Türkiye’de İnternet Araçlarına ve Sosyal Ağlara Yönelik Algı
Bilgisayar ve internet teknolojilerinin kitle iletişimini sağlamada merkezi bir konuma yerleşmesiyle gündeme gelmeye başlayan “yeni medya”, aynı zamanda ana akıma karşı taşıdığı potansiyelle alternatif medya şeklinde tanımlanmaktadır (Aydoğan ve Kırık, 2012, s. 58). Yeni medyanın kapsadığı araçların daha liberal ve demokratik bir iletişim zeminine kapı araladığı argümanı bir yana; mevcut düzen ticari ve politik potansiyelinden ötürü tüketimi ve denetimi kitleselleştiren bir unsur olarak da ele alınmaktadır (Başlar, 2013, s. 777). Bu noktada sosyal ağların ve internet uygulamalarının oluşturduğu kompleks yapıya atfedilen olumlu ve ilerlemeci niteliklerle birlikte; tüm bu sistemi “dijital kapitalizm” şeklinde açıklayan yaklaşımlar mevcuttur.
Başlar’a (2013) göre kültürden sosyal ilişkilere sayısız toplumsal bileşenin dijital zemine taşındığı bir süreçte ağ toplumu içinde buharlaşarak özgünlüğünü kaybeden bir dizi değişken karşımıza çıkmaktadır. Durmaksızın gelişen ve üretim, tüketim ve güç ilişkilerini dönüştüren bilgi teknolojileri yalnızca toplumsal değil iktisadi perspektiften bakıldığında da çarpıcı sonuçları beraberinde getirir. Tüm ekonomilerin birbirine bağımlı hale geldiği, borsanın ve ticarileşmenin görülmemiş hız kazandığı, şirketlerin internetin sunduğu olanaklarla etki alanlarını tahkim ettiği, ziyaretçilere özel kişiselleştiren reklamların devasa bir tüketim ekonomisini beslediği yeni medya düzeni esasen kapitalizme içkin hale gelmiştir. Dolayısıyla, sermayenin mevcut iletişim ağı içerisinde hareket alanını giderek genişlettiği bir dönemde enformasyonalizm ve kapitalizm yakınsayan iki eğilim şeklinde değerlendirilmektedir (Başlar, 2013, s. 781).
Türkiye’de internet araçlarına ve sosyal ağlara yönelik algı ve bunları kullanma biçimleri birçok hayat pratiğini etkilemekte ve bu pratiklerden etkilenmektedir. KONDA’nın medya raporunda yer alan verilere göre, 2011 ve 2016 yılları için “İnternetin topluma yarardan çok zarar getirdiğine inanıyorum.” ifadesine “Kesinlikle doğru” diyenlerin oranı yüzde 18’den yüzde 21’e çıkmış, “Doğru” diyenlerin oranı yüzde 56’dan yüzde 52’ye gerilemiştir. Bununla beraber, aynı önermeye “Yanlış” diyenlerin oranı yüzde 5’ten yüzde 7’ye, “Kesinlikle yanlış” diyenlerin oranı ise yüzde 1’den yüzde 3’e çıkmıştır.
Öte yandan 2016 ve 2018 yıllarında yapılan ölçek çalışmasına göre “Twitter, Facebook gibi sosyal ağlar tüm toplumların baş belasıdır.” ifadesine “Katılıyorum” ve “Kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranında artma, “Kesinlikle katılmıyorum” diyenlerin oranında ise azalma gözlemlenmiştir (KONDA, 2019). İnternete ilişkin kanaatlerin daha olumlu bir çerçevede yorumlanması mümkün iken, sosyal medyaya yönelik algının kıyasla negatif gözükmesi toplum içinde bu iki fenomene bakışın ayrıştığını düşündürmektedir. Bu bağlamda menfi siyasi söylemin yönlendirmesi sonucu kamuoyunda sosyal medyaya atfedilen şeytani özelliklerin arttığı öne sürülebilir (KONDA, 2019, s. 9).
Özel kullanım amacıyla bireylerin internet üzerinden satın aldıkları mal ve hizmetler genel davranış eğilimleri hakkında yol göstericidir. Bu bağlamda, 2020 ve 2021 senelerinde film/dizi izleme veya indirme hizmetlerinin diğer içerikler arasında en yüksek yüzdeliğe sahip olduğu dikkat çekmektedir. Bununla beraber, yazılım indirme içeriğinin 2020’den 2021’e önemli bir sıçrama yaparak 15,3 puan arttığı, böylece üçüncü en yüksek yüzdeyi aldığı görülmektedir.
Son olarak, Türkiye’de internet kullanımı ve okur-yazarlığı ile eğitim seviyesi arasında bir ilişki bulunduğu iddia edilebilir. Buna göre, “Bir bilgiye ihtiyaç duyduğumda ilk bakacağım yer internettir.” önermesine “Kesinlikle yanlış” ve “Yanlış” diyenler en çok lise altı seviyeden, “Doğru” ve “Kesinlikle doğru” diyenlerin oranı ise en çok üniversite seviyesinden çıkmıştır. Bu tablo, üniversite eğitimiyle televizyona duyulan güvenin düştüğü ve internet kullanımının arttığı şeklinde yorumlanmaktadır (KONDA, 2019, s. 20). Türkiye’de genellikle eğlence işlevi ön plana çıkan sosyal medya araçlarının internet okur-yazarlık seviyesi düştükçe bilgi kirliliğine zemin hazırlaması muhtemel gözükmektedir.
Kaynakça
Aydoğan, F. ve Kırık, A. M. (2012). Alternatif medya olarak yeni medya. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, (18), 58-69.
Başlar, G. (2013). Yeni medyanın gelişimi ve dijitalleşen kapitalizm. Akademik Bilişim, 4(11), 775-784.
Kemp, S. (2021). Digital 2021: Turkey. 17 Mayıs 2022 tarihinde https://datareportal.com/reports/digital-2021-turkey adresinden erişildi.
KONDA Araştırma ve Danışmanlık. (2019). Medya Raporu: Televizyonla Değişen Algılar, Sosyal Medyanın Yükselişi ve 10 Yıllık Medya Serüvenimiz 2008-2018. 30 Mayıs 2022 tarihinde https://konda.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/KONDA_MedyaRaporu_HT2018.pdf adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş