Türkiye jeolojik ve coğrafi yapısı ile iklim koşulları gereği farklı tipte doğal tehlikelere maruz kalma olasılığı yüksek bir ülke olarak değerlendirilmektedir. Doğal süreçlerin yanında insan eliyle ortaya çıkarılmış koşulların da tabii işleyişi sabote ederek risk ve tehditleri tetiklediği söylenebilir. Özellikle afet olaylarının Türkiye’deki mekânsal dağılımına ilişkin haritalar (AFAD, 2018) incelendiğinde coğrafi anlamda en yaygın olayların deprem, sel, heyelan ve hortum olduğu göze çarpmaktadır. Ayrıca uzmanlar son yıllarda orman yangınlarında görülen artışı da iklim krizinin yakıcı bir neticesi olarak değerlendirmektedir.
İlgili literatürde doğal tehlikelerin afete dönüşme sürecinde başarısız, hatalı veya eksik yönetim aşamalarının rolü bilhassa öne çıkarılmaktadır. Bu bağlamda özellikle Türkiye gibi ülkelerde önleyici ve koruyucu uygulamaların eksikliğinden sosyo-ekonomik dirençsizliklere kadar bir dizi zafiyetin olayların yıkıcılığını ve trajik boyutunu artırdığı ileri sürülmektedir (Özmen ve Özden, 2013). Bunlarla beraber, ülkemizde afet yönetim anlayışının şekillenmesinde belirli olay ve tecrübelerin kırılma noktası olarak dikkat çektiği görülmektedir. Bunlardan biri maddi ve manevi bir hayli tahripkâr sonuçlara yol açan 1999 Marmara depremidir. Kimi araştırmacılar mezkûr deprem öncesi Türkiye’de afet yönetim yapısının paternalist bir anlayışla şekillendiğini ve devletin afetlerin hemen hemen tüm aşamalarından sorumlu olduğunu vurgulamaktadır. Ancak 1999’dan sonra devletin idari, mali ve lojistik yükünün bir kısmını STK’lara, özel şirketlere ve ev sahiplerine kaydırdığı öne sürülmektedir.
Bu doğrultuda gönüllü arama ve kurtarma faaliyetleri de dahil olmak üzere STK’ların hazırlık ve acil müdahale çalışmalarında devletle beraber hareket etmesi mümkün hale gelmiştir (Ganapati, 2008, s. 282). Her ne kadar Marmara depreminin ardından afet öncesi ve sonrası politikalarda bir dönüşüm yaşanmış ve risk temelli bir yaklaşımın temelleri atılmış olsa da hâlâ daha Türkiye’de geleneksel yönetim modellerinin baskınlığı söz konusudur. Bu tür modeller koruyucu devletten ziyade iyileştirici devlete, proaktif uygulamalardan ziyade reaktif uygulamalara ve sakınım ve afet öncesi temkinlilikten ziyade afet sonrası iyileştirme ve müdahaleye odaklanmaktadır. Özellikle Marmara depremi sonrası getirilen yasal prosedürler afet sonrası geri kazanım ve kurtarmaya yoğunlaşırken risk odaklı bütüncül bir bakışı ihmal etmekle eleştirilmektedir (Özmen ve Özden, 2013).
2009’da afet yönetimi alanında üç önemli kuruluşun kapatılmasıyla kurulan AFAD (Özmen ve Özden, 2013), veri toplanmasından arama çalışmalarına kadar tüm faaliyetleriyle sahadaki en aktif oluşumlardan biridir. AFAD’ın raporunda yer verdiği ve küresel bir risk endeksi olan INFORM’a göre Türkiye aldığı 5 puanla yüksek riskli ülkeler sınıfında yer almaktadır. 2019 verilerini içeren 2020 raporunda ülkemizin 191 ülke arasından 53.sıraya yerleştiği görülmektedir. Bununla birlikte, endeksin alt bileşenleri bazında alınan puanları incelemek de olası tehlikelerin boyutlarını anlamada yardımcı olacaktır. Buna göre Türkiye tehlike ve maruz kalma bakımından 7,9, zarar görebilirlik söz konusu olduğunda 4,9, başa çıkma kapasitesi açısından ise 3,2 puan almıştır.
