Siber zorbalık en genel biçimiyle kendini savunmakta zorluk yaşayan bir mağdura karşı, bir grup veya birey tarafından elektronik iletişim biçimleri kullanılarak gerçekleştirilen kasıtlı/art niyetli eylemler olarak tanımlanmaktadır (Menesini ve Nocentini, 2009, s. 230). Esasen zorbalığın bir alt formu olan ve ilgili literatürde geleneksel anlamdaki zorbalıkla ilişkili ele alınan siber zorbalık, özellikle 2000’lerin başı itibariyle alan yazında görünürlük kazanmaya başlamıştır. Buna göre, bahsedilen dönemden bugüne değişen internet ve cep telefonu kullanım pratikleri, siber zorbalık biçim ve araçlarında da göreli bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Sosyal medya alışkanlıklarının devamlı yükselen bir grafik çizdiği hesaba katıldığında siber zorbalığın şiddet ve yaygınlığının da aynı ölçüde arttığı düşünülmektedir.
Araştırmacılar kavramsal çerçeveyi kurgulamak adına geleneksel ve siber zorbalığın hangi noktalarda benzeştiği ve ayrıştığını farklı yönlerden değerlendirmişlerdir. Bu bağlamda, zorbalığın temeline yerleştirilen gücü ve kontrolü elinde tutma (Kepenekçi ve Çınkır, 2006, s. 194) dürtüsünün ortaya çıkardığı güç dengesizliğinin siber zorbalıkta da kendini gösterdiği öne sürülmektedir (Arslan, Savaşer, Hallett ve Balcı, 2012, s. 527). Ancak zorbalığı genel anlamda saldırganlıktan ayıran ve geleneksel zorbalık örüntülerinde daha belirgin gözlemlenebilen iki kriter, tekrarlanma ve güç dengesizliği, siber zorbalık söz konusu olduğunda muğlak bir hal almaktadır. Örneğin, siber zorbalıkta “tekrarlanmanın” basit bir denklem içerinde gerçekleşmediği, zira bir siber zorbalık eyleminin kullanılan teknolojiden ötürü failin niyetinden ve kontrolünden hızlıca çıkarak kartopu etkisiyle yayılabildiği ifade edilmektedir (Slonje, Smith ve Frisen, 2013, s. 26)
Dolayısıyla, siber zorbalıkta bir failin eyleminin başkaları tarafından tekrarlanabiliyor olması kafa karıştırıcı bir durum meydana getirmektedir. Bununla beraber, geleneksel zorbalıkta güç dengesizliği kurbanın psikolojik, fiziksel veya sosyal açıdan daha zayıf bir pozisyona yerleştirilmesiyle alakalıdır. Ancak siber zorbalık bağlamında güç dengesizliği biçimleri bu denli açık değildir. Fiziksel veya sayısal anlamda bir güce ihtiyaç duymayan siber zorbaların çoğunlukla bilişim teknolojileri becerileri veya anonim kimliğe sahip olma üzerinden bir tahakküm kurdukları gözlemlenmektedir (Slonje, Smith ve Frisen, 2013, s. 27).
Oxford Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü’nün Türkiye çapında 3350 katılımcıyla yaptığı anket çalışmasının sonuçlarına göre hakaret, sözlü taciz, veri hırsızlığı, cinsel taciz gibi siber zorbalık davranışlarından en az birine maruz kalanların oranı yüzde 33’tür. Başka bir deyişle, çalışmaya katılan her 3 kişiden en az 1’i siber zorbalık kurbanı olmuştur (Oxford Üniversitesi Kalkınma Bölümü, 2021, s. 52). Siber zorbalık davranışları arasında en yaygın olan yüzde 25 ile sözlü taciz iken; ardından yüzde 12 ile cinsel taciz, yüzde 11 ile tehdit, yüzde 10 ile çevrim içi verinin çalınması, yüzde 9 ile ifşa, yüzde 7 ile aşağılama/küçük düşürme, yine yüzde 7 ile siber linç ve son olarak yüzde 6 ile hakaret gelmektedir.
Bunlarla beraber, siber zorbalığa yönelik farkındalıkla alakalı veriler incelendiğinde Türkiye çapında yüzde 45 seviyesinde tespit edilen farkındalığın yaş grupları ve eğitim düzeyi özelinde azaldığı veya arttığı göze çarpmaktadır. Örneğin yaş arttıkça bahsedilen farkındalık düşerken, eğitim seviyesi arttıkça yükselmektedir. Son olarak siber zorbalığa verilen tepkilere bakıldığında katılımcıların ezici çoğunluğunun süreçle baş etme yöntemi olarak faili internet ortamında engelleme yoluna başvurduğu görülmektedir. En az tercih edilen yol ise maruz kalınan zorbalığı aileyle paylaşmaktır. Bu noktada konuyla alakalı araştırmalardan yola çıkılarak özellikle ergenlerin yaşadıklarını ailelerine veya öğretmenlerine anlatmakta çeşitli kaygılar duydukları söylenebilir. Meselenin önemsizleştirilmesinden, kendilerine inanılmamasından veya damgalanmaktan endişe duyan ergenler, yetişkinlerin teknolojiyle kurdukları ilişki gençlerin kurduğu ilişkiden çok daha farklı olduğundan anlaşılamayacaklarını ifade etmişlerdir (Campbell, 2005, s. 73).
Oxford Üniversitesi’nin yaptığı çalışmanın bulgularına bakıldığında Türkiye’de siber zorbalık farkındalığının çok da düşük bir düzeyde seyretmediği, ancak buna karşın siber zorbalığa uğrayanların da azımsanamayacak bir seviyede olduğu görülmektedir. Bu durum siber zorbalık davranışının kasti ve karşı tarafta ne tür duygular uyandırdığı bilinerek yapıldığını düşündürmektedir. Arslan, Savaşer, Hallett ve Balcı (2021) Türkiye’de ilkokul öğrencileri arasında siber zorbalığı inceledikleri ortak çalışmalarında dikkat çekici bulgulara ulaşmışlardır. Buna göre araştırmacılar babası işsiz olduğu takdirde öğrencinin siber zorba olma ihtimalinin 3 kat arttığını tespit etmişler, ayrıca siber zorbalık kurbanı ve faili olmak arasında da pozitif yönlü güçlü bir ilişki saptamışlardır (Arslan, Savaşer, Hallett ve Balcı, 2012).
Böyle bir tablo beklendiği üzere siber zorbalığın çoğunlukla birbirlerini belirleyen duygusal ve maddi yoksunluğun yıkıcı bir sonucu olduğuna işaret etmektedir. Son olarak, mevcut bulguların ülkemizin sosyal ve kültürel bağlamı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesini öneren yazarlar; disiplinin, ailenin ve kültürün oldukça öne çıkarıldığı Türkiye toplumundaki siber zorbalık eğilimlerinin bir şekilde daha gelişmiş ülkelerde görülen kalıpları yansıttığını görmenin ilginç olduğunu belirtmişlerdir (Arslan, Savaşer, Hallett ve Balcı, 2012, s. 532).
Kaynakça
Arslan, S., Savaşer, S., Hallett, V. ve Balcı, S. (2012). Cyberbullying among primary school students in Turkey: Self-reported prevalence and associations with home and school life. Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking, 15(10), 527-533.
Campbell, M. A. (2005). Cyber bullying: An old problem in a new guise?. Journal of Psychologists and Counsellors in Schools, 15(1), 68-76.
Kepenekçi, Y. K. ve Çınkır, Ş. (2006). Bullying among Turkish high school students. Child Abuse & Neglect, 30(2), 193-204.
Menesini, E. ve Nocentini, A. (2009). Cyberbullying definition and measurement: Some critical considerations. Zeitschrift für Psychologie/Journal of Psychology, 217(4), 230-232.
Slonje, R., Smith, P. K. ve Frisén, A. (2013). The nature of cyberbullying, and strategies for prevention. Computers in Human Behavior, 29(1), 26-32.
Bu analizi paylaş