Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye'de Gelir Dağılımı ve Sosyal Adalet
Gelir Dağılımı ve Servet Eşitsizliği

Türkiye'de Gelir Dağılımı ve Sosyal Adalet

· 01 Aralık 2022 · 6 dk okuma

1990’lı yıllardan bu yana emeğin kullanılabilir hanehalkı gelirinden aldığı pay düşerken sermaye geliri artmış ve her zaman gelirden daha eşitsiz bir görünüm sergileyen servet eşitsizliği yoğunlaşmıştır. Hanehalkları, kullanılabilir gelirlerine göre küçükten büyüğe doğru sıralanarak 10 gruba ayrıldığında; “İlk yüzde 10'luk grup” geliri en düşük olan grubu, “Son yüzde 10'luk grup” ise geliri en yüksek olan grubu ifade eder. Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk kesimin toplam servetten aldığı pay, en düşük gelire sahip ilk yüzde 10’luk dilimin aldığı payın 15 katıdır. 2006 yılından bu yana bu fark kapanma eğilimi göstermemiştir. 

%10’luk Gruplara Göre Sıralanmış Eş Değer Hanehalkı Kullanılabilir Gelir (2006-2021)

P5 ve P95 oranları ise en alt ve en üst yüzde 5’lik gelir gruplarının toplam gelirden aldıkları payı gösterir. Gini katsayısı ile net olarak görülemeyen gelir grupları arasındaki eşitsizlikler burada açıkça görülebilir. En yüksek yüzde 5’lik gelir grubu ile en düşük grup arasında yaklaşık 20 kat civarında bir fark mevcuttur. Burada da 2006 yılından günümüze kadar bu makas hiç kapanmamış, iki uç gelir grubunun servetten aldıkları pay birbirine yaklaşmamıştır. 

En Alt ve En Üst %5'lik Gelir Gruplarının Toplam Gelirden Aldığı Pay (2006-2021)

Credit Suisse Küresel Zenginlik Raporları 2018 ve 2019 yılları için Türkiye’de ülke içi ve bireyler arası servet dağılımında eşitsizliklerin seyrini dünya ve farklı bölgelerin 2019 yılı ortalamalarıyla karşılaştırmalı olarak görmeyi mümkün kılıyor. 2019 yılında Türkiye’de servet piramidinin en altında yer alan ve bireysel serveti 10.000 doların altında olan yetişkin sayısının toplam yetişkin nüfusa oranı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 20 azalmıştır. 

Piramidin tepesinde bulunan ve bireysel serveti 1 milyon doların üstünde olan bireyler ise, toplam yetişkin nüfusun yüzde 0,2’sine karşılık gelir. Türkiye’de yetişkin başına ortalama servet değeri dünya ortalamasının oldukça altında kalırken, ülke içi servet bölüşümü açısından daha çok Latin Amerika ülkeleriyle benzeşmekte, servet Gini değeri ise nispeten düşüş göstermektedir. 

Ülke İçi ve Bireyler Arası Servet Eşitsizliklerinin Türkiye ve Ülke Grupları Olarak Karşılaştırması (2018 & 2019)

Gelir yoksulluğu Türkiye’de genellikle kişilerin ülke içiçindeki ortalama gelirin belirlenen bir oranının (çoğunlukla medyan gelirin yüzde 50’si ve yüzde 60’ı olarak) veya belirli ihtiyaçlar temelinde belirlenen bir eşiğin altında bir gelire sahip olmaları şeklinde tanımlanır (Candaş, 2010). Bir bireyin veya hanehalkının yoksul olarak tanımlanması için belirlenmesi gereken gelir sınırı özellikle Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ile TÜİK tarafından gerçekleştirilen araştırmalarla belirlenmektedir. TÜRK-İŞ’in Aralık 2021 raporuna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 4.013,26 TL’ye yükselmiştir. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 13.072,51 TL’ye çıkımştır. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 4.926,94 TL’ye yükselmiştir. 

Bu da dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 2021 yılı için belirlenen net asgari ücretin (2.825,90 TL) çok üzerinde olduğu, asgari geçim maliyetiyle net asgari ücret arasındaki 192 TL’lik fark nedeniyle asgari ücretlinin cebine yılda yaklaşık 14.000 TL eksik girdiği anlamına gelmektedir. Yoksulluk oranı en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarında en yüksek oranda seyretmiştir. Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarında ve tek kişilik hanehalklarında yoksulluk oranı son üç yıldır yüksek seviyelerini korumuştur. 

Hanehalkı Tipine Göre Yoksulluk Oranı (2010-2024)

Eğitim durumuna göre yoksulluk oranları incelendiğinde, beklendiği üzere 2020 yılına kadar en fazla yoksulluk okuryazar olmayan fertler arasında görülürken, 2021 yılında bir okul bitirmeyen fertlerdeki yoksulluk oranı yüzde 24,4 ile okuryazar olmayan fertleri geçmiştir. 2021 itibarıyla okuryazar olmayanların yüzde 24,1’i, lise altı eğitimlilerin yüzde 13,8’i, lise ve dengi okul mezunlarının yüzde 7,5’i, yükseköğretim mezunlarının ise yüzde 2,5’i yoksuldur. 

Eğitim Durumuna Göre Yoksulluk Oranları (2006-2023)

Kaynakça

Candaş, A., Buğra A., Yılmaz, V., Günseli, S. ve Çakar, B. Y. (2010). Türkiye’de eşitsizlikler: Kalıcı eşitsizliklere genel bir bakış.

Credit Suisse. (2018). Küresel zenginlik veri kitabı. [Veri dosyası]. https://www.credit-suisse.com/ about-us/en/reports-research/global-wealth-report.html adresinden erişildi.

Credit Suisse. (2019). Küresel zenginlik veri kitabı. [Veri dosyası]. https://www.credit-suisse.com/ about-us/en/reports-research/global-wealth-report.html adresinden erişildi.

TÜRK-İŞ. (2021). Aralık 2021 açlık ve yoksulluk sınırı. 30 Haziran 2022 tarihinde https://www.turkis.org.tr/aralik-2021-aclik-ve-yoksulluk-siniri/ adresinden erişildi.


Not: Bu analiz yazısı İLKE Vakfı’nın İktisat İzleme 2020 raporunda Betül Mutlugün’ün yazdığı bölümden hareketle kaleme alınmıştır.

 

Bu analizi paylaş