Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Evlilik ve Boşanmanın Kritik Seyri
Evlenme ve Boşanma

Evlilik ve Boşanmanın Kritik Seyri

· 24 Mart 2022 · 4 dk okuma

Aileciliğin Türkiye’de sosyal politikaların şekillenmesinden kamusal hayatın organizasyonuna kadar birçok alanda belirleyici ideolojik unsur olarak öne çıkması, bu konudaki verilerin titizlikle ele alınmasını öncelikli kılmaktadır. Buna göre bilhassa evlilik ve boşanmayla alakalı istatistiklerin aile yapısındaki kırılmalara dair önemli ipuçları içerdiği söylenebilir. Bu bağlamda ülkenin geçirdiği demografik dönüşümün, kentlere artan göçün ve hızlı şehirleşmenin evlilik trendlerine doğrudan yansıdığı gözlemlenmektedir. Öncelikle 2010-2020 arası evlenme sayılarına baktığımızda 2015’ten itibaren devamlı bir düşüş göze çarpmaktadır. Yıllar içinde dalgalı bir seyir izleyen boşanma grafiğinde ise yükseliş ve düşüş örüntüleri değişken olmakla beraber, 2010 sonrasında boşanmalarda sayısal anlamda önemli bir farktan bahsedilebilir. 2010 öncesi 90 binlerde seyreden vaka sayıları, 2010 sonrasında 100 binlerde devam ederek 150 binlere kadar çıkmıştır. 

Evlenme ve Boşanma Sayıları (2010-2024)

Boşanma, Türkiye toplumunda Batılı toplumlara kıyasla zor kabul edilen ve kültürel anlamda marjinalleştirilen bir olgu olsa da istatistikler boşanma sürecinin yaygınlaştığına işaret etmektedir. Son yıllarda ortaya çıkan bu tablo antropologlar başta olmak üzere farklı alanlardan sosyal bilimcilerin üzerine eğildiği bir araştırma alanını ortaya çıkarmaktadır. Boşanma oranlarının kentlerde ve GSYİH’nin fazla olduğu alanlarda daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşan kimi araştırmacılar büyük bölgesel farklılıkların bulunduğunu öne sürerek şehirleşmenin ve sosyoekonomik faktörlerin boşanmada belirleyici olduğunu ifade etmişlerdir (Caarls ve de Valk, 2018). Elbette bu verileri toplam nüfus/genç nüfus artış hızı, kırdan kente göç, okullaşma oranı gibi diğer toplumsal göstergelerle beraber okumak daha sağlıklı olacaktır. 

Yıllara göre (2010-2020) ilk evlilik yaşı kadın ve erkeklerde düzenli bir artış göstermektedir. Buna göre 2010 yılında Türkiye’de erkeklerin ortalama ilk evlenme yaşı 27 iken, 2020 yılında bu sayı 27,9’a çıkmıştır. Kadınlarda ise evlenme yaşı 23,7’den 25,1’e çıkarak yaklaşık 1,5 sene artış göstermiştir. Türkiye’de son yıllarda artan okullaşma ve şehirleşmeyle beraber genç nüfusun iş hayatına atılma ve evlilik gibi kararları almalarında erteleme söz konusu olabilmektedir. Ayrıca seneler içerisinde ortalama yaşam süresinin uzaması mevcut tablonun ortaya çıkmasındaki bir diğer faktör olarak değerlendirilebilir. İlk evlilik yaşının yükselmesi demografik geçiş kuramının öngördüğü model ile tutarlı bir gelişme gibi gözükmektedir. 

Ortalama İlk Evlenme Yaşı (2010-2024)

Türkiye’de evlilerin toplam nüfus içindeki oranı 2010’dan bu yana yüzde 47 oranında seyrederek oldukça stabil bir tablo meydana getirmektedir. Yaklaşık son 10 senedir toplam nüfusun neredeyse yarısını evli nüfusun oluşturması ise başta belirtildiği şekilde Türkiye gibi aileci perspektifin güçlü temellerinin bulunduğu ve evliliğin birçok toplumsal bileşen tarafından teşvik edildiği bir ülkede dikkat çekici bir veri sunmaktadır. 

Evlilerin Toplam Nüfus İçindeki Oranı (2010-2023)

 

 

Kaynakça

Caarls, K. ve de Valk, H. A. (2018). Regional diffusion of divorce in Turkey. European Journal of Population, 34(4), 609-636.

 

 

 

 

Bu analizi paylaş