Kültür-sanat sektörü kamunun yanı sıra özel sektör tarafından da finanse edilen ve şekillendirilen bir alandır. Türkiye’de özellikle piyasa odaklılığın artış gösterdiği 1980 sonrasında özel sektörün payı kültür-sanat alanında giderek artmıştır. Bu da belli tartışmaları beraberinde getirmiştir. Sermayedarların ve şirketlerin kültür-sanat üretiminde söz sahibi olması, bu alanda kısıtlayıcı etkenlerin ortaya çıkabileceği tehlikesini düşündürmüştür. Özel sektör aktörlerinin sanat alanına şirketleşen bir işletme gibi yaklaşması, sanat dünyası tarafından güvensizlikle karşılanmış ve sanat alanında bir tekelin oluşmasına dair endişe uyandırmıştır.
Kültür ve sanat, tüm dünyada ülkelerin küresel piyasaya entegre olmasına yardımcı olabilecek ve toplumsal ve ekonomik ilerlemenin başat bir faaliyeti olarak değerlendirilir. Türkiye’de kültür ekonomisinin ülke ekonomisine katkısına dair verilerin yer aldığı grafiğe bakıldığında; son on yılda kültürel sektörlerin toplam cirosunda ve ürettikleri katma değerde istikrarlı bir artış yaşandığı görülür. 2009 yılında 3,7 milyar TL olan toplam ciro 2019 yılına gelindiğinde 17,9 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Kültür ekonomisinin sahip olduğu ciro ve katma değerin sektörel bazda dağılımının yer aldığı grafikte ilk dörtte yer alan sektörler gösterilmiştir. Buna göre en fazla ciro ve katma değeri elinde bulunduran sektör sinema filmi, video ve TV sektörüdür. Onu kitap yayımı sektörü takip etmektedir. Burada dikkat çekilmesi gereken husus, gösteri sanatlarının cirosu nispeten az olmakla birlikte ürettiği katma değer bakımından önemli bir orana sahip olduğudur.
Bu noktanın daha anlaşılır olması için kültürel sektörlerde katma değerin ciro içerisindeki payına bakıldığında; gösteri sanatlarının yüzde 50,7 ile en büyük katma değer oranına sahip olduğu görülmektedir. Bu sebeple gösteri sanatlarına yatırım yapılması önemlidir. Bununla birlikte 2019 yılında kültür ekonomisinin katma değerinin toplam ciro içerisindeki payı %25’tir. Genel ekonominin sahip olduğu katma değerin %15,5 (Lena, 2022) olduğu düşünülecek olursa, kültür ekonomisinin genel ekonomi içindeki payı ne kadar küçük olsa da ürettiği katma değer bakımından oldukça iyi bir orana sahiptir.
Özel sektör, kültür ve sanat alanındaki faaliyetlere çoğunlukla hayırseverlik ve sponsorluk gibi amaçlarla yaklaşır. Türkiye’de kültür ve sanata yatırım yapan aktörler arasında Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Borusan gibi aile şirketleri ve Garanti, Yapı Kredi ve Akbank gibi bankalar yer alır. İsmi geçen her bir aktör kültür ve sanatın farklı dallarında proje ve girişimlerde yer almaktadır.
Kurucu sponsorunun Eczacıbaşı, ana sponsorunun ise Doğuş Holding-Bilgili Holding olduğu İstanbul Modern Sanat Müzesi, bu girişimlerden biridir. AB uyum sürecinin gündemde olduğu 2004 yılında AB müzakerelerinin hemen önce açılması için hükümet tarafından da güçlü bir destek verilen müzenin açılışı 11 Aralık 2004 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu bakımdan İstanbul Modern Sanat Müzesi, hükümetin her alanda AB uyum sürecini desteklediğini gösteren bir simge olmuştur. Eczacıbaşı’nın girişimi olarak kurulan diğer sanat merkezleri arasında İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) ve VitrA Seramik Sanat Atölyesi sayılabilir.
Aile şirketlerinin yanı sıra Türkiye tarihine bakıldığında özel sektörde baskın biçimde bankaların sanat alanını desteklediği görülür. Bankaların kültür-sanat piyasasına sunduğu önemli faaliyet ve girişimler arasında kitap yayıncılığı ve sanat galerileri sayılabilir. Sermayenin kültür-sanat alanındaki giderek artan varlığı, kültür sahnesinde hangi norm, beğeni kalıbı ve insan kaynaklarının tercih edildiği ve öne çıkarıldığı noktasında daha yakından incelenmelidir. Ayrıca kültür-sanatın fazlasıyla mâlî-ticari kâr amacı güden kuruluşlar tarafından araçsallaştırılmasının nasıl bir etkiler bütünü getirdiği de başlı başına bir araştırma konusudur.
Kaynakça:
Lena, F. (2022) Grafiklerle Türkiye’nin kültür ekonomisi. KREKSA Kültür ve Sanat Araştırmaları. 1 Ağustos 2022 tarihinde
https://www.kreksa.com/_files/ugd/3cd779_023d2aa06f9f4c60b4421b8b597ad46d.pdf adresinden erişildi.
Not: Bu analiz yazısı Lütfi Sunar, Osman Ülker ve Firdevs Bulut Kartal’ın yazdığı Geleceğin Türkiye’sinde Kültür Politikaları raporundan hareketle kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş