendisini yeniden üretmesine, dezavantajlı konumda olan çocukların dezavantajlı olarak toplumsal hayata devam etmesine ve aslında dikey hareketlilik gerçekleştirmek için tek imkanlarından da yeterli düzeyde faydalanamamasına neden olmaktadır. Demir (2020), eğitimde eşitsizliğin sınıflandırmasını cinsiyet temelli, sosyoekonomik nedenlerden, etnik kökenden ve okul-öğretmenden kaynaklanan eşitsizlikler olmak üzere dört başlık altında incelenebileceğini belirtmiştir. Bu yazıda OECD’nin Gini katsayısı ile sosyoekonomik eşitsizlik üzerinden ve TÜİK ve MEB’in istatistiklerinden hareketle cinsiyet temelli, okul ve öğretmenden kaynaklanan eşitsizlikler yorumlanmıştır.
İlk olarak OECD ülkelerinin sosyoekonomik eşitsizliğini gösteren Gini katsayıları verilmiştir. Burada düşük Gini katsayısına sahip olan ülkelerin PISA 2018 sonucuna göre eğitimde de eşitsizliğin az olduğu ülkeler olduğu gözlemlenmektedir (Demir, 2020). Türkiye, 0,4 puan ile OECD ülkeleri arasında eşitsizliğin yüksek olduğu ülkelerden biridir.
Eğitimde eşitsizliğin önemli göstergelerinden biri olan eğitim kademelerine göre okullaşma oranları 2015-2021 yılları için verilmiştir. 2020/21 eğitim öğretim yılında bir önceki yıla göre ilköğretim ve ortaokulda okullaşma oranında azalma görülürken ortaöğretim ve yükseköğretimde artış görülmektedir. Yükseköğretim, diğer kademelere göre en az okullaşmanın bulunduğu kademe olmuştur. En fazla okullaşma 2019 yılına kadar ortaokul kademesinde görülürken 2020/21 yılında ilköğretim kademesinde görülmüştür.
Grafikte 25 yaş ve üzeri erkeklerin bitirilen eğitim düzeyine göre dağılımı 2010-2020 yılları arasında verilmiştir. Erkeklerde en fazla tamamlanan eğitim kademesi 2016 yılına kadar ilkokul iken 2017 yılından itibaren lise (ortaöğretim) en fazla bitirilen eğitim kademesi olmuştur. Tamamlanan kademelerde 2010 yılından itibaren tek düşüşe geçen kademe, ilkokul kademesi olmuştur, diğer tüm kademeler artış göstermiştir. Aynı zamanda lise (ortaöğretim), 2018 yılından itibaren diğer eğitim kademelerine kıyasla en fazla bitirilen kademe olmuştur. Dolayısıyla 25 yaş ve üzeri erkeklerin son zamanlarda ilkokul veya ortaokul değil en az lise mezunu olarak hayatlarına devam ettikleri bu grafikten anlaşılabilir.
Diğer bir grafikte 25 yaş ve üzeri kadınların bitirilen eğitim düzeyine göre dağılımı 2010-2020 yılları arasında verilmiştir. 2010 yılından itibaren bitirilen eğitim düzeyi en fazla ilkokul olmuştur. Ancak bu seyir 2010 ve 2020 yılları arasında azalma göstermiştir. 2010 yılında bitirilen eğitim düzeyinin ilkokul olması yüzde 40,1 iken 2020 yılına gelindiğinde yüzde 28,1 olmuştur. Kadınlarda bitirilen eğitim düzeyinin lise, yüksekokul ve yüksek lisans-doktora kademeleri olması yıllar itibarıyla artış göstermiştir. Ancak hiçbir yılda bitirilen eğitim düzeyi ilkokul kademesini geçememiştir. Bu durum son yıllarda erkeklerin çoğunlukla artık en az lise kademesinden mezun olduğuna işaret ederken kadınların hala çoğunlukla ilkokul kademesinden mezun olduğunu göstermektedir. Buradaki durum cinsiyet eşitsizliğinin eğitim alanındaki boyutuna örneklik teşkil etmektedir.
Şekillerde 2010-2020 yılları arasında okullardaki derslik başına düşen ve öğretmen başına düşen öğrenci sayıları verilmiştir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı genel olarak ortaöğretimde azalma göstermiştir, 2020 yılında tekrar artmıştır. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının verildiği grafikte de ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademelerinde öğretmen başına düşen öğrenci sayıları 2020 yılı itibarıyla 2012 yılına göre azalma kaydetmiştir. Eskiye nazaran hem kalabalık sınıfların sayısı hem de öğretmenin ilgilendiği çocuk sayısı azalmıştır. Genele bakıldığında bu iyileşme, okul sayılarının artmasının bir çıktısı olarak değerlendirilebilir.
Kaynakça
Demir, Ö. Ö. (2020). PISA sonuçları Türkiye’deki eğitim eşitsizliği hakkında neler söylüyor?. Alanyazın, 1(2), 85-98.
Bu analizi paylaş