Sosyal koruma uygulamaları refah döneminde ortaya çıkan sosyal devlet anlayışının önemli parametrelerinden birisini oluşturmaktadır. Sosyal koruma, yurttaşların başta hastalık, emeklilik, kırılganlık ve yaşlılık olmak üzere birçok konuda ekonomik ve sosyal darboğazla karşılaşmasını engellemek ve kişinin bireysel haklarından mahrum kalmasının önüne geçerek refah ve güvenliğini arttırmayı amaçlamaktadır. Bu anlamda vatandaşların bu tür haklara erişimini kolaylaştırmada ve uygulamada birçok pratiği hayata geçirmektedir. Devlet bunu yaparken özellikle iyi yapılandırılmış bakanlık, sivil toplum, sigorta ve yerel yönetim biçimlerine ihtiyaç duymaktadır. Bu anlamda sosyal korumanın niteliksel özellikleri farklı düzeylerin birbiriyle olan uyumu bağlamında işlevsellik kazanmaktadır (Çetin, 2014). Bunun yanı açıdan gelişmekte olan ülkelerin refah rejimlerinin çalışmaları ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde sosyal koruma uygulamalarına geniş yer verilmesi gibi ulusötesi düzlemde ortaya çıkan olgular, sosyal korumanın boyutunu yerelden küresel düzeye taşımaktadır (Şenkal, 2021).
Türkiye’de sosyal koruma yardımların durumu incelenmek istendiğinde en büyük payı emekli ve yaşlı ödemelerinin kapsadığı görülmektedir. 2022 yılında sosyal koruma ödemelerinin neredeyse yarısını bu kategori oluşturmaktadır. Bunu sırasıyla hastalık ve sağlık bakımı, engelli ve dul gibi sosyal yardım kategorileri seyretmektedir. Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke niteliğine sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda gelecek yıllarda halihazırda en büyük paya sahip emekli/yaşlı ödemelerinin artacağından şüphe yoktur.
Sosyal koruma uygulamalarının yanı sıra, sağlık hiç şüphesiz ki vatandaşların yaşamını, refahını ve kırılganlıklarını önlemede en büyük rolü oynamaktadır. Bu bağlamda bir ülkenin gelişmiş ve erişilebilir bir sağlık sistemine sahip olması sosyal devletin sağlaması gereken hizmetlerin başında gelmektedir. Öyle ki anayasanın 56. maddesine göre herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bunun yanı sıra devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda sosyal devlet anlayışının bir yansıması olarak Türkiye’deki toplam sağlık harcamaları incelendiğinde 2010 yılından 2022 yılına kadar sürekli bir artış gözlemlemiş ve bu harcamalar 12 yıllık periyodun sonucunda 10 kat artış göstermiştir.
Toplam sağlık harcamalarının yanı sıra giderek artmakta olan bakım, özel tedavi yöntemleri ve hasta odaklı sağlık yaklaşımının benimsenmesi kişi başına düşmekte olan harcamalara da ivme kazandırmaktadır. Bu göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’de kişi başına sağlık harcaması 2022 yılında 7.141 TL’ye ulaşmıştır.
Her ne kadar sağlık harcamaları TL bazında artış gösteriyor olsa dahi, Türkiye’de yapılan sağlık harcamaları GSYH’ye oranı yıllar içinde düşmektedir. 2010 yılında %5,3 olan bu oran 2022 yılında %4’lere düşmüştür. Buna ek olarak ABD, sağlık harcamalarında %16,6 ile en yüksek orana sahipken, Almanya ve Fransa’da bu oran %12 seviyesinin üzerinde seyretmektedir. Bu bağlamda Türkiye, %9,3 olan OECD ortalamasının dahi oldukça altında seyretmektedir.
Sağlık hizmetleri denilince akıllara genellikle kamu tarafından sağlanan hizmetler gelmektedir. Ancak Türkiye'de özel sektörün sağlık alanındaki varlığı azımsanmayacak düzeydedir. Öyle ki 2022 yılında Türkiye’de toplam sağlık harcamalarının yaklaşık %24’ü özel sektör tarafından gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar özel sektör sağlık alanında bu denli harcamalar yaparak kamu yükünü hafifletse dahi ülke içindeki gelir dağılımının iyileştirilmesi önemsenerek sağlık hizmetleri herkes için ulaşılabilir hale getirilmelidir (Karabulut, 2010).
Kaynakça
Şenkal, A. (2021). Sosyal korumada küresel boyutlar: Sorunlar ve temel tartışmalar. İnsan&İnsan, 8(30), 13-28. https://doi.org/10.29224/insanveinsan.975449
Çetin, H. (2014). Türkiye’de sosyal hizmetler ve sosyal yardımların yeniden yapılanması üzerine bir değerlendirme. (Doktora Tezi). YÖK Ulusal Tez Merkezi. (354728).
Karabulut, K. (2010). Sağlık sektöründe özelleştirme. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 15(1-2), 31-39.
Bu analizi paylaş