Sosyal Güvenlik Kurumuna Bakış
Bireylerin karşı karşıya kalacağı risklerde ortaya çıkması muhtemel yüklerin hafifletilmesinde sosyal güvenlik önemli rol oynamaktadır. Sosyal güvenlik sosyal yardımlar, sosyal sigortalar ve sosyal hizmetler olmak üzere çeşitli mekanizmalar tarafından tesis edilir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tanımına göre sosyal güvenlik, bir toplumun özellikle yaşlılık, işsizlik, hastalık, malullük, iş kazası, annelik veya geçimi sağlayan kişinin kaybı durumlarında sağlık hizmetlerine erişim ve asgari gelir güvenliğini tesis eden bir korumadır. Türkiye’de özellikle 5510 sayılı kanun ile birlikte sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcı bir yapıya sahip olmuştur. Bununla birlikte 2010’dan bu yana sosyal güvenlik kapsamındaki nüfus genel bir artış eğilimine sahiptir. 2023’te son on üç yılın en yüksek düzeyi kaydedilerek sosyal güvenlik kapsamındaki nüfus oranı %89’a yükselmiştir.
Türkiye, sosyal güvenlik bakımından sosyal devlet olmanın gereklerini uygulamaya çalışan ve bu yönde oluşturulan politikaların gelişimine önem veren bir anlayışa sahiptir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu hizmetlerin yürütüldüğü organ olmakla birlikte merkezi yönetim bütçesinin ardından en büyük bütçeye sahip kurumdur. Buna rağmen SGK, gelirlerin giderleri karşılayamaması durumunda kullanılan merkezi yönetimden bütçe transferinin en çok gerçekleştiği açık finansman yöntemini kullanan kurumlardan biridir. 2009’dan bu yana SGK’nın toplam giderleri, toplam gelirin üzerinde seyretmeye devam etmiştir. 2023’te enflasyon etkisi oldukça görünür hale gelmiş, bir önceki yıla göre toplam gelir ve giderler iki kat artış göstermiştir. Gelir-gider dengesindeki bozulmaya paralel olarak kullanılan açık finansmanı da 2020’de önemli oranda yükselmiştir. 2021’de bütçedeki gelir-gider dengesinde önemli bir iyileşme kaydedilmişse de, 2022 ve sonrasında bu denge tekrar bozulmuş ve açık finansman kullanımı artmaya devam etmiştir.
Kurumun en önemli kaynağını prim gelirleri; en büyük gider kalemlerini ise emekli aylıkları ve sağlık harcamaları oluşturuyor. Bütçeyi incelediğimizde 2009-2023 arasında gerek prim gelirlerinde gerek ödeme hacminde önemli bir artışın olduğu görülüyor. 2023 yılında prim gelirleri ve toplam emekli ödemeleri 1 trilyonun üzerine çıkmıştır. 2009-2014 arasında SGK prim gelirleri emeklilik ödemelerini karşılayamaz durumdayken; 2015 ve sonrasında prim gelirleri emeklilik ödemelerinin üzerinde gerçekleşmiştir. 2021-2023 yıllarında prim gelirlerinin ödemeleri karşılama oranı yükselme eğilimindedir. Halihazırda sistemin taşıyıcılarından biri olan sigortalı çalışanların durumunu incelediğimizde 2023’te aktif sigortalı nüfus oranının %25,6 olduğu görülüyor. Bir emekliyi finanse eden çalışan sayısını gösteren aktif/pasif oranı ise 2023’te 1,66 olarak kaydedilmiştir. SGK’nın mali açıdan riskli bir pozisyona düşeceğini gösteren düşük aktif/pasif oranı, 2023’te son 14 yılın en düşük düzeyindedir. Buna ek olarak, 2023’ün ikinci yarısında 2 milyon kişiye yakın EYT’linin de emekli aylığı almaya başlamasıyla birlikte SGK bütçesindeki dengenin bozulacağı düşünülmektedir. Önümüzdeki yıllarda primlerin giderleri karşılama oranında nasıl bir değişimin olacağı merak konusu olmakla birlikte aktif/pasif oranında da gerileme beklenmektedir. Bütün bunlar, kırılgan bir yapıya sahip olan SGK’nın mali dengesinde negatif yönlü bir değişimin gerçekleşeceğine işaret ediyor.
