Günümüzde temel insan hakları arasında sayabileceğimiz sosyal koruma, ekonomik açıdan ihtiyaç sahibi olan vatandaşların yük ve risklerini azaltmayı amaçlayan her türlü yardım olarak tanımlanabilir. Bu yardımlar toplumun farklı gruplarını içine alarak sosyal bütünlük ve cinsiyetler arası eşitliği sağlamaya çalışmanın yanı sıra ekonomik büyüme, kalkınma ve verimliliklerin artırılmasına yönelik politika yapıcı unsurları da içinde barındır Bu nedenle sosyal koruma, dünya çapında hedeflenen sürdürülebilir kalkınma amaçlarının büyük destekleyicilerinden biridir. Türkiye’de kadınların toplumsal hayatta değişen konumu düşünüldüğünde kadınlara yönelik sosyal koruma hizmetlerinin önemli bir entegrasyon ayağı olduğu söylenebilir.
2022 yılında 1 trilyon 291 milyar 77 milyon TL’lik bir bütçesi olan sosyal koruma hizmetleri hastalık/sağlık bakımı, engelli/malul, emekli/yaşlı, dul/yetim, aile/çocuk, işsizlik ve sosyal dışlanma başlıklı yedi alt hizmetten oluşuyordu. Günümüzde ekonomik ihtiyaca göre gerçekleştirilen desteklerin yanı sıra kadınlar için yapılan sosyal yardımlar arasında cinsiyet grupları açısından aile içi, toplumsal hayat ve özellikle iş dünyasında sıklıkla yaşanan zorluk ve ayrımcılıkları azaltmaya yönelik destekleme mekanizmaları da bulunuyor. İşgücü piyasalarında sermayeye erişim zorluğu, cinsiyetçi çalışma normlarıyla birlikte yaşanan ücret alımlarında cinsiyetler arasında yüksek- belirgin farklar nedeniyle kadınlar hem kendi hayatlarını ve dahi aile hayatlarını idame ettirmede hem de toplumsal- ekonomik kalkınma için savunmasız bir konumda bırakıldığı biliniyor. Bu nedenle, toplumsal hayatta nispeten daha dezavantajlı konumda olan kadınların erkeklere kıyasla sosyal korumadan daha büyük bir pay aldıkları söylenebilir. Dolayısıyla, kadınlara yönelik sosyal koruma hizmetleri, kadınların refah seviyelerini iyileştirmeyi hedefleyen politikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Öncelikli olarak kadınların annelik ve gebelik gibi özel ve bir o kadar olağan hallerindeki durumlarına dikkat çekmek yerinde olacaktır. Doğum öncesi ve doğum sonrası periyotlarını kapsayan zaman içerisinde temel ihtiyaçların giderilmesi hem bebek hem de anne sağlığını etkilerken, kadınların çoğunluğu özellikle bu zamanlarda iş hayatından ve dolayısıyla maddi gelirden uzak kalıyor. Bu nedenle, kadınlara bu dönemleri için yapılan yardımlar aile ekonomisine önemli bir katkı olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de kadınların aldığı doğum yardımlarında 2015 öncesinde ilgili bakanlık tarafından yürütülen çalışmaların olduğu bilinse de konuyla ilgili detaylı verilere ulaşmak hayli zor. 2015’te başlayan doğum yardımı uygulamasıyla üçüncü çocuğa kadar tek seferlik olmak üzere annelere belirli bir miktar destek veriliyor. TÜİK verilerine göre bu destekten yararlanan kişi sayısı 2015’te 700 bin kişi civarındayken, 2016 yılında 1 milyonu aşmış ancak yaşanan artış devam eden yıllarda sürdürülememiştir.
Doğum yapan annelere yönelik bir diğer yardım ise SGK’lı annelere ya da annenin SGK’lı olmaması durumunda SGK’lı erkeğe verilen emzirme ödeneğidir. Belirli bir süre içinde 3 aylık aralıklarla yeni doğum yapan annelere verilen bu emzirme ödeneği tutarı son dört yılda dört kat artış göstermiştir. 2009 itibariyle yapılan düzenlemelerin ardından emzirme ödeneğinin enflasyonla orantılı olarak artırılması kararı izlenen politikayla ilgili iyiye gidişin bir işaretidir.
Aileye maddi bir gelir sağlayan bireylerin yokluğu ve vefatı durumunda ailedeki diğer bireylerin geçimlerinin sağlanması için devlet yardımları önemli bir unsuru oluşturmaktadır. Ölen kişinin sigortalı olup olmama durumuna göre kadın ya da erkek fark etmeksizin, dul ve yetim aylığı kişinin eşine ve çocuklarına sunulur. Bu yardımdan faydalanmaların adına çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapılmazken erkek çocuklar için yaş ve eğitim yardımların süresini belirleyen unsurlardır. Verilen bilgilerden hareketle, 2010- 2021 yılları arasında dul ve yetim maaşlarından yararlanan nüfusun büyük oranını, yardım alan erkek nüfusun neredeyse 5 katı olacak şekilde kadınlar oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu yıllar arasında, artan nüfusa rağmen yardım alan erkeklerin sayısı stabil bir doğruyu takip ederken yardım alan kadın sayısının istikrarlı bir artış yaşadığı söylenebilir.
Türkiye'de eşi vefat etmiş kadınlar ve çocukları, yaşamlarını idame ettirirken çeşitli zorluklarla karşılaşırlar. Bu zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için sağlanan maddi yardımlar, kadınların yaşam standartlarını düzenlemekte önemli bir role sahiptir. 2010-2021 yıllarında dul/yetim maaşı alan kadın sayısı %51 yükselmiştir. Dul/yetim yardımı yetimlere yönelik yardımları da kapsadığı için erkeklere yönelik veriler de toplanmıştır. Ancak mevcut yardım programından büyük çoğunlukla kadınların faydalandığı açıktır. Bu yardımı alan kadınların yaş grubuna göre farklılık göstermesi de önemli noktalardan biri. 2012-2022 yıllarında bahsedilen yardımı büyük oranda 55 yaş ve üzeri kadınlar alıyor. 2019’da mevcut görünümün değiştiği ise bir diğer gerçek. Eşi vefat etmiş ve yardım alan 45-54 yaş grubundaki kadın oranının önemli düzeyde yükseldiği görülüyor. Buna göre, gerçekleştirilen yardımın kapsamı önemli derecede genişlemiştir.
Türkiye’de kadın nüfusun gerek işgücü piyasasına gerek sosyal yaşamın kendisine entegre olması kadın nüfustaki eğitim düzeyinin artışıyla paraleldir. Bu anlamda, kadınların toplumsal yaşam içinde hızla değişen konumuna rağmen süregiden eşitsizlikler nedeniyle kırılgan bir sosyal grup olmaya devam ettikleri söylenebilir. Bu kırılganlığı azaltmak amacıyla kadın nüfusa yönelik sosyal yardımların sürdürülebilir bir kalkınmayı sağlaması gerekir. Ancak, mevcut yardım programlarının yeterli düzeyde olmadığı görülüyor. Kadınların işgücü piyasasındaki kırılgan konumlarının en önemli somut nedenlerinden biri olan doğuma yönelik yardımları kapsayıcı ve sürekli bir yarar oluşturmaktan uzaktır.Örneğin, emzirme ödeneğinde yıllara göre bir artış yaşansa da aynı şekilde artan diğer maaliyetler için yeterli olduğu söylenemez. Kadınların yaşam refahları düzenlemek için verilen dul ve yetim maaşları ise benzer şekilde enflasyonlardaki yükselişle uyumlu olamadığından kadınların patriyarka içinde devlete bağımlılığını artırmaktadır.Kadınlara yönelik sosyal yardımların muhtevasında kadınların sosyal bir grup olarak ele alındığı bir paradigma değişimine ihtiyaç duyulduğu aşikardır.
Bu analizi paylaş