Türkiye’de hem toplumsal tabanın hem de politika yapıcıların sıkça başvurduğu bütçe yönetim araçlarından biri olan borçlanma, dengeli davranılmadığı takdirde çeşitli kriz ve tehditlere zemin hazırlama riskini barındırmaktadır. Tüketim alışkanlıklarında olduğu gibi hanehalklarının borçlanma davranışındaki iniş ve çıkışlar hanelerin sosyoekonomik durumuna ilişkin önemli bilgiler taşır. Esasen gelir ve varlıkla orantılı şekilde geri dönüşü sağlanabilecek borçlanmalar hanehalklarının elini kısa vadede rahatlatacak hızlı ve pratik çözümlere dönüşebilir, ancak tam tersi tutarsız borçlanma ise oldukça fasit ve yıpratıcı bir borç sarmalının kapısını aralayacaktır. Dolayısıyla genel olarak bireylerin sırtında kambur olarak değerlendirilen ve mecburiyetten ötürü girilen borçların yatırım vasıtası olarak kullanılması daha nadir karşımıza çıkmaktadır.
Hanehalkı borçluluğuna dair belirleyici göstergelerden biri olan borçların harcanabilir gelire oranı 2015-2020 yılları arasında neredeyse ters çan eğrisine benzer bir şekil çıkarmaktadır. Buna göre 2015’ten 2018’e 9 puan azalan oran, 2018’de son 5 yılın en düşük değerini alarak yüzde 43’e gerilemiş; ancak 2018 itibariyle yükselişe geçerek 2020’de tekrar yüzde 52’yi görmüştür. Her yılın son çeyreği baz alınarak hazırlanan bu istatistikler, son üç senedeki yükseliş trendine dikkat çekmektedir. Bahsedilen oranın artması hanehalkları için gelir ve borç arasındaki uçurumun büyümesi anlamına geldiğinden bu durum yukarıda bahsedildiği gibi ekonomik açıdan tehlikeli süreçlere ön ayak olma riski barındırmaktadır. Harcanabilir gelir oranına benzer şekilde hanehalkı borçlarının GSYİH’ye oranında da 2018-2020 yılları arasında artış gözlemlenmiştir. Her ne kadar yüzde 14,8’den yüzde 17’ye çıkarak 2,2 puan artış gösterse de Merkez Bankası hanehalkı borçlarının GSYİH’ye oranı hususunda Türkiye’nin hâlâ daha birçok ülkeye kıyasla iyi bir konumda olduğunu ileri sürmektedir. Ancak 2000’lerin başında tek haneli seyreden hanehalkı borçlanma oranlarının 2020’de geldikleri noktaya bakılırsa borçlanmanın son 20 senede aşırı ölçüde arttığı bir gerçektir.
Merkez Bankası’nın finansal hesaplar raporlarındaki verilere göre son 5 senedir (2015-2020) Türkiye’de hanehalkı yükümlülüklerinin neredeyse tamamını krediler oluşturmaktadır. Son yıllarda yükselen kredi arzının talebi tetiklemesiyle beraber, hanehalklarının tüketici kredilerine yönelmelerinin arka planında çeşitli sosyal ve ekonomik saikler bulunmaktadır. Yüksek enflasyon, alım gücünün düşmesi, emek güvencesizliği gibi temel iktisadi problemler neticesinde kişilerin kazanç ve masrafları birbirini karşılayamaz hale gelirken; neredeyse eksiye düşen haneler için kredi yoluyla borçlanma artan tüketim harcamalarını karşılamada bir çıkış yolu gibi gözükmektedir. Bununla beraber, bütçeleri eksiye düşmese dahi birikime dönüştürecek bir gelir fazlalığı elde edemeyen hanehalkları için kredi seçeneği konut veya taşıt gibi yüksek meblağlı varlık sahibi olmada bir araç haline gelmiştir. Ayrıca, banka kredisi gibi geri ödemesi epey uzun süreçlere yayılan ve faizle giderek şişen borçlanma tiplerinde fiziksel zorluklara ek olarak mental açıdan da oldukça bunaltıcı bir süreç söz konusudur.
Türkiye’de 2014-2020 yılları arasında tüketici ve konut kredisi kullanan kişi sayısındaki artış grafiği kritik veriler sunmaktadır. Yedi sene içerisinde değerleri 15 milyondan 25 milyona çıkan bu gösterge için en çarpıcı artış 2019’dan 2020’ye geçişte olmuştur. 2019 yılında yaklaşık 19 milyon kredi kullanan kişi sayısı bir sene içerisinde daha önce benzeri görülmemiş bir artışla 6 milyon yükselerek 25 milyona ulaşmıştır. Birçok araştırmacının COVID-19 pandemisinin şiddetli bir neticesi olarak gördüğü bu tablo, iş yerleri kapanan ve daralan ekonomiden bir hayli olumsuz etkilenen hanehalklarının, kredi yoluyla borçlanmaya yönelmeleriyle ortaya çıkmıştır. Ancak, madalyonun öbür yüzüne bakılacak olursa, istihdamın küçüldüğü ve ciddi yapısal sorunların baş gösterdiği bir konjönktürde bankaya olan hanehalkı borçlanmaların artmasının uzun vadede ciddi krizlere sebebiyet vereceği de kaçınılmaz gözükmektedir.
Bu analizi paylaş