Günümüz iktisadi ikliminde katma değeri yüksek ürünler üretmek esas hedeftir. Bunun içinse güçlü bir sermaye zorunlu bir gereklilik haline gelmiştir. Yatırım ihtiyacının artması ve ortaklık kurma düşüncesi pozitif korelasyona sahiptir. Rekabetin giderek artacağı bir gelecekte, teknolojiden bağımsız gelişebilecek bir piyasa düşünmek mümkün değildir. Gelinen noktada kurulacak iş ortaklıklarının küresel değişime ayak uydurması gerekir. Aksi takdirde küçük yatırım ortaklıklarının ekonomik anlamda çıkmaza girmesi ve atılım gerçekleştirememesi kaçınılmaz olacaktır.
Yeni nesil ortaklık olarak ifade edebileceğimiz ortaklıkların, yatırım alanlarının belirleyicileri olacağını öngörmek mümkündür. Girişimler için gerekli olan sermaye, risk sermayesi ve melek yatırımcı ağları gibi yöntemler aracılığıyla sağlanır. Risk sermayedarları ve melek yatırımcılar gibi nitelikli yatırımcıların girişimlere kaynak sağlaması ve ivme kazandırması girişim ekosisteminin gelişmesi bakımından önemlidir (Çaylı, 2020, s. 49). Bu anlamda baktığımızda yetenek ve sermayenin bağını giderek güçlendirdiği görülmeli ve yetenekli girişimcilerin melek yatırımcılar tarafından desteklenerek katma değeri yüksek çıktılar elde etmesi hedeflenmelidir.
Ülkemizde bireysel katılım yatırımcısı (BKY) olarak da adlandırılan melek yatırımcıların, doğru yatırımları yapabilmeleri için üye oldukları yatırım ağları önemlidir. 2013 yılında Hazine Müsteşarlığı’na bağlı olarak uygulamaya giren “Bireysel Katılım Yatırımcılığı Programı” kapsamında 2019 yılına kadar yalnızca 34 melek yatırımcı yer almıştır ve toplam yatırım tutarı yaklaşık 11 milyon 739 bin TL’dir. Mart 2019 verilerine göre Hazine Bakanlığına bağlı BKY programında toplam 922 yatırımcı mevcuttur (Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2019). Kırılma 2018-2019 yılları itibarıyla yaşanmıştır. EBAN (2019) verilerine göre Türkiye’de 22 melek yatırımcı ağı ve 2600 melek yatırımcı bulunmaktadır ve yapılan toplam yatırım miktarı 2019 yılında 21,26 milyon Euro’dur. BKY kapsamında yapılan yatırımların sektörlere göre dağılımı incelendiğinde yaklaşık yüzde 85’inin bilgi ve iletişim sektörlerine yapıldığı görmek mümkündür.
T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığının BKS İlerleme Raporları verileri, melek yatırımcı olunmasının en büyük nedeninin, yüzde 44’lük bir oranla, büyüme potansiyeli ve yüksek getiriye dayandığını ortaya koymuştur. Maddi ve manevi destek sağlaması yüzde 24’lük bir oranla en yüksek paya sahip ikinci neden iken, yenilikçi iş fırsatı sağlaması yüzde 21’lik bir oranla melek yatırımcı olunmasının diğer nedeni olmuştur. En düşük oran ise yüzde 11 ile alternatif yatırım olanaklarını değerlendirmeye aittir.
Melek yatırımcılar tarafından yapılan yatırım miktarı 2013 yılında 1 milyar 54 milyon TL’dir. 2017 yılı da dahil olmak üzere dalgalanmalar görülse de melek yatırımcıların yatırım miktarı 1,5 milyar TL bandındadır. 2017 yılında ise üç kata yakın bir artış göstererek 4 milyar 91 milyon TL’ye yükselmiştir. 2021 yılı itibarıyla 6,2 milyar TL’dir. Bu ciddi artış gelecekte melek yatırımcılığın ve bunun yanı sıra yatırım ortaklıklarının giderek önem kazanacağının, ülkemizin de bu hususta farkındalık kazandığının da göstergesi niteliğindedir.
İş yapma biçimleri değiştikçe dijital platformlara uygun süreç yönetmek, işleri hızlandırma ve kolaylaştırma açısından göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Hız aynı zamanda ekonomik kalkınma anlamına da gelmiştir. Türkiye, iş yapma kolaylığı endeksi sıralamasında ciddi bir aşama kaydetmiştir. 2006 yılında 93. sıradayken 14 yıllık süreçte ciddi bir gelişme göstererek 33. sıraya gelmiştir. E-devlet gibi uygulamalar ile birçok işlemin dijital platformlardan gerçekleştiriliyor olması ve prosedürlerin daha az uğraştırır hale gelmesi şüphesiz bu göstergeye olumlu etki eden unsurlardır. Öte yandan bunun hukuki ve bürokratik anlamda bir boyutunun da söz konusu olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye, 2010 yılında dijitalleşme uyum endeksi sıralamasında 3,7 puan ile 69. sırada yer almıştır. 2013 yılına kadar ilk 50 içine giremese de 2013’te 45. sıraya gelmiştir. 2015 ve 2016 yıllarında ise 4,4 puan ile 48. Sırada yer almıştır. Küresel Bilgi Teknoloji Raporu 2016 yılından itibaren Dijitalleşme Uyum Endeksi (NRI) puanı ve sırasına ilişkin bir veri sunmamıştır. Buna istinaden TÜBİSAD dijital dönüşüme yönelik etkili politika ve stratejilerin geliştirilmesine katkı sunmak gayesiyle dijitalleşme endeksi oluşturmayı hedeflemiştir. TÜBİSAD, 2019 yılından bu yana Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi’ni, uluslararası karşılaştırabilir veri bileşenleriyle Türkiye’nin dijital dönüşüme hazırlıklarını ve yeterliliklerini kapsayan endeks çalışması, yayımlamaktadır. TÜBİSAD tarafından yayımlanan bu rapora göre, Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi, 2019 yılında 2,94 iken 2020 yılında 3,03’e ve 2021 yılında ise 3,24’e yükselmiştir.
İşletmeler internete dayalı ticaretten giderek daha fazla yararlandığı için e-ticaret geleceğin pazarlama tekniği olacağını ve ortaklıkların da bu bağlamda şekilleneceğini öngörmek mümkündür. Verilerden hareketle Türkiye’de girişim ve ortaklıklarda geleneksel anlayışın değişmeye başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Gerek yatırım gerek dijitalleşme bağlamında kendi içimizde ilerleme kaydetmekteyiz. Ancak giderek hızlanan ve sermaye piyasalarını yönlendiren rekabet ortamında ivme kazanmamız ve istikrar sağlamamız gerekliliği de oldukça açıktır.
Kaynakça
Çaylı, K. (2020). Start up yatırımcısının el kitabı: Girişim yatırımı nasıl yapılır?. Ceres Yayınları.
EBAN (2019). Statistics compendium: European early stage market statistics. 04 Kasım 2021 tarihinde https://www. eban.org/wp-content/uploads/2020/12/EBAN-Statistics-Compendium-2019.pdf adresinden erişildi.
TÜBİSAD (2021) Türkiye’nin dijital dönüşüm endeksi. 26 Mayıs 2022 tarihinde https://www.tubisad.org.tr/tr/images/pdf/tubisad-2021-dde-raporu.pdf adresinden erişildi.
Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı. (2019). Bireysel katılım sistemi ilerleme raporu: 2022 Yılı İkinci Çeyrek. 27 Eylül 2022 tarihinde https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2022/06/BKS-ILERLEME-RAPORU-2.-CEYREK.pdf adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş