Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye’de Doğum Hızı ve Doğurganlık Oranları
Doğurganlık ve Doğum

Türkiye’de Doğum Hızı ve Doğurganlık Oranları

· 26 Mart 2022 · 5 dk okuma

Türkiye’de yaşlanma hızı, genç istihdamı, çocuk yoksulluğu gibi yaş gruplarına dair çeşitli demografik göstergeleri doğum istatistikleriyle beraber okumak yol gösterici olacaktır. Bu bağlamda, nüfus bilimi uzmanlarının bilhassa son yıllarda dikkat çektiği en kritik nokta Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla artışa geçtiğidir. Evlenme yaşının yükselmesi, modern şehir hayatının yaygınlaşması, ebeveynlerin eğitim seviyesi arttıkça daha az çocuk sahibi olmayı tercih etmeleri gibi faktörler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğurganlık oranına belirgin biçimde yansımaktadır. Bununla beraber, nüfus profilindeki değişimlerin toplumsal refahı doğrudan etkileyen birçok sonuç doğurması kaçınılmazdır. Öncelikle, doğurganlık oranlarının esaslı düşüşü uzun vadede birçok toplumsal ve iktisadi krize gebe olsa da ilk etapta bu düşüşün nüfus bilimcilerin ‘demografik fırsat penceresi’ ismini verdikleri avantajlı bir döneme çevrilmesi imkânı bulunmaktadır. Ülkeden ülkeye değişmekle beraber bahsedilen dönem, ortalama 30 ila 40 yıl arası sürmektedir ve temel karakteristiği çalışma çağındakilerin toplam nüfusun çoğunluğunu oluşturmasıdır. Yaşlı nüfusun baskın hale gelmeden önceki son aşama olan bu kritik sürecin doğru değerlendirilmesi ülkenin kalkınma ve refahına bir hayli olumlu yansıyacak, ancak değerlendirilememesi durumunda ise geri dönülemez bir krizin eşiğine gelinecektir. Türkiye için demografik fırsat penceresinin 2005 senesinde açıldığı belirtilmekle beraber bu periyodun kısa süreceği öngörülmektedir (Can ve Avcı, 2019). 

2010-2020 yılları arasında Türkiye’de doğum sayıları grafiği incelendiğinde bilhassa 2014 senesinden sonra vakalarda düzenli azalış gözlemlenmiş; 2020’de ise son on yılın en düşük verisi kaydedilmiştir. Bu doğrultuda, doğurganlık oranının da azalma eğilimi gösterdiği göze çarpmaktadır. 2010 yılında 2,15 şeklinde ölçülen oran 2020’ye gelindiğinde 2,06’ya düşmüş ve ‘nüfus yenilenme düzeyi’ olarak kabul edilen 2,1’lik oranın bile altına inmiştir. Yukarıda bahsedilen faktörlere ek olarak doğum kontrol yöntemlerinin artan ve etkin kullanımı, evlilik yaşının gecikmesi gibi unsurlar düşük doğurganlık oranlarında bir hayli belirleyici olmaktadır (Ergocmen, 2012). 

Toplam Doğum Sayıları ve Doğurganlık Hızı (2010-2024)

 

Çeşitli doğurganlık göstergeleri arasında azalış trendi en bariz göze çarpan kaba doğum hızıdır. Buna göre 2010’dan 2020’ye binde 3,9’luk bir düşüş söz konusudur. Doğum sayıları grafiğindeki bulgulara paralel olarak kaba doğum hızında da 2014’ten sonra devamlı bir azalıştan bahsedilebilir.

Kaba Doğum Hızı (2010-2023)

 

2010 yılında doğum gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 27,7 olarak kaydedilirken, 2020 yılı için bu sayı 29’a çıkmıştır. Evlenme yaşının yükselmesi kadınların anne olma yaşını da doğal olarak yukarıya çekmektedir. Doğurganlık oranları ve doğum hızının son yıllardaki eğilime benzer bir eğilimle devam etmesi Türkiye’nin süratle yaşlanmasını beraberinde getirecektir. 

Doğum Yapan Annelerin Ortalama Yaşı (2010-2023)

Güncel nüfus projeksiyonlarına göre ülkenin önümüzdeki 25 yıl içerisinde çok yaşlı ülkeler grubunda yer alması söz konusudur. Bu bağlamda akla gelecek ilk soru Türkiye’nin kaynak, hizmet kapasitesi ve sosyal politika açısından yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeterlilikte olup olmadığıdır. Özellikle devlet tarafından geliştirilecek kurumsal destek mekanizmaları sürecin getireceği sancıları azaltmakta oldukça önemli bir role sahiptir. Ayrıca, yaşlı nüfusuyla beraber emekli kişi sayısının da artacak olması ekonomik organizasyonda köklü bir dönüşüme işaret etmektedir. Dolayısıyla nüfusun yaşlanmasının gençleri de derinden etkileyecek çift yönlü sonuçları bulunduğu için politika yapıcıların bu bağlamda refah temelli ve önleyici politikalar üretmesi elzem bir noktada durmaktadır. 

 

Kaynakça

Can, B. ve Avcı, S. (2019). Demografik fırsat penceresi Türkiye için demografik kriz penceresine dönüşecek mi?. 1. İstanbul uluslararası coğraf 8 nkya kongresi bildiri kitabı içinde (ss. 211-221). İstanbul: Istanbul University Press.

Ergocmen, B. (2012). Demographic profile of Turkey: Specifics and challenges. Groth, H. ve Sousa-Poza, A. (Ed.), Population dynamics in Muslim countries içinde (ss. 117- 130). Berlin, Heidelberg: Springer.

 

 

 

Bu analizi paylaş