Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye Nüfusu Yapısındaki Değişim ve Dönüşüm
Nüfus ve Yapısı

Türkiye Nüfusu Yapısındaki Değişim ve Dönüşüm

· 26 Mart 2022 · 5 dk okuma

Nüfus, belirli bir zamanda sınırlı bir alanda yaşayan insanların toplam sayısına denir. Bir ülkenin nüfus büyüklüğü ve nüfus artış hızı, diğer sosyal ve ekonomik sonuçları anlamaya yardımcı olmak için önemli bağlamsal bilgiler sağlar. Kadın ve erkeklerin nüfustaki payları ile belirli coğrafi alanlardaki nüfus yoğunlukları da toplumsal yapının temel niteliklerden sayılmaktadır. Türkiye sınırları içerisinde ilk kez 1884 yılında tespit edilen nüfus 12,5 milyon iken, Cumhuriyet’in kurulmasının ardından 1927 yılında yapılan sayımda nüfus 13,6 milyon olarak kaydedilmiştir. Türkiye’nin nüfusu 1927’den bu yana yaklaşık bir asırlık süreçte 83,6 milyona ulaşmıştır. Bu süreç Notestein’ın üç aşamalı demografik geçiş kuramına kabaca uygun gerçekleşmiştir. Kurama göre ilk aşama yüksek ölüm ve doğum oranlarıyla, ikinci aşama ölüm oranlarının doğum oranlarından daha hızlı düşmesi sonucu nüfusun hızlı artışıyla ve üçüncü aşama ölüm ve doğum hızının oldukça düşük seviyelerde kalmasıyla karakterizedir (Aysan, 2020). 

Aşağıdaki grafiklerde görüleceği üzere Türkiye’nin nüfus artış hızı 1980’lerden bu yana kritik bir şekilde düşmektedir. 1985 yılında binde 25 seviyelerinde olan nüfus artış hızı, 2020 yılına kadar sürekli azalarak binde 5 seviyelerine gerilemiştir. Bu durum genç nüfusun azalıp yaşlı nüfusun artması sonucunu doğurmaktadır. 

Nüfus ve Nüfus Artış Hızı (1927-2024)

 

Cinsiyete göre nüfusun durumuna bakıldığında erkeklerin nüfusunun 1945’te kadınların nüfusunun üstüne çıktığı ve o zamandan bu yana erkeklerin sayısının kadınların sayısından fazla olduğu görülmektedir. 

Cinsiyete Göre Nüfus (1927-2024)

 

Eğitim seviyesi yüksek genç nüfusun varlığı hem ülkenin ekonomik ve toplumsal iyi oluşuna hem de bireylerin bizzat kendi yaşamlarına ciddi katkı sağlar. Ayrıca devletin yaşam boyu öğrenme politikalarını artırması hem toplumsal iyi oluşu hem de istihdamdaki verimliliği olumlu yönde etkiler. Dolayısıyla Türkiye’de nüfusun genel eğitim düzeyi, toplumun beşerî sermaye kalitesini temsil etmektedir. 

Nüfusun yaş gruplarına göre incelenmesi ve toplumda genç nüfusun payının bilinmesi, beşerî sermaye incelenirken dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir. Grafiklere göre Türkiye’de yıllar içinde yaşlı nüfus artmaktadır. Şekiller incelendiğinde yaş piramidinin üst kısımlarında bulunan yaşlı nüfusun, 2000 yılında daha dar bir alan kaplarken 2020 yılında genişlediği görülecektir. Ayrıca şekillerde 65 yaş ve üstü bireylerin nüfus içindeki giderek artan payı görülebilmektedir. Dolayısıyla Türkiye genç nüfuslu bir ülke olma özelliğini çok da uzun olmayan bir vadede kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. 

Cinsiyete Göre Ortanca Yaş (2008-2023)

 

Aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere, yalnızca ilkokul mezunları nüfus içinde azalma trendine girmiştir. Geri kalan eğitim seviyelerinin tümünden mezun olanların nüfusunda bir artış söz konusudur. Bu durum, temel ve ileri düzey eğitimli bireylerin yetişmeye başladığını gösterir. Ancak yine de yüksekokul ve fakülte düzeyi mezunlarının lise, ortaokul ve ilkokul düzey mezunlarından sayıca az olması, Türkiye’nin beşerî sermayesinin kalifikasyon problemlerinin hâlâ sürdüğünü gösterir. 

Bunlarla birlikte Türkiye’de genç nüfusun (18-49 yaşlar arası alınmıştır) eğitim düzeyi incelendiğinde ilk göze çarpan üniversite mezunlarının sayısındaki düzenli artış olmaktadır. Üniversite mezunlarının toplumdaki ağırlığının artması ülkenin beşerî sermayesine önemli bir katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim seviyesine sahip nüfusta benzeri bir artışa rastlanmamaktadır. 

Nüfus Piramidi (2000)

Gittikçe yaşlanan nüfusla birlikte eğitim düzeyinde görülen genel artış, Türkiye’yi ortalama bir Avrupa ülkesinin demografik niteliklerine benzetmeye devam etmektedir. Avrupa ülkelerinin nüfus yapısından kaynaklı istihdam ve sosyal sigorta alanlarında yaşadığı problemlerden kaçınmak için Türkiye’de gençleştirici nüfus politikalarının işletilmesi, genç nüfusun istihdama katılımında azami verime ulaşmanın sağlanması ve eğitimli nüfusun artmasının desteklenmesi gerekmektedir. 

Nüfus Piramidi (2020)

 

 

Kaynakça

Aysan, M. F. (2020). Geleceğin Türkiyesinde sosyal politikalar. İstanbul: İLKE Vakfı. 10.26414/gt006. 

 

 

 

Bu analizi paylaş