Hane üyelerinin refahını etkileyen başlıca faktörler arasında hanehalkı büyüklüğü ve hanenin yapısal özellikleri bulunur ve bu iki özelliğe göre haneye giren kaynaklar üyeler arasında dağılır. Hanehalkı büyüklüğünü etkileyen unsurlar ise doğum oranları, bölgede yaygın ekonomik faaliyetler ve yöresel geleneklere bağlılık olarak sayılabilir.
Aşağıdaki şekillerde görüldüğü üzere Türkiye’de hanehalkı büyüklüğü 3 ve daha az fertten oluşan haneler lehine değişim göstermektedir. 6 ve daha fazla fertten oluşan hanelerin sayısı azalırken 5 kişilik hanelerin sayısı yaklaşık olarak aynı kalmıştır. Bununla birlikte 4 kişilik hanelerde gözlemlenen minimal artışın bir trende dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecektir. 4 ve 3 kişilik haneleri ebeveynler ve bir veya iki çocuğun yaşadığı haneler şeklinde değerlendirirsek, gelecekteki aile yapısının çok çocuklu ailelerden 1 veya 2 çocuklu ailelere dönüşeceğinden bahsedilebilir. Ancak şekildeki en dikkat çekici değişim tek ve çift kişilik hanelerin sayısındaki artıştır. Buna göre hem Türkiye’de şehirleşme ve değişen istihdam koşullarına, hem de genç neslin tercih ettiği hane yapısının geleneksel aile yapısından gitgide uzaklaşmasına bağlı olarak, bir hanede yaşayan ortalama birey sayısı giderek düşmektedir.
Şekillerde tek kişilik, sadece eşlerden oluşan, eşler ve çocuklardan oluşan ve tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanelerin sayısında artış olduğu görülmektedir. Bunlar arasından tek kişilik ve sadece eşlerden oluşan hanelerin artışı yukarıda saydığımız şehirleşme, değişen istihdam koşulları ve geleneksel aile yapısından uzaklaşma eğilimleri gibi nedenlerle açıklanabilir. Ayrıca tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanelerdeki artış ile boşanma sayılarındaki artış mukayese edilebilir. Buna göre 2001 yılında 91 bin boşanma yaşanırken, istikrarlı biçimde artan boşanma sayıları 2020 yılında gelindiğinde 135 bin olmuştur.
Bu verilere göre Türkiye’de hanehalkı yapısında bir dönüşüm gerçekleştiği söylenebilir. Şekillerde görülen eşler ve çocuklardan oluşan hanelerdeki artışın, 6 ve üstü ve 5 kişilik hanelerin aleyhteki değişimine rağmen, 4 ve 3 kişilik hanelerin artışına bağlı olarak gerçekleştiği söylenebilir. Bu demektir ki genç evliler geniş aile ve çok çocuklu aile formatlarını terk edip, tek veya çift çocuklu aile formatına yönelmektedir. Çekirdek aile olmayan birden fazla kişinin yaşadığı hanehalkı sayısında azalma gözlenmektedir. Bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkı sayısının yaşadığı minimal artış ise geniş aile yapısının bütün şehirleşme ve modernleşmeye rağmen korunduğunu gösterir niteliktedir.
Ayrıca, Türkiye toplumunun demografik açıdan bölgeler arasında yakınsamış olduğu varsayımı hanehalkı verileri doğrultusunda kabul edilir olmamaktadır. Hanehalkı tür ve büyüklükleri bölgesel düzeyde incelendiğinde, kırsal yerleşim alanları ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinin 1980’li yılların genel demografik görünümüne benzer olduğu görülecektir. Buna göre Türkiye’de farklı demografik yapıların bulunduğu ve tam bir demografik yakınsamanın gerçekleşmediği söylenebilir (Bostan, Sertkaya-Doğan, 2019).
Sonuç olarak Türkiye, çok da şiddetli olmayan bir demografik dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşüme göre ortalama hanehalkı büyüklüğü azalmakta, tek başına yaşayanların ve az nüfuslu çekirdek ailelerin sayısı artmaktadır.
Kaynakça
Bostan, H. ve Sertkaya-Doğan, Ö. (2019). Türkiye’nin demografik dönüşümü ve nüfus projeksiyonlarına göre fırsatlar. Doğu Coğrafya Dergisi, 24(41), 61-90.
Bu analizi paylaş