Eğitim sistemi içerisinde sunulan mevcut hizmetlerden sorumlu ve bu hizmetlerin ilgilisine ulaşmasında yetkili olan insan kaynağının yaş dağılımı, eğitim durumu ve halihazırdaki pozisyonu gibi demografik unsurları analiz etmek sitemin genel görünümünü ortaya koymak açısından önemlidir.
Bu anlayış doğrultusunda MEB personelinin yıllara göre yaş dağılımına bakıldığında; 30 yaş altının azalış seyri gösterdiği, 31-40 yaş aralığının durağan seyrettiği ve 41 yaş ve üstünün ise artış gösterdiği görülür. 61 yaş ve üstünde 2018 yılında belirgin bir artış yaşandığı görülür. 2017 yılında 1.20 olan 61 yaş ve üstü oranı 2018 yılında 1.48’e çıkarak yüzde 23 büyüme gerçekleştirir. Bunun temel sebebinin 2018 yılında seçim vaadi olarak sunulan 3600 ek gösterge düzenlemesi beklentisiyle kişilerin emekliliklerini geciktirmesi olduğu söylenebilir.
Yaş dağılımının yanı sıra MEB personelinin eğitim düzeyi de eğitim sisteminin insan kaynağı hakkında bilgi verecektir. Bu bağlamda yıllar içerisinde personel eğitim düzeyinin nasıl bir seyir gözettiğine bakıldığında lisansüstü eğitim düzeyinin artış gösterdiği görülür. 2014 yılında 0,1 olan doktora eğitimine sahip personel oranı, 2021 yılında gelindiğinde 0,23’e ulaşarak yüzde 130 oranında bir artış yaşanmıştır. Yüksek lisans eğitimine sahip personel oranına bakıldığında ise 2014 yılında 7,7 olan oranın 2021 yılında 11,22’ye yükselerek yüzde 46 oranında bir artış yaşadığı görülür. Bununla birlikte personellerin büyük çoğunluğunun lisans düzeyinde eğitime sahip olduğu, ön lisans ve lise düzeyinde eğitime sahip personellerin oranının ise zaman içerisinde azalmıştır.
Eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında dahil olan personellerin mesleki konumlarına bakıldığında; kadrolu öğretmen sayısının en fazla olduğu ve istikrarlı olmamakla birlikte bir artış yaşadığı görülür. Yine eğitim kurumu yöneticisi sayısı da zaman zaman artış göstermiştir. Nitekim son sekiz yılda kadrolu öğretmen sayısı yüzde 9, yönetici sayısı ise yüzde 20 büyüme göstermiştir. Burada üzerinde durulması gereken önemli husus, sözleşmeli öğretmen sayısının gözle görülür büyümesidir. 2012 yılında 8 olan sözleşmeli öğretmen sayısı 2016 yılında artmaya başlamış, 2020 yılına gelindiğinde 118 bine ulaşmıştır. Bu dikkat çekici değişimde sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına yönelik gerçekleştirilmiş birtakım değişimlerin payı söz konusudur.
Türkiye’de sözleşmeli öğretmenlik uygulaması 2005 yılında yürürlüğe konmuştur. Bir süre yürürlükte olan bu uygulama danıştaya açılan dava sonucu kaldırılmıştır. 2016 yılına gelindiğinde tekrar gündeme giren bu uygulama 2016-2017 eğitim-öğretim döneminde birtakım değişikliklerle birlikte yeniden yürürlüğe konmuştur. Ekim 2016 atamasıyla göreve başlayan öğretmenler sözleşmeli model kapsamında 4 yıl sözleşmeli 2 yıl da kadrolu çalıştıktan sonra tayin isteyebileceklerdir. Dolayısıyla grafikte gösterildiği üzere sözleşmeli öğretmen sayısında 2016 yılında gözle görülür biçimde yaşanan artışta söz konusu uygulamanın yeniden gündeme alınmasının etkili olduğu ifade edilebilir. Nitekim 2016 yılından itibaren de sözleşmeli öğretmen sayısının istikrarlı bir biçimde arttığı görülür. 2016 yılında 17 bin olan sözleşmeli öğretmen sayısı 2020 yılında yaklaşık 6,5 kat artarak 118 bine ulaşmıştır.
Sonuç itibariyle; eğitim sistemi içerisinde bulunan insan kaynağının genel görünümünün analizi söz konusu işleyiş hakkında bilgiler barındırmaktadır. Personel bazında insan kaynağının genel görünümünde meydana gelen değişiklikler işleyişin içeriği ve ne gibi değişikliklerden geçtiği noktasında ipuçları sunmaktadır.
Bu analizi paylaş