Kültür varlıkları bir yere ait tarihi değere sahip olan ve oradaki sosyal yaşama işaret eden taşınır ve taşınmaz varlıklardır. Kültür varlığı kaçakçılığı ise kültürel değere sahip olan bu varlıkların kaçak kazılar ve soygunlar ile ticari amaçlar güdülerek yurt içinde ve yurt dışında pazarlanmasıdır. Türkiye’de kaçakçılık suçları bu tanım çerçevesinde ele alınsa da kültür varlıklarının yurtdışına, bilhassa Batı ülkelerine kaçırılması Osmanlı dönemine kadar uzanır. Bu dönemde yurtdışı menşeili kuruluşların Osmanlı topraklarında yol yapımı gibi çeşitli işleri gerçekleştirmesi ve Osmanlı döneminde kazılara ve ganimetlerin yurt dışına çıkarılmasına izin verilmesi gibi sebeplerle pek çok kültür varlığı yurtdışına çıkarılmıştır.
Türkiye’de bulunması gereken ve yurtdışına kaçırılmış eserlerin tespiti, takibi ve iadesiyle ilgili işler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilir. Bu doğrultuda Bakanlık tarafından çeşitli davalar yürütülür. Bunun yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığınca çeşitli operasyonlar düzenlenerek kültür varlığı kaçakçılığının önüne geçilmeye çalışılır.
2010-2021 yıllarında gerçekleştirilen operasyon sayısında, dolayısıyla kültür kaçakçılığı olay sayısında, yüzde 70 oranında, yakalanan şüpheli sayısında ise neredeyse yüzde 55’lik bir artış yaşanmıştır. 2021 yılında kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı kapsamında 666 adet operasyon gerçekleştirilmiş, 1271 şüpheli hakkında yasal işlem yapılmıştır. Gerek artan operasyon sayısına gerek hakkında işlem yapılan şüpheli sayısındaki yükselişe bakıldığında Emniyetin kültür kaçakçılığı ile ilgili etkin çalışmalar gerçekleştirdiği anlaşılır.
2016-2021 yıllarında emniyetin gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda ele geçirilen eser sayıları farklılık göstermektedir. 2020 yılında İzmir ve Manisa’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlar sonucunda tek seferde çok sayıda eserin ele geçirilmesiyle son 6 yılda en fazla ele geçirilen eser sayısına ulaşılmıştır. 2021 yılında ise bir önceki seneye göre yüzde 18’lik bir düşüş yaşanmış, 107.939 adet tarihi eser ele geçirilmiştir.
Kültür varlığı kaçakçılığının en çok yapıldığı şehirlere bakıldığında liman kentleri ve tarihi eserler bakımından zengin şehirlerin öne çıktığı görülür. Şehirler arasındaki sıralamalar yıllar içinde farklılaşsa da 2010-2021 yıllarında İzmir, İstanbul ve Adana mutlaka bu listede yer almaktadır. En çok eserin ele geçirildiği yıl olan 2020’de ele geçirilen eser sayısının en fazla olduğu şehirlerde İzmir 71,1 binle ilk sırada, İstanbul ise 16,2 binle ikinci sırada yer almıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan raporlara göre tarihi eser kaçakçılığı olayları genellikle yasa dışı satışlar neticesinde ve kaçak kazı çalışmaları yoluyla gerçekleştirilmiştir. Operasyonlar sonucunda ele geçirilen bulgulara göre kaçırılan eserlerin yurt dışındaki müzayede evlerinde satıldığı yönünde tespitler yapılmıştır.
Yurtdışındaki eserlerin iadesini sağlamak için Bakanlık tarafından çeşitli girişimlerin yapıldığı ve hukuki süreçlerin yürütüldüğü bilinir. Yurtdışından iadesi sağlanmaya çalışılan eserler büyük çoğunlukla Batı ülkelerinde bulunur. Bu ülkelerde gerçekleşen müzayedelerin kataloglarına ulaşmanın daha kolay olması tespit süreçlerini kolaylaştırmaktadır. Bunun yanı sıra, Türkiye’de yapılan yeni çalışmalarda yurtdışında bulunan eserleri geri almak hedeflenir. Böylece iadesi istenen eserlerin nerede sergileneceği ile ilgili sorun çözülmeye çalışılır. Troya Müzesi bu çabalara örneklik teşkil eder. Ancak, bu müzede sergilenmek üzere iadesi istenen Troya hazinesinin iadesi Rusya tarafından reddedilmiştir.
Bakanlığın başarılı girişimleri sonucunda iadesi sağlanan eserlerin sayısı her yıl farklılık göstermiştir. 2011, 2021, 2022 yıllarında son 12 yılın en yüksek sayıları kaydedilmiştir. Bu yıllarda ele geçirilen eser sayısının çok fazla olmasının sebebi bu eserlerin farklı ülkelerin sınır kapılarında ve gümrüklerinde toplu bir şekilde ele geçirilmesidir. Böylece 12 yılda iadesi sağlanan toplam eser sayısı 6 bin 937’ye ulaşmıştır. Türkiye’de kültür varlıkları ile ilgili gerçekleştirilen işlerin iyileşmesi sebebiyle iadesi istenen kültürel varlık sayısının giderek yükseleceği düşünülmektedir. Eser kaçakçılığının önüne geçilmesinin yanı sıra önceden kaçırılmış eserlerle ilgili hukuki ve diplomatik süreçlerin devam ettirilmesi de önem arz eder. Müzecilik anlayışının geliştiği Türkiye’de, hukuki ve diplomatik girişimlerin nasıl sonuçlanacağı merakla beklenmektedir.
Bu analizi paylaş