SGK’nın mali dengesindeki bozulmayı düzeltmek amacıyla genel devlet bütçesinden SGK bütçesine bütçe transferinin yapıldığı biliniyor. Merkezi yönetim bütçesinden yapılan bu transferler, SGK’nın devlet bütçesi üzerindeki baskısını gösteriyor. Son yıllarda enflasyonun da etkisiyle bu baskının önemli ölçüde arttığı görülüyor. 2000’li yılların ortasında bütçe transferlerinin azaltılmasına yönelik bir politika hakimken, bütçe açığındaki artışı kapatmak amacıyla bütçe transferlerinin artırılmak zorunda kalındığı görülüyor. 2009-2012 yıllarında 50-60 milyar TL civarında seyreden bütçe transferi, on yılda 12 kat yükselmiştir. 2023’te yapılan bütçe transferi bir önceki yıla kıyasla %118 oranında artışla 850 milyar TL’ye ulaşmıştır.
SGK bütçesinde dengeyi sağlamak amacıyla önem arz eden bir diğer husus ise kayıt dışı istihdamın önlenerek yapılan işten elde edilen gelirin sisteme katılımını sağlamaktır. Kayıt dışı istihdamın azalması bütçe açığının azalmasında önemli bir faktördür. Artan dijitalleşme, denetimin kolaylaşması ve konuyla ilgili yaptırımların artırılması gibi etkenlerle kayıt dışılık giderek zorlaşmıştır. Kayıt dışı istihdamla yapılan mücadele neticesinde 2010’da %43,25 olan kayıt dışı istihdam oranı 2020’de %20,59’a kadar gerilemiştir. Bu süreçte ilgili kurumlarla sağlanan protokoller ve denetimlerle kayıt dışı iş yeri ve kayıt dışı çalışanlarla ilgili önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Salgın sonrasında kayıt dışı istihdamda bir artış yaşanmış, SGK raporlarına göre 2023 yıl sonunda kayıt dışı istihdam oranı %25,42 olmuştur (2024).
Giderek artan dijitalleşme ve e-devlet kullanımının yaygınlaşması devlet kurumlarının dijital dönüşüme katılımını zorunlu hale getiriyor. Sosyal güvenlik sisteminin etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla son yıllarda devlet kurumlarında bilişim hizmetlerine önem verildiği biliniyor. SGK’nın performans hedefleri arasında bilişim hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik hedefler bulunuyor. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak SGK, ilk defa Kasım 2010 tarihinde e-devlet üzerinden hizmet vermeye başlamış, yıldan yıla dijital hizmet yelpazesini genişletmiştir. Kurum, 2023 sonu itibariyle 179 farklı uygulama ile e-devlet aracılığıyla vatandaşlara hizmet vermektedir.
Nüfusun neredeyse tamamını ve birbirinden farklı sosyal grupları ilgilendiren politikaların uygulayıcısı olan SGK, toplumsal refahın sağlanmasında kilit bir rol oynuyor. Sosyal güvenlik sistemindeki açığın artması borçlanmanın yükselişine ve dolayısıyla sosyal transferlerin yeterli miktarda gerçekleştirilmemesi sonucunda gelir dağılımında bozulmaya neden oluyor. Bu durum en çok kamu emeklilik sistemi üzerinden açıklanabilir. Aktif/pasif dengesinin bozulmasıyla kamu emeklilik sisteminin yükünü karşılayacak gelirin elde edilemediği bir gerçek. Bununla birlikte, prim gelirlerinin yüksek seyretmeye devam etmesi asgari ücretteki artışla açıklanabilecekken, aktif/pasif oranındaki bozulma gösteriyor ki emeklilere ayrılan kaynak daralıyor. Daha fazla emekliye daha az emekli aylığı düşüyor. Bu durum sosyal güvenlik sisteminin temin edilmesinde önemli bir handikap olarak karşımıza çıkıyor. Kurumun mevcut yaklaşımında bu açmazdan çıkmak için özel emeklilik sistemlerinin teşvik edilmesine yönelik bir yaklaşımın benimsendiği görülüyor. Bu durum, kamu emeklilik sistemi dışındaki emeklilik sistemlerinin çeşitleneceğinin bir göstergesi. Dolayısıyla kamu emeklilik sisteminin kapsamı genişlese de verimli bir şekilde çalışmadığı söylenebilir. Bütçe yükünün önemli bir ayağı olan kamu emeklilik harcamaları hesaba katıldığında emeklilere yönelik sosyal güvenlik mekanizmasında benimsenecek yaklaşım giderek kritik bir hal alıyor. Bu gelişmelerin sosyal güvenlik sisteminin bütününde bir aksamaya yol açabileceği öngörülebilir.
Kaynakça
Sosyal Güvenlik Kurumu, 2023 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Faaliyet Raporu, 2024.
Bu analizi paylaş