1945 sonrası Keynesyen modelin küresel çapta kabul görmesiyle sosyal politikalar tüm dünyada makroekonomik politikaların ve iktisadi gelişmenin bir aracı olarak kullanılmıştır. Ne var ki 1970’lerdeki petrol krizinin ardından yaşanan ekonomik sorunlar, refah devletine yapılan eleştirileri artırmıştır. 1980’lere gelindiğinde OECD (1981) tarafından yayımlanan raporda, hızla artan kamu harcamaları ve bütçe sıkıntıları sebebiyle refah devletinin krizde olduğu iddia edilmiştir.
Son 40 yılda farklı alanlarda kamu masraflarını azaltmaya yönelik, değişen toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyi hedefleyen, bazen de piyasalaşmaya neden olan farklı reformlara gidilmiştir. Ancak 1980’lerden 2020’lere kadar, OECD ülkelerinin sosyal harcamalarında ciddi bir düşüş olmamıştır. OECD ortalamasına bakıldığında, kamu sosyal harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının 1980’lerde yüzde 14 iken 2019’a gelindiğinde yüzde 20’ye çıktığı görülmektedir.
Benzer şekilde Türkiye’de de 1980’de yüzde 2 olarak tespit edilen oranın 2019’da yüzde 12’ye çıktığı görülmüştür. Güncel olarak sosyal harcamalarda bir durağanlaşma yaşansa da birçok ülkede sosyal politikalardan taviz verilmemeye çalışılmış, özellikle Avrupa ülkelerinde demografik yaşlanmanın da etkisiyle sosyal harcamalar yüksek kalmaya devam etmiştir.
Emeklilik yardımları, devletin refahı dağıtmasına yardımcı olan merkezî araçlardır (Aysan, 2013). Türkiye’de emeklilik gelirleri yaşlılık aylığı primleri ödemiş olanlar için devlet tarafından sağlanır. Ülkemizde kamu emeklilik harcamalarının GSYH’deki oranı 2000 yılında yüzde 3,9 ile seçili OECD ülkelerinin en düşüğü iken; 2017 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 7,3’e çıkmış ve bahsedilen grup içinde en çok artış gösteren ülkelerden biri Türkiye olmuştur. Mevcut genç nüfusa rağmen, Türkiye’de kamu emeklilik harcamalarının GSYH’ye oranı, Kanada ve Norveç gibi daha yaşlı nüfuslara kıyasla daha yüksektir.
Türkiye’de sosyal yardımlar, ağırlıklı olarak bireyin sosyal güvencesine veya sigortalı olup olmamasına göre verilmektedir. Bu durum sigortalı çalışan yoksullar açısından dışlayıcı bir yapı oluşturmaktadır. Belirli bir gelirin altında kalan kişiler için, yurttaşlık esasına dayalı ve doğrudan uygulanan nakdi bir yardım programı bulunmamaktadır. Bunun yerine gelir testi sonucu muhtaç olduğu kabul edilenlere ihtiyaçlarına göre (gıda, eğitim, yakacak, barınma vb.) kamu sosyal yardımı yapılmaktadır. Bu sistem içerisinde mükerrer yardımların önlenmesi amacıyla 2009 yılında Bütünleşik Sosyal Yardım Sistemi’nin temelleri atılmıştır.
Sosyal yardımlar içinde en fazla program bulunan yardım türü aile yardımlarıdır. Bu kapsamda ihtiyaç sahipleri için gıda, barınma, yakacak ve elektrik gibi temel yardımların yanında eşi vefat etmiş kadınlar, ihtiyaç sahibi çocuklar ve asker aileleri için destekleyici yardımlar da bulunmaktadır. Bunlara ek olarak doğum yapan kadınları desteklemek amacı ile doğum desteği bulunmaktadır. Tüm yardımlar kapsam, hedef kitle, ödenen tutar ve ödeme dönemi açısından farklılıklar göstermektedir. Sosyal yardım sistemi üzerindeki finansal yükün sürdürülebilirliğini ve vatandaşların topluma aktif katılımını sağlamak için şartlı eğitim ve şartlı sağlık yardımlarının yanında istihdam temelli şartlı sosyal yardım programlarının da geliştirilmesi gerekmektedir.
Siyasi kaygılarla radikal reform yapmaktan kaçınılması sosyal sigorta sisteminin finansal olarak idamesinde risk yaratır. Türkiye’deki emeklilik sisteminin yapısı, kuşaklar arası eşitlik ve genç nesillerin refahı için bir tehdit oluşturabilir. Devletin yaşlıların refahı için diğer yaş gruplarına kıyasla daha aktif bir rol oynaması toplumsal eşitsizliklerinin derinleşmesine sebep olabilir. Mevcut koşullarda genç nesillerin önceki nesillerden daha fazla çalışması beklenir. Gelinen noktada toplumsal huzur, refah, sosyal sigorta ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği hususunda ciddi kaygılar mevcuttur.
Kaynakça
Aysan, M. F. (2013). Reforms and challenges: The Turkish pension regime revisited. Emerging Markets Finance and Trade, 49(5), 148-162.
Organisation for Economic Co-operation and Development. (1981). Welfare state in crisis. Paris: OECD.
Sosyal Güvenlik Kurumu. (2022). 2021 yılı faaliyet raporu. Strateji Geliştirme Başkanlığı.
Not: Bu analiz yazısı İLKE Vakfı’nın Geleceğin Türkiyesinde Sosyal Politikalar raporundan hareketle kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş