Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Rakamlarla Türkiye’deki COVID-19 Salgınının Seyri
COVID-19 Salgını

Rakamlarla Türkiye’deki COVID-19 Salgınının Seyri

· 27 Mart 2022 · 5 dk okuma

11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” olarak kaydedilen COVID-19’un yayılışı dünyada ve Türkiye’de milyarlarca insanın geçimini, sosyal hayatını ve sağlığını bedenen ve ruhen sarsmıştır. Eğitime ara verilmesi, bazı iş yerlerinin kapatılması ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi, uzaktan çalışma pratiklerinin uygulanmaya başlanması, sokağa çıkma yasaklarıyla eve kapanmalar ve neredeyse tüm sosyalleşme alanlarının çevrimiçi platformlara taşınması gibi majör gündelik hayat değişikliklerine yol açan pandemi, sağlık sistemleri bakımından da önemli sonuçlar doğurmuş, tüm dünya toplumları ve hükümetlerinin yeni politikalar geliştirmesini zorunlu bırakılmıştır. 

COVID-19 salgını, sağlığı ticarileştiren piyasa odaklı sağlık sistemlerinin iflasını göstermiş, kamu temelli, insan odaklı, koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen bir bakışın sağlık sektörüne egemen olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur (Varol ve Varol, 2020). Bununla birlikte her ülkenin pandemiyle mücadele biçimi diğerlerinden farklılaşmış, farklı zaman ve konseptlerde farklı halk sağlığı tedbirleri yürürlüğe sokulmuştur. Aynı şekilde salgın da farklı coğrafyalarda farklı seyirler izlemiş, toplumların reaksiyonlarına göre farklı yayılım ve semptom örüntüleri geliştirmiştir. 

Türkiye’de 2021 Eylül ayına dek tespit edilmiş toplam COVID-19 vaka sayısı 7 milyona ulaşmıştır. Ham vaka sayısı olarak tüm dünyada en çok vaka tespit edilen 6. ülke olan Türkiye’nin 1 milyon kişi başına düşen vaka sayısı ise 84 bin olarak belirlenmiştir. Ham vaka sayıları bakımından değerlendirmeler yapıldığında 7 milyon gibi bir vaka sayısı ile pandemiyi en kötü geçirmiş ülkelerden biri olarak görülebilecek olan Türkiye, ham sayıdan daha geçerli bir ölçüt olan 1 milyon nüfus başına düşen vaka sayısına bakıldığında daha olumlu bir karneye talip olabilmektedir.

[graph_9c91dd5a499dc483235732016d2f9345b16478fc] 

Türkiye’nin nasıl bir COVID-19 serencamından geçtiğini anlamak üzere bakılması gereken bir diğer gösterge ise COVID-19 kaynaklı ölüm sayılarıdır. Pandeminin başından bu yana gerçekleşmiş toplam ölüm sayılarına göre Türkiye’de 64 bin kişi COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Türkiye bu sayıyla dünyada COVID-19 kaynaklı en çok can kaybı yaşayan 18. ülke olarak görülmektedir. Ancak tıpkı vaka sayısında olduğu gibi daha doğru bir değerlendirmeye tâbi tutulabilmesi için ölüm sayısı da 1 milyon kişi başına hesaplanmalıdır. 1 milyon kişi başına düşen ölüm miktarı 753 olarak tespit edilmiştir. Bu bakımdan Türkiye 1 milyonda 84 bin vaka yaşamış, bu vakalardan da 753 adeti can kaybıyla sonuçlanmıştır. 

[graph_1591d8d08c05f20a5a71085c7418bc847e6b7d65] 

Ülkelerin COVID-19 ile mücadelede ne durumda olduğu aşılanma sayılarına bakarak da incelenebilir. Eylül 2021 itibariyle Türkiye’de 100 kişi başına en az 1 aşı olmuşların sayısı 63, tamamen aşılı olanların sayısı ise 52 olarak tespit edilmiştir. Türkiye her iki aşılama kriteri bakımından da dünya ortalamasının üstünde bulunmaktadır. Salgının olumsuz sonuçları ve aşılanma sayıları bağlamında Türkiye’nin karnesinin diğer ülkelerle mukayese edildiğinde kötü bir durumda olmadığı söylenebilir. 

Koronavirüse Karşı Aşılama Durumu (Eylül 2021)

Salgın yönetiminde başarılı olmanın ilk kuralı salgına karşı hazırlıklı olmaktan geçmektedir. Erken uyarı sistemleri ile salgını erken fark etmek ve hızlı yanıt verebilmek, salgının bir toplumdaki seyrini değiştiren temel faktörlerdendir. Bu bağlamda olağan koşullarda sağlık sistemi iyi işleyen toplumların salgın yönetiminde de başarılı olduğu kanısı, sağduyu tarafından desteklenmektedir. Örneğin John Hopkins Üniversitesi tarafından geliştirilen Küresel Sağlık Güvenliği Endeksi (KSGE) skoru yüksek olan, yani olağan durumlarda sağlık sistemi bakımından başarılı bulunan ülkelerin, pandemi döneminde başarılı bir sınav vermeleri beklenebilir. Ancak Pharm ve arkadaşlarının (2020) çalışmasında bunun tam tersi çıkmıştır. KSGE skorları bakımından üst sıralarda bulunan ülkelerin COVID-19 hastalık yüklerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir (Akt: Varol ve Varol, 2020). Bu durum şunu gösterir: ülkeler olağan koşullar için sağlık sistemlerine yatırım yaparken salgın gibi olağandışı kriz anlarını da gözetmeli, yatırım ve tedbir kararları bunlar da düşünülerek alınmalıdır. 

 

Kaynakça

Varol, G. ve Varol, B. T. (2020). Halk sağlığı boyutuyla Türkiye’de Covid-19 pandemisinin değerlendirmesi. Namık Kemal Tıp Dergisi, 8(3), 579-594.

 

 

 

Bu analizi paylaş