Günümüzde ortalama yaşam süresi, eğitim seviyesi ve gayri safi yurt içi hasıla göstergeleri üzerinden kurgulanan İnsani Gelişim Endeksi, gözden kaçırdığı diğer toplumsal değişkenlerden ötürü çeşitli araştırmacılar tarafından eksik bulunmaktadır. Buna göre gelişmişlik ve refah ölçümünde bireylerin mutluluk ve memnuniyet seviyesinin de saptayıcı olduğu fikrinden yola çıkarak şekillenen alternatif yaklaşımlardan bahsedilebilir. Yaşam memnuniyeti ve duygusal durum olmak üzere iki bileşenden meydana geldiği varsayılan öznel iyi oluş (Kirmanoğlu, 2018, s. 32), toplumsallıkla ve kişinin içinde bulunduğu politik düzlemle koşut biçimlenir.
Dolayısıyla, toplumun önemli bir kısmının çoğulcu bir anlayışla herkesin menfaatini gözeten ve makul kararlar alan bir siyasi iktidar tarafından yönetildiğine kanaat getirmesi öznel iyi oluşu pekiştiren bir faktör olarak ele alınmaktadır. Bu durumun bilhassa Türkiye’de diğer ülkelere kıyasla daha belirleyici olduğu ve hükümetten yana memnuniyetin insanların mutluluğunu önemli ölçüde etkilediği ifade edilmektedir (Kirmanoğlu, 2018, s. 32). Sözgelimi Türkiye’de seçim sonuçlarının vatandaşların mutluluk ve depresiflik seviyelerinde diğer başlıca parametrelerden daha çok etkili olduğu ileri sürülmektedir. Fanatizmin ve siyasi tarafgirliğin bireylerin günlük hayatına ve duygu durumuna bu denli sirayet etmesi Kirmanoğlu’nun da öne sürdüğü üzere toplumsal yarılmalar, ideolojik kamplaşma ve rövanşist bir siyaset anlayışının seçmen tabanına kök salmasıyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla, esasen bu şiddetli kırılma ve ayrışmaların hafifletilmesi toplum esenliğini pekiştirmede anlamlı olacaktır.
TÜİK’in yaşam memnuniyeti üzerine yaptığı anketlerin sonuçlarına göre Türkiye’de 2016’dan itibaren mutlu kişilerin oranı devamlı azalmış, mutsuzların oranı ise artmıştır. Benzer şekilde, ülke genelindeki umut düzeyine bakıldığında da umutluların oranının 2016’dan beri düzenli düştüğü göze çarpmaktadır. Bu doğrultuda hiç umutlu olmayanların oranı 2016’dan 2020’ye yüzde 5,9 artış göstermiştir. Toplumun ruh halinin daha karamsar bir niteliğe bürünmesinin göstergeleri olabilecek bu verilerin çok yönlü bir bakışla yorumlanması daha isabetli olacaktır. Örneğin hiç umutlu olmayanların en çok artış gösterdiği senenin 2020 olması COVID-19 pandemisinin bir neticesi olarak ele alınabilir. Salgının yarattığı belirsiz, kaygılandırıcı ve yıkıcı atmosferin bireylerin ruh hali üzerinde direkt ve belirgin etkileri olması kaçınılmazdır.
Konu hakkında yapılan araştırmalar yaşam memnuniyetinin kişinin hane hayatı ve bulunduğu konumdaki yerel yönetim düzeni gibi faktörlerle güçlü biçimde ilişkili olduğunu öne sürmektedir (Sujarwoto, Tampubolon ve Pierewan, 2018, s. 927) Buna göre, beklenildiği gibi refah seviyesi daha yüksek hanelerde yaşayan kişilerin daha mutlu ve memnun oldukları görülmüş, sağlık durumunda kötüleşmenin ve işsizliğin ise memnuniyeti olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Konuyla alakalı en ilgi çekici bulgulardan biri ise yönetimlerin daha iyi kamu hizmetleri sundukları bölgelerde yaşayan bireylerin daha mutlu ve memnun gözüktüğü, aksine çatışma ve şiddetin yoğun olduğu yerlerde ise mutluluk seviyesinin daha düşük olduğudur (Sujarwoto, Tampubolon ve Pierewan, 2018, s. 927). Bu tablo, yukarıda bahsedilen Türkiye’de insanların mutluluk düzeyinin toplumsal gerilimlerden ve politik işleyişten yüksek derecede etkilendiği tezini destekler niteliktedir.
KONDA Araştırma ve Danışmanlık şirketi, toplumun ruh halini analiz edebilmek amacıyla 2015, 2016 ve 2018 senelerinde oluşturduğu örneklem içinde yer alan vatandaşlara çeşitli sorular yöneltmiştir. Bu kapsamda “Bunalımdaydım, bunalmış hissettim” ifadesini “Bazen” şeklinde yanıtlayanların oranı 2015’ten 2018’e yüzde 10 artış göstermiştir. Bununla beraber, “Genel hayat şartları bakımından kendinizi ne kadar mutlu veya mutsuz hissediyorsanız” önermesine “Mutlu” cevabı verenlerin oranı yüzde 52’den yüzde 39’a gerilemiş; “Mutsuz” cevabı verenlerin oranı ise yüzde 6’dan yüzde 12’ye yükselerek iki katına çıkmıştır.
Ancak bu hususta belirtilmesi gereken bir nokta, KONDA’nın bahsedilen anket çalışmalarını seçim dönemlerini takiben gerçekleştirdiği, bu dönemlerde özellikle Türkiye’de vatandaşların daha duygusal ve tepkisel bir ruh hali içerisinde yanıt verdiğidir. Dolayısıyla, kritik zamanlarda içinde bulunduğu ruh halini genelleştirmeye meyilli davranmak sonuçların yanıltıcı bir pay içerdiğini de düşündürmektedir.
Kaynakça
Kirmanoğlu, H. (2018). Toplumun ruh hali. KONDA Araştırma ve Danışmanlık.
Sujarwoto, S., Tampubolon, G. ve Pierewan, A. C. (2018). Individual and contextual factors of happiness and life satisfaction in a low middle income country. Applied Research in Quality of Life, 13(4), 927-945.
Türkiye İstatistik Kurumu (2021, 18 Şubat). Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2020 [Basın bülteni]. 30 Mayıs 2022 tarihinde https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yasam-Memnuniyeti-Arastirmasi-2020-37209 adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş