Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Genç Nüfusun Toplumdaki Konumu ve Potansiyeli
Gençler

Genç Nüfusun Toplumdaki Konumu ve Potansiyeli

· 24 Mart 2022 · 5 dk okuma

Genç nüfus potansiyeli Türkiye için uzun yıllar boyunca sosyoekonomik anlamda önemli bir güç unsuru olagelmiştir. Fakat son yıllarda doğurganlık oranlarının ve doğum hızının düşüşe geçmesiyle beraber nüfusun yaşlanması gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Alandaki birçok araştırmacının da altını çizdiği üzere, önümüzdeki yıllarda uygulanacak sosyal politikaların yaş piramidinde gözlemlenecek bu dönüşüm hesaba katılarak geliştirilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca, genç nüfusun azalışı çalışan nüfusun azalışı anlamına geldiğinden, ülkenin üretim kapasitesi ve mevcut iş gücü potansiyelinde ciddi zorluklar meydana geleceği de öngörülmektedir. 

2010-2020 yılları arasında genç nüfusun toplam nüfus içindeki dalgalanmaları incelendiğinde yukarıdaki tezleri destekler nitelikte bir tablo karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, son 10 senede Türkiye’de genç nüfus oranında devamlı bir azalış göze çarpmaktadır. 2010 yılında 15-24 yaş grubu gençler nüfusun yüzde 17’sini oluştururken, 2020 yılında bu sayı yüzde 15,4’e inmiştir. Benzer bir hız ve trendle devam ettiği takdirde bahsedilen oranın önümüzdeki yıllarda çok daha küçüleceği tahmin edilmektedir. Ayrıca genç nüfusun azalması sonucunda karşılaşılacak toplumsal meselelerden biri olarak göç gündeme gelmektedir. Bu bağlamda yeterli istihdam olanağı bulamayan genç nüfusun dış göçe; hayat pahalılığı ve kentin hızlı temposu gibi faktörlerin zorlayacağı yaşlı nüfusun ise iç göçe yöneleceği ileri sürülmektedir (Uyanık, 2017). 

15-24 Yaş Arasındaki Genç Nüfus Oranı (2010-2021)

YÖK’ün 2021 verilerine göre son 10 senede üniversite öğrenci sayısında aşamalı olarak artış meydana gelmiştir. Ön lisans, lisans ve lisansüstü olmak üzere tüm kademelerden üniversite öğrencilerinin dâhil edildiği istatistiğe bakılırsa 2010-2011 öğretim yılında 3,7 milyon olan sayı, 2020-2021 öğretim yılında 8,2 milyona yükselmiştir. Son yıllarda açılan üniversitelerle artan kontenjanlar tablonun ortaya çıkmasında etkili olmakla beraber, verilerdeki bu yükseliş toplumun genel eğitim düzeyi açısından olumlu bir gelişme şeklinde değerlendirilebilir. Bununla beraber, nicel verilerin yanında üniversitelerde verilen eğitimin niteliği de eğitime dair oldukça kritik bir göstergedir. 

Üniversite Öğrenci Sayısı (2010-2021)

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de işsizlikten en derin etkilenen grup olan gençler, eğitim sürecinden iş hayatına geçişte iş gücü piyasası kaynaklı sorunlardan yana oldukça dezavantajlı konumdadırlar (Sever ve İğdeli, 2018). Türkiye’de 2010’da yüzde 19,7 olarak kaydedilen genç işsizlik oranı 2020’de yüzde 25’e ulaşmıştır. Her ne kadar 2019’dan sonra oranda çok az da olsa bir düşüş gözlemlense de genç işsizliği 2013-2017 seneleri arası artma trendi göstermiştir. Bunun yanı sıra, 2014’te yüzde 33,5 olan genç istihdam oranı 2018’den itibaren düşüşe geçerek yüzde 29,2’ye gerilemiştir. Genel anlamda eğitim sistemindeki açmazlar, demografik faktörler, ekonomik kriz veya küçülme süreçleri, uzun süreli enflasyon, yetersiz istihdam politikaları gibi birçok yapısal problem, genç işsizliğinin sosyal ve iktisadi sebeplerini oluşturmaktadır (Sever ve İğdeli, 2018). 

Gençlerin İstihdam ve İşsizlik Oranı (2010-2023)

Ne eğitimde ne istihdamda olarak ayrı bir grup altında ele alınan gençler ise sosyolojik anlamda daha dikkatli bir analizi gerekli kılmaktadır. Boşlukta olma hissiyle toplumdaki konumlarına dair sorgulama hatta kriz sürecine girebilecek gençlerin okul veya meslek aidiyetinden uzak olmaları kimlik algılarına dair bir kafa karışıklığını da beraberinde getirebilir. Böyle bir sürecin sebep olacağı buhranın ise kişiyi farklı arayışlara, bilhassa kabul görme ve bir grubun parçası olma itkisiyle radikal oluşumlara yönelmeye götürebileceği söylenebilir. Bu bağlamda Türkiye’de 2004’te yüzde 24,9 oranında tespit edilen ne istihdamda ne eğitimdeki gençlerin (15-17 yaş) oranı 2007-2016 yılları arası devamlı azalma göstererek yüzde 10,4’e kadar inmişken; son 4 senede tersi yönde artışa geçerek yüzde 11’e çıkmıştır. Bahsedilen yaş grubunun çocukluğa-ergenliğe yakın olduğu hesaba katılırsa bu gruptaki gençlerin bilhassa nitelikli eğitime kazandırılması sürecin sağlıklı bir biçimde yönetilmesini sağlayacaktır. 

Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan 15-17 Yaş Grubundaki Çocuk Nüfusun Oranı (2010-2021)

 

Kaynakça

Sever, E. ve İğdeli, A. (2018). The determining factors of youth unemployment in developing countries: The case of Turkey. International Journal of Social and Economic Sciences, 8(1), 75-83.

Uyanık, Y. (2017). Nüfus yaşlanmasının işgücü piyasaları üzerindeki etkileri. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 19(1), 72-94.

 

 

 

 

 

Bu analizi paylaş