Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Şehirlerde Belediye Hizmet ve İmkanları
Şehirler ve Şehirleşme

Şehirlerde Belediye Hizmet ve İmkanları

· 27 Mart 2022 · 6 dk okuma

Türkiye’de çoğunlukla kent odaklı gerçekleşen iç göç sirkülasyonu kaynak ve hedef şehirlerin kapasite ve sınırları üzerinde çeşitli değişikliklere doğal olarak sebep olmaktadır. Bu bağlamda göç veya bölgesel nüfus artışına göre demografik anlamda büyüyen veya küçülen şehirlerin idari yapılanmaları da küçülme veya büyümeye gitmiştir. Ülkemizde büyük şehirlerin yönetimine dair tartışmaların ve temelde nasıl bir idari model benimseneceği sorusunun Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren gündemde olduğu söylenebilir. Cumhuriyet Döneminde ise 1960’lardan sonra öne çıkmaya başlayan belediyecilik ve yerel yönetim meselelerinin bilhassa 2000’ler itibarıyla benimsenen reformist anlayışla yeni bir boyut kazandığı görülmektedir (Oktay, 2016). 

Şehirlerin yapıca ve sayıca dönüşmesindeki en temel faktörlerden biri; genel iktisadi faaliyetlerdeki değişimdir. Bu bağlamda Türkiye’de ekonominin odağının kırsal bölge aktivitelerinden sanayiye kayması küçük şehirlerin sayısını azaltmıştır. Post-modern dönem ve küreselleşmenin etkileriyle daha da genişleyen büyük şehirler, ülke genelinde homojen bir dağılım göstermemektedir. Bilhassa Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında kentleşme açısından bulunan büyük uçurum geniş bölgesel farklılıklara işaret etmektedir (Kaya ve Dökmeci, 2017). Şehir plancılığı alanında öne çıkan akademisyenlerden H. Serdar Kaya ve Vedia Dökmeci’nin ifade ettiği üzere bir yanda küreselleşmenin etkisiyle metropolitan şehirler mevcut hiyerarşide aşırı kentleşirken; öbür yanda Doğu’daki birtakım bölgelerde ekonomik gelişim eksikliği ve dışa göç hızının yüksek olması sebebiyle büyük kentler oluşamamaktadır. Bu bağlamda araştırmacılar Doğu’dan Batı’ya gerçekleşen sermaye ve insan hareketliliği nedeniyle Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgelerinde kentsel hiyerarşinin tam anlamıyla gelişemediğini ileri sürmektedir (Kaya ve Dökmeci, 2017, s. 131).

Türkiye’de kent ve büyükşehirlerle alakalı verilerin son otuz senedeki serencamı incelendiğinde spesifik dönem ve hatta seneler adeta kırılma noktaları olarak göze çarpmaktadır. Buna göre 1990’dan 2000’e büyükşehir belediye sayısının 2 katına çıkarak 8’den 16’ya yükselmesi dikkat çekicidir. Bu 10 yıllık süreçte 1993’te yedi; 2000 yılında ise bir belediye -1999 depreminin ardından Sakarya- metropolitan belediye statüsü edinmiştir. Bununla beraber, 2000’den sonraki dönem de yasal düzenlemeler adına çeşitli değişiklikleri beraberinde getirmesi açısından kayda değerdir. 2010 yılında 16 olan büyükşehir belediye sayısının 2020’de neredeyse iki katına çıkarak 30’a ulaşmasının temel sebebi 2013 senesinde kabul edilen 6360 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’dur. Yerel yönetimlerin idari yapılanmalarında belirgin değişimlere yol açan 6360 Kanunu ile büyükşehir belediyesi olmanın esas kriteri il merkezinde asgari 750.000 nüfustan, il sınırlarında asgari 750.000 nüfusa çevrilmiştir. Böylece önceki yıllarda çıkan 3030 ve 5216 sayılı kanunlara kıyasla büyükşehir belediyesi statüsü alabilmek daha kolay hale gelmiştir (Özgür ve Savaş-Yavuzçehre, 2016, s. 906). 

Büyükşehir ve İl Belediye Sayılarındaki Değişim (1990-2021)

 

Belediyecilik modelindeki bu esaslı değişikliklerin hizmet ve imkânlara nasıl yansıdığını anlayabilmek adına kamuoyu görüşü önemli bir gösterge olarak ele alınabilir. Toplu taşıma, çöp ve çevresel atık toplama, temizlik, yol/kaldırım yapımı dâhil birçok konuda belediyelerden duyulan memnuniyet verileri incelendiğinde memnun olan kişi sayısının seneden seneye iniş çıkış göstermesi genel bir çıkarım yapabilmenin önüne geçmektedir. Ancak tüm göstergelerde ortak olan durum ise başlangıç yılı 2011 ve bitiş yılı 2019 değerlerinde sayısal anlamda önemli farklar bulunduğudur. 2011’de her bir hizmet için memnun olanların oranı daha fazlayken 2019’da bariz biçimde daha düşüktür. Nüfus yoğunluğu artan kentlerin yerinde bir büyüme sağlayabilmesi için altyapı kapasitesinin de aynı oranda geliştirilmesi gereklidir. 

Belediye Hizmetlerinden Memnun Olanların Oranı (2011-2021)

Türkiye’de şehirlerde yaşayan nüfusun oranı yüzde 76 gibi bir değerle dünya kent nüfus ortalamasının (yüzde 56) yaklaşık 20 puan üzerindedir. Bu istatistik Türkiye’de kentleşme olgusunun boyutunu anlayabilmek adına oldukça aydınlatıcıdır. Bu bağlamda özellikle metropollerdeki nüfus yığılmasını önlemek adına orta ölçekteki şehirlerin cazipleştirilmesi ve insan kaynaklarının bu gibi alternatif noktalara yönlendirilmesi dengeli ve istikrarlı büyüme için önem arz etmektedir. 

 

Kaynakça

Kaya, H. S. ve Dökmeci, V. (2017). Development of urban hierarchies at the country and regional levels in Turkey. A| Z ITU Journal of the Faculty of Architecture, 14(2), 131-149.

Oktay, T. (2016). 6360 sayılı kanun’a dayalı büyükşehir belediye reformunu anlama ve anlamlandırma. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi (İSMUS), 1(1), 71-131.

Özgür, H. ve Yavuzçehre, P. S. (2016). Türkiye’nin büyükşehir belediyesi sistemi: 1982-2015. Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(1), 903-926.

 

Bu analizi paylaş