Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
İnşaat Maliyetlerinin Değişimi ve Yeni Konut Yapımı
Konut

İnşaat Maliyetlerinin Değişimi ve Yeni Konut Yapımı

· 27 Mart 2022 · 5 dk okuma

Hızlı şehirleşmenin kentleri en başta fiziksel olarak dönüştürmesi inşaat faaliyetleri ve gayrimenkul sektörünün süreçle beraber daha fazla ön plana çıkmasını beraberinde getirmiştir. Nüfusu günden güne büyüyen şehirlerde artan konut ihtiyacını gidermeye yönelik projelerin niteliği Türkiye’de uzun yıllardır gündem oluşturmaktadır. Bu bağlamda ekonomi ve inşaat sektörü arasındaki ilişkinin küresel bağlamda da birçok tartışmanın çekirdeğine yerleştiği söylenebilir. Türkiye’nin 2007-2012 yılları arasında inşaat faaliyetlerinde kat ettiği önemli büyümede diğer faktörlerin yanı sıra yabancı sermaye girişleri ve dış taleplerin de etkili olduğu görülmektedir. Bununla beraber, inşaattaki büyüme kentsel planlama sistemi ve çevre koruma ile ilgili çeşitli zorluklara da zemin hazırlamıştır (Balaban, 2012: 34). 

TÜİK, inşaat maliyetlerindeki ortalama artış ve azalışı tespit etmek amacıyla hazırladığı İnşaat Maliyet Endeksi kapsamında malzeme ve işçilik dâhil tüm masraf gruplarını hesaba katarak oluşturduğu verileri ayda bir yayımlamaktadır. Buna göre İnşaat Maliyet Endeksi ve değişim oranı grafiği incelendiğinde maliyetlerin değişiminde yıllara göre dalgalı bir seyir göze çarpmaktadır. 2016 yılında maliyet oranında yüzde 18,1, 2017 yılında yüzde 16,1, 2018’de yüzde 25,6, 2019’da yüzde 10,7, 2020 yılında ise yüzde 25 artış söz konusudur. Türkiye ekonomisinin son yıllardaki başlıca meselelerinden biri olan döviz kuru dalgalanmaları, birçok sektörü olduğu gibi inşaat sektörünü de çeşitli açılardan etkilemiştir. Bilhassa dövize dayalı borçları bulunan inşaat şirketleri için negatif sonuçlar doğuran kur dalgalanmaları, maliyet değişimleri ve kâr kayıplarına da yol açmaktadır (Aksüyek ve Yılmaz, 2017). 

Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre İnşaat Maliyet Endeksi (2016-2024)

Türkiye’de 2000’lerin başından itibaren inşaat sektöründe görülen ‘patlamanın’ iktisadi olduğu kadar politik motivasyon ve sonuçları da bulunmaktadır. Öncelikle mobilyacılık, çimento, dekorasyon, kerestecilik gibi çeşitli yan sektörleri de beslediği varsayılarak ekonominin lokomotifi olarak görülen inşaat sektörünün kontrolsüz büyümesine dayanan bir işleyişin çeşitli problemler barındırdığı araştırmacılar tarafından ileri sürülmektedir (Balaban, 2011: 20). Bu bağlamda spekülatif şekilde şişirilen emlak balonunun yol açtığı emlak piyasasında değersizleşme, yüksek enflasyon, konut satın alma veya kiralayabilme kapasitesinde düşüş, sermayenin üretken sektörlerden kaçışı, yeni yatırım eksikliği gibi başlıca sorunlardan bahsedilebilir (Balaban, 2011: 20). Bu noktada inşaat sektöründeki aşırılaşmanın ulusal ve uluslararası hukuk metinlerinde insan hakkı çerçevesinde değerlendirilen konut hakkına cevap vermekten ziyade neoliberal, arz-yönlü (Penpecioğlu, 2011: 62) bir kâr büyütme misyonuna sahip olduğu söylenebilir. Mimariyi, yapılaşmayı ve geniş ölçekte kenti dönüştürmek, kamusal alanı dönüştürmektir ki bu da toplumsallık içerisinde yer alan her ilişkinin çerçevesinin yeniden belirlenmesi demektir. Bahsedilen süreç literatürde ‘yapılı çevre üretimi’ şeklinde ele alınarak sermaye birikim uygulamalarıyla ilişkilendirilmiştir. Buna göre Türkiye’de yapılı çevre üretiminde 1983-1987 arası ve 2000’ler bilhassa 2008 sonrası olmak üzere iki kritik dönem söz konusudur. Devletin neoliberal yapısal dönüşümüyle beraber çeşitli yasal düzenlemelerin kabulü, belirtilen periyotlarda yapılı çevre üretim sürecine ivme kazandırmıştır. Tüm bu mekânsal dönüşüm de aslında literatürde çokça tartışılan neoliberal özne pratiklerinin yeniden üretimini kolaylaştıracak bir zemin meydana getirmektedir. Korunaklı ve izole güvenlikli sitelerin, AVM’lerin, ayrışmış mekânların yaygınlaştığı bir bağlamda sosyal örgütlenmenin giderek gücünü kaybettiği; bunun karşısında ise bireyselliğin, tüketim yoluyla kendini gerçekleştirme/özgürleştirmenin, hatta uzun vadede toplumsal kutuplaşmanın hız kazandığı söylenebilir (Penpecioğlu, 2011). 

Yapı Kullanma İzin Belgesi Verilen Toplam Yapı Sayısı (2010-2021)

Nihayetinde, bireylerin şehirle kurduğu bağın karakterini belirleyen en önemli faktörlerden birinin mimari ve dolayısıyla inşaatçılık olduğu göz önünde bulundurulursa alanın önemi daha doğru anlaşılacaktır. İnsan ve refah odaklı, erişilebilirliği öncelik alan, şehir kimliğine saygılı proje ve yatırımlar üretebilmek için söylem düzeyinden öteye geçebilen gerçekçi politika atılımları elzemdir. 

 

Kaynakça

Aksüyek, H. ve Yılmaz, H. B. (2017). Kur riskinin inşaat projeleri üzerindeki etkisi ve korunma yöntemleri. Ulak Bilge Sosyal Bilimler Dergisi, 5(9), 179-198.

Balaban, O. (2011). İnşaat sektörü neyin lokomotifi?. Birikim Sosyalist Kültür Dergisi, 270, 19-26. 

Balaban, O. (2012). The negative effects of construction boom on urban planning and environment in Turkey: Unraveling the role of the public sector. Habitat International, 36(1), 26-35.

Penpecioğlu, M. (2011). Kapitalist kentleşme dinamiklerinin Türkiye’deki son 10 yılı: Yapılı çevre üretimi, devlet ve büyük ölçekli kentsel projeler. Birikim, 270, 62-73.

 

 

Bu analizi paylaş