| Kavramsal ve Fonksiyonel Seviyede Türkiye’nin INFORM Endeks Puanları (2019) | ||||||
Sıralama Düzeyi | INFORM | |||||
5 | ||||||
Kavram Düzeyi (Boyutlar) | Tehlike ve Maruz Kalma | Zarar Görebilirlik | Başa Çıkma Kapasitesi | |||
7,9 | 4,9 | 3,2 | ||||
Fonksiyonel Düzey (Kategoriler) | Doğa Kaynaklı | İnsan Kaynaklı | Sosyoekonomik | İncinebilir Gruplar | Kurumsal | Altyapı |
| 6,2 | 9 | 2,3 | 6,8 | 3,8 | 2,6 | |
Tüm bu tablo gözden geçirildiğinde ülkemizin tehlike ve maruz kalma bakımından çok yüksek riskli, ancak başa çıkma kapasitesi açısından ise düşük riskli olduğu ileri sürülmektedir (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı [AFAD], 2020, s. 21). Bununla beraber, yine AFAD’ın raporunda ülkelere göre nüfus içinde yüksek afet tehlikesi barındıran alanlarda yaşayan insanların oranlarına yer verilmiştir. Bu doğrultuda Türkiye’nin yüzde 51,7 gibi yüksek sayılacak bir oranla Endonezya, Azerbaycan ve Myanmar gibi ülkelerle hemen hemen aynı skoru paylaştığı görülmüştür. Herhangi bir afet sonrası ihtiyaç duyulacak çadır, yatak, battaniye, yastık-çarşaf seti ve mutfak seti gibi malzeme ve eşyaların depolandığı AFAD lojistik destek depolarının sayısı ise 2018’den 2019’a yüzde 85’e yakın bir oranda artarak 30’dan 55’e çıkmıştır.
AFAD’ın bulgularına ek olarak uluslararası platformların alana ilişkin verileri de Türkiye’deki standartları anlayabilmek adına yol göstericidir. Örneğin Dünya Risk Endeksi 2011’den bu yana her yıl yayımlanan raporunda ülke özelinde çeşitli afet istatistiklerine yer vermektedir. 2021 yılında Türkiye aldığı 5,11 puanla 181 ülke arasından 113. sıraya yerleşmiştir. Ayrıca bahsedilen raporda ülkemizin zarar görebilirlik bakımından 40,65, maruz kalma söz konusu olduğunda ise 12,57 puan aldığı görülmektedir.
Nihayetinde, 1999 sonrası yeniden yapılanan afet yönetimi anlayışıyla birçok kritik gelişmenin ortaya çıktığı görülmektedir. Bunlardan biri sivil savunma teşkilatı biçiminde organize olan arama-kurtarma birliklerinin sayısında, niteliğinde ve örgütlenme şeklinde yaşanan dönüşümdür (Özmen ve Özden, 2013, s. 20). Ancak Türkiye gibi heyelandan depreme bir dizi doğal afetin yüksek riski altında olan bir ülke için hâlâ daha gerekli prosedürler yerine getirilmemektedir. Bu noktada özellikle bağlayıcı yasal koşulların artırılması, hukuki boşluklara geçit verilmemesi, bina ve zemin çalışmalarında denetimin sıklaşması hayati öneme sahiptir.
Kaynakça
AFAD. (2018). Türkiye 2018 yılı doğa kaynaklı afet olayları. 30 Mayıs 2022 tarihinde https://www.afad.gov.tr/kurumlar/afad.gov.tr/11906/xfiles/AFETLER2018.pdf adresinden erişildi.
AFAD. (2020). Afet yönetimi kapsamında 2019 yılına bakış ve doğa kaynaklı olay istatistikleri. 30 Mayıs 2022 tarihinde https://www.afad.gov.tr/kurumlar/afad.gov.tr/e_Kutuphane/Kurumsal-Raporlar/Afet_Istatistikleri_2020_web.pdf adresinden erişildi.
Ganapati, N. E. (2008). Disaster management structure in Turkey: away from a reactive and paternalistic approach?. J.Pinkowski (Eds.), Disaster Management Handbook (ss. 311-350) içinde. CRC Press.
Özmen, B. ve Özden, T. (2013). Türkiye’nin afet yönetim sistemine ilişkin eleştirel bir değerlendirme. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 0(49), 1-28.
Bu analizi paylaş