Dünyadaki tüm canlıları ilgilendiren hava kirliliği, gelecek nesillerin değil günümüzün güncel bir problemidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre hava kirliliği, atmosferin doğal özelliklerinin değişmesine yol açan kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler tarafından kapalı ve açık alanları kapsayan çevrenin kirlenmesi olarak tanımlanmaktadır (WHO, t.y.). Evsel ısıtma, motorlu araçlar, endüstriyel cihazlar, orman yangınları hava kirliliğinin temel sebepleri olarak belirtilmektedir. Halk sağlığını olumsuz etkileyen kirleticiler, partikül madde, karbon monoksit, ozon, nitrojen dioksit ve kükürt dioksit olarak sıralanabilir (WHO, t.y.).
Dünyada her yıl 7 milyon insanın hava kirliliği yüzünden hayatını kaybetmesi durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Bu kısımda Hava Kalitesi Endeksi’nden hava kaliteleri düşük olan şehirlere değinilmekle birlikte Türkiye’de hava kirliliğine sebep olan faktörler ve alınan tedbirler için T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın raporundan faydalanılmıştır.
Hava Kalitesi Endeksi, küresel çaplı bir çalışma olmasının yanı sıra ülkelerin şehirlerine dair detaylı veriler sunan bir endekstir. Burada Türkiye’nin hava kalitesini gösteren 153 tane istasyon bulunmaktadır. Hava kalitesinin sağlıksız olarak saptandığı yerler sırasıyla Antakya (151), Hatay/İskenderun (143), Osmaniye (143), Kırklareli (141) illeridir. Hava kalitesinin sağlıksız olması, insan sağlığının bu havadan etkilenmeye başlayabileceği ve riskli grupta olan bireylerin daha ciddi sağlık sorunları yaşama ihtimalinin bulunduğu anlamına gelmektedir. Ayrıca hava kirliliğinin birincil kaynağının sanayi olduğu iller Marmara Bölgesi, İç Ege ve Batı Karadeniz olarak belirtilmiştir (T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2020).
İllerde hava kirliliğine neden olan en önemli kaynaklar şekilde verilmiştir. Buna göre 57 ilde evsel ısınmadan kaynaklı hava kirliliği oranı yüzde 70 iken 8 ilde yüzde 10 oranında maden işletmelerinden kaynaklı hava kirliliği görülmektedir. Bu nedenleri karayolu trafik, imalat sanayi işletmeleri takip etmektedir. Bu tabloda görüldüğü üzere hava kirliliğine yol açan en önemli kaynak evsel ısınma olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hava kirliliğine neden olan kaynakların yıllara göre dağılımına göre evsel ısınma; sanayi, karayolu trafik ve diğer kaynakların toplamının yaklaşık dört katına denk gelmektedir. Oranlar sırasıyla ele alındığında ise evsel ısınma, sanayi, trafik karayolu ve diğer kaynaklar birbirini izlemektedir. Bu kaynakların yıllar içindeki dağılımına bakıldığında evsel ısınma 2002-2004 yılında yüzde 88 oranından zaman içinde düşme yönünde bir seyir izlemiştir ve en son 2019 yılında yüzde 71’e düşmüştür.
Burada doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasının evsel ısınmadan kaynaklı kirlenmeye etkisinden bahsedilebilir. Sanayi faktörü ise evsel ısınmaya göre daha az yüzdeye sahiptir ancak zaman içinde artma yönünde bir seyir göstererek 2019 yılında yüzde 20’ye ulaşmıştır. Bu durum sanayi faktöründen kaynaklı hava kirliliğinin de yaygınlık gösterdiğine delalet etmektedir. Karayolu trafik ve diğer kaynaklar görece az oranlara sahiptir ve dalgalanmalar haricinde neredeyse sabit kalmıştır.
Büyük şehirlerde ve endüstri alanlarındaki hava kirliliğine dikkat çeken Yılmaz (2021), şehir atmosferinde endüstri kuruluşlarının sebebiyet verdiği toz ve duman (cıva, kurşun, kadmiyum ağır gibi metal bileşenleri dioksin, furan gibi organik kimyasallar ve uçucu baca külleri), endüstriyel ürüne yönelik küller, araç egzoz çıktıları gibi kirleticilerin yığılma gösterdiğini belirtmiştir. Dolayısıyla şehir ve endüstri bölgelerindeki ve köy/taşra bölgelerindeki hava kirliliği farklılık göstermektedir. Bu kapsamda şekilde il ve ilçelerde hava kirliliğini önlemeye yönelik alınan tedbirler ve oranlar şekilde verilmiştir. İl ve ilçelerde yaygın olarak alınan önlemler; denetim, kaliteli katı/sıvı yakıt kullanımı, sanayi kuruluşlarının emisyon izni almaları ve motorlu taşıtların egzoz gazı ölçümleri yüzde 70-90 arasında seyir göstermiştir.
Ayrıca hava kirliliğini azaltmada denetim, sanayi kuruluşlarının emisyon izni alması, doğal gaz kullanımı, sanayi tesislerinin şehir dışına çıkarılması gibi tedbirler, il merkezlerinde ilçelere nazaran daha fazla orana sahiptir. İl merkezlerinde doğal gaz kullanımı da yüzde 75 ile yaygın olarak sayılabilecek önlemlere dahil edilebilir. Grafikte görüldüğü üzere alternatif enerji kaynaklarının kullanımı, illerde yüzde 9, ilçelerde yüzde 16 ile düşük bir orana sahiptir. Burada politika yapıcıların geçici önlemler almak yerine ileride bu kirliliği en aza indirecek alternatif enerji kaynaklarının üretimine, yeterli altyapının oluşturulmasına ve bu kaynakların kullanımını teşvik etmesine ihtiyaç vardır. Paris İklim Anlaşması’na dahil olunması bu konuda yapılan ve yapılacak olan planların ve tedbirlerin daha sistematik bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.
Kaynakça
Real Time Air Quality Index Visual Map. (2022). 3 Şubat 2022 tarihinde https://aqicn.org/map/turkey/ adresinden erişildi.
T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (2020). Türkiye çevre sorunları ve öncelikleri değerlendirme raporu. 03 Şubat 2022 tarihinde https://webdosya.csb.gov.tr/db/ced/icerikler/tu-rk-yecevresorunlariveoncel-kler-_2020-20210401124420.pdf adresinden erişildi.
World Health Organization (WHO). (t.y). Air pollution. 04 Şubat 2022 tarihinde https://www.who.int/health-topics/air-pollution#tab=tab_1 adresinden erişildi.
Yılmaz, F. (2021). Hava kirliliği, bileşenleri ve sağlık. FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, (18), 231-250.
Bu analizi paylaş