Bir ekonomide hangi sektörün GSYİH’ye ne kadar katkı sağladığının analizi, ülkenin ekonomik geleceğinin planlanması noktasında stratejik bir öneme sahiptir. İLKE Vakfı’nın “Geleceğin Türkiyesi’nde Ekonomi” başlıklı raporunda, Türkiye’nin ekonomik gücünü artırmak ve dışa bağımlılığını azaltmak için odaklanılması ve teşviklerle desteklenmesi gerektiği belirtilen stratejik sektörler olarak tarım, enerji, savunma ve bilişim sektörleri sıralanmıştır.
Türkiye’de istihdamın sektörel dağılımı son 30 yılda ciddi bir dönüşüm geçirmiştir. 1990 yılında Türkiye’nin en yüksek istihdam oranına sahip sektörü yüzde 47 ile tarım iken bu oran 2021’de yüzde 17’ye gerilemiştir.
Aşağıdaki şekillere göre istihdamdaki paylara bakıldığında hizmet sektörünün Türkiye’nin mevcut istihdamının yarısından fazlasını üstlendiği görülür. Hizmet sektörünün ardından sanayii sektörü ve benzer bir düzeyde tarım sektörü yer almaktadır. Literatürde yer alan ana sektörlerin dışında inşaat sektörü ise dikkat çekici bir şekilde tek başına Türkiye ekonomisi için önemli bir istihdam sağlamaktadır. Sanayi sektörü 2015 yılından başlayarak bir daralma yaşamışsa da 2021 yılının ikinci çeyreğine gelindiğinde 2014 yılındaki istihdam payının da ötesine geçmiştir. 2020 yılı özelinde COVID-19 salgının istihdam alanındaki etkileri sektörel bazda incelendiğinde, daralmaların sanayi sektöründe yüzde 1, tarım ve hizmet sektörlerinde ise sırasıyla yüzde 7,48 ve yüzde 5,12 şeklinde gerçekleştiği görülmektedir. 2021 yılında ise bütün sektörlerde, geçen yılki istihdam daralması telafi edilmiştir.
Bu sayılar eşliğinde söylenebilir ki tarım sektöründeki istihdam hâlâ olması gerekenden fazla, sanayideki istihdam ise olması gerekenden az durumdadır (Kaya ve Selçuk, 2019). Tarım sektöründe verimlilik artırılarak buradaki iş gücü sanayiye aktarılmalıdır. Ayrıca inşaat sektöründeki istihdam artışı bir sorun olarak görülmelidir, zira bu sektör uluslararası ticarete konu olan bir ürün üretmediği gibi ekonomik krizlerde en hızlı daralan sektördür. Hem uzun dönemli büyüme planları için hem de toplumsal refah için bu sektörden de sanayiye iş gücü aktarımı gerçekleştirilmelidir.
Sektörlerin gayrı safi yurtiçi hasıladaki payları aşağıdaki şekilde verilmiştir. Bunlara göre 2004’ten 2019’a kadar olan sürece bakıldığında tarım sektöründe gözle görülür bir küçülme gerçekleşmiştir. Bunun karşısında kamu ve sanayi sektörünün hacminin genişlediği söylenebilir.
Türkiye dünyanın dokuzuncu büyük tarım ülkesi olsa da tarımın ülke ekonomisi içindeki payı zamanla azalmıştır. Şekillere bakıldığında tarım sektörünün yıllar içinde GSYİH payının azaldığı görülmektedir. 1998 yılında Türkiye’de tarımın GSYİH içindeki payı yüzde 12 iken bu oran 2017 yılına gelindiğinde yüzde 6,4’e kadar gerilemiştir. Oysa 2020 yılında, yaşanan kuraklığa da rağmen, Türkiye’nin bitkisel üretimi tarihin en yüksek seviyesine, 124 milyon tona ulaşmıştır. Tarım sektörünün desteklenmesi açısından kamu önemli kaynakları aktarmaya devam etmiş ve 2020’de üreticiye 21,9 milyar TL tarımsal destek sağlamıştır. Diğer sektörlerde yaşanan hızlı gelişmeler, tarımsal üretim artmasına rağmen ekonomideki payının oransal olarak düşmesine neden olmuştur. Diğer taraftan, tarım sektörünün çoğunlukla küçük aile işletmelerinden oluşması verimliliğin düşük kalmasına sebep olmaktadır. Bu durum teşviklere bağımlılığı sürdürmekte, adeta bir kısır döngü gibi teşvik ile düşük verimlilik birbirini beslemektedir. Tarım sektörünün yüksek verimlilikle daha büyük değerler üretebilmesi açısından toplulaştırma vb. yapısal reformların daha yaygın bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
2000’li yılların başından bu yana devam eden sanayi sektörünün GSYİH içindeki payının daralması 2016 yılı itibariyle sona ermiştir, sanayinin payı 2020 yılında yüzde 27,6 olarak tespit edilmiştir. İnşaat sektörünün ise GSYİH içindeki payı yıllarca neredeyse sabit kalmıştır. Bakış ve Acar (2020) çalışmasında da görüleceği üzere inşaat sektörünün büyüme oranlarında dalgalanmaların boyutu oldukça fazladır. Yani bu sektörde olağanüstü büyüme rakamlarına ulaşılmakta ve daha sonra çok sert düşüşler yaşanmaktadır. Bununla birlikte bu sektör, ihracatı gerçekleştirilebilecek bir ürün üretmediğinden dolayı GSYİH’ye olan katkısı çok küçük kalmaktadır.
Kaynakça
Bakis, O. ve Acar, U. (2020). Türkiye ekonomisinde toplam faktör verimliliğinin seyri: Sektörel bakış, 1980-2018. 10.13140/RG.2.2.32138.49600.
Kaya, H. ve Selçuk, Ö. (2019). Demografik dinamikler ve geleceğin işgücü. M. Taşdemir (Ed.), Geleceğin Türkiyesinde ekonomi içinde (ss. 54-75). İstanbul: İLKE Vakfı.
Bu analizi paylaş