Türkiye’de birçok eğitim düzeyinde çeşitli biçimlerde karşımıza çıkan intihal/akademik hırsızlık; kabaca kişinin bir fikri, argümanı veya entelektüel ürünü asıl sahibine atıf vermeden kendi tasarısıymış gibi sunması şeklinde ifade edilebilir. Ülkemizde de epey kök salan ve oldukça sık rastlanır bir durum hale gelen intihal, akademik yozlaşmanın başlıca müsebbipleri arasındadır. Öğrencilerin, eğitimcilerin ve öğretim üyelerinin intihale meyletmesinin ardındaki sebepler, akademide usulsüzlüğe karşı uygulanan yaptırımlar, mesleki etik bilinci ve intihal sorunun aşılabilmesi için geliştirilen önlemler bu noktada ayrı ayrı ele alınması gereken başlıklardır. Özellikle yıllar içinde yüksek lisans ve doktora tezlerinin sayısındaki niceliksel artışın intihal probleminin sıklığını ve görünürlüğünü arttırdığı söylenebilir. Bunlarla beraber, akademik hırsızlığın yalnız Türkiye’de değil dünya çapında yaygınlaşmış (Eret ve Ok, 2014) bir mesele olduğunu belirtmek daha geniş bir kavrayış sağlayacaktır.
Türkiye’de intihalin yaygınlığına dair ülke genelini kapsayan makro bir veri bulunmadığından literatürde bu konu üzerine yoğunlaşan münferit proje ve çalışmalar aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır. Eret ve Gökmenoğlu (2010) ODTÜ Eğitim Fakültesi’nden 150 araştırma görevlisinin katılımıyla gerçekleştikleri çalışmalarında intihal yapmada en sık belirtilen faktörleri yabancı dil kullanımına ilişkin problemler, zaman kısıtı ve intihal konusundaki bilgi eksikliği olarak sıralamışlardır. Bu hususta intihalin kapsamına, başka bir deyişle hangi eylemlerin akademik hırsızlık olarak değerlendirildiğine dair bilinç ve farkındalık eksikliğinin bilhassa altı çizilmelidir.
Genel anlamda duyum düzeyinde bilinen intihal kavramının ne denli önemli bir etik ihlali olduğuna ve ne gibi kritik sakıncalar doğurduğuna ilişkin idrak pek gelişmemiş gözükmektedir. Kurumsal ve yapısal düzeydeki yetersizlikler, örneğin üniversitelerin etik kurullarının hiç olmaması veya olanların âtıl işlemesi ilgili birimlerden ve yönetmelikten bihaber öğrencilerin akademik yazıma dair bilgilerinin zayıf kalmasına dolayısıyla intihalin daha da normalleşmesine zemin hazırlamaktadır. Alandaki araştırmacıların da önerdiği üzere (Eret ve Ok, 2014, s. 1013); üniversitelerin müfredat programına akademik kaynakların ve internetin doğru kullanımına ilişkin kredisiz ancak zorunlu bir dersin-birinci yılın ilk öğretim döneminde açılacak- dahil edilmesi, akademik dürüstlüğü güçlendirmede etkili bir adım olabilir. Ancak elbette ki dersleri açan ve takibini yapan öğretim üyelerinin de akademik hırsızlık hususunda gerekli hassasiyete sahip olmaları beklenmektedir.
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden araştırmacılar, Türkiye’de yazılmış yüksek lisans ve doktora tezlerinin akademik kalitesini ölçmeyi amaçladıkları çalışmaları kapsamında eğitim bilimleri alanında yazılmış 600 adet tezi Turnitin intihal kontrol programı üzerinden test etmişlerdir (Toprak, 2017, s. 1). Neticede yüksek derecede intihal içeren tez oranının yüzde 34,5 gibi hayli yüksek bir düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca, intihal içeren doktora tezlerinin oranı yüksek lisans tezlerinin oranından yüzde 10; kamu üniversitelerinde yazılan tezlerde intihal içerenlerin oranı ise vakıf üniversitelerinde yazılanlardan yüzde 15 daha az çıkmıştır.
Bu tablo okul türünün ve eğitim kademesinin intihal davranışı üzerinde belirleyiciliği olduğunu düşündürmektedir. Doktora sürecinin yüksek lisansa göre daha dikkatli ve seçici bir şekilde yürütülmesi, doktora programlarına kabulün de yüksek lisansa kıyasla belli bir yetkinlik gerektirmesi ilk istatistiği anlamada açıklayıcı olabilir. Vakıf ve kamu üniversitelerinde yazılan tezlerin intihal oranları arasındaki farkı ise eğitimin ticarileşmesi bağlamında değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Buna göre, diplomanın ücret karşılığı ulaşılacak bir hizmet gibi sunulması hem etik kaygıları ikinci plana atmakta, hem de çıkan ürünün özgünlüğüne zarar verebilmektedir.
Bunlarla beraber, internet teknolojilerinin hızla genişleyerek küresel bir nitelik kazanması da akademik hırsızlık için kolaylaştırıcı bir ağı beraberinde getirmiştir. İnternette dolaşıma giren paylaşım veya beyanlar oldukça hızlı ve sanal bir sistem içerisinde yayıldığından bunların herkese mâl olduğu veya anonimleştiği gibi bir algı ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla, internete erişilebilirliğin artması da intihali yönetmesi daha güç bir durum haline getirmiştir (Eret ve Ok, 2014, s. 1002).
Kaynakça
Eret, E. ve Gökmenoğlu T. (2010). Plagiarism in higher education: A case study with prospective academicians. Procedia-Social and Behavioral Sciences, 2(2), 3303-3307.
Eret, E. ve Ok, A. (2014). Internet plagiarism in higher education: tendencies, triggering factors and reasons among teacher candidates. Assessment & Evaluation in Higher Education, 39(8), 1002-1016.
YÖK Tez Merkezi. (t.y.). İstatistiki Bilgiler. 20 Mayıs 2022 tarihinde https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/IstatistikiBilgiler?islem=2 adresinden erişildi.
Toprak, Z. (2017). Türkiye’de akademik yazı: İntihal ve özgünlük. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Dergisi, 34(2), 1-12.
Bu analizi paylaş