Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Durumu
İş Sağlığı ve Güvenliği

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Durumu

· 27 Mart 2022 · 6 dk okuma

İş sağlığı kavramı; iş yerinde çalışan işçinin yerine getirdiği iş için fizyolojik ve ruhsal uygunluğunu, yaptığı işten görebileceği zararları ve çalışma koşullarının işçi üzerindeki etkilerini ifade ederken, “iş güvenliği” işin yapılması sırasında alınması gereken önlemleri, kullanılan makine ve teçhizatın uygunluğunu, çalışma koşullarının barındırdığı risk ve tehlikeleri, uygulama yöntemlerinin doğruluğunu ifade eder. İş sağlığı ve güvenliği, iş yerlerinde yapılan işler ile ilintili her türlü bedensel ve ruhsal tehlikelerin önlenmesi için alınan hukuki, teknik ve tıbbi tedbirlerdir. 

Çalışılan işe özgü koşulların neden olduğu zararlı bir faktörden etkilenildiğinin net olarak ortaya konabildiği hastalıklar grubuna “meslek hastalığı” denir. Meslek hastalıklarının azaltılması, iş kazalarının önlenmesi ve güvenli çalışma ortamının sağlanması gibi çalışma hayatının en kritik sorun alanlarına çözüm üreten iş sağlığı ve güvenliği disiplini, dünyada ve Türkiye’de hızla önem kazanmaktadır. 

Yandaki şekillerde verildiği gibi, Türkiye’de iş kazalarının sayısı azımsanmayacak derecede olup, herhangi bir azalma eğiliminde olduğu görülmemektedir. 2009 yılında 100 bin işçi başına gerçekleşen iş kazası sayısı 650 civarındayken 2016 yılına gelindiğinde kaza sayısı 1530’a çıkmıştır. Ölümle sonuçlanan iş kazalarının 100 bin işçi başına düşen sayısında 2012 yılında ciddi bir azalma yaşanmışsa dahi oran ilerleyen yıllarda tekrar yükselişe geçmiştir. İşçi Sağlığı ve İşçi Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yıllık raporlarına göre her sene ortalama 1500 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirmektedir. Üstelik bu sayının azaltılması noktasında herhangi bir tedbirin alınması için işletmeleri bağlayıcı devlet düzenlemelerinin yapılmadığının altı çizilmektedir (İSİG Meclisi, 2021). 

Gerçekleşen İş Kazası Sayıları (2009-2021)

 

Ölümle sonuçlanan iş kazaları, sektörlere göre incelendiğinde en büyük payın tarım ve inşaat sektörlerinde yaşanan kazalarda olduğu görülmektedir. Son 5 yılda tarım sektöründe yaşanan kayıpların sayısı artarken inşaat sektöründe bunun aksi yönde bir gelişme olarak kayıp sayılarında düşüş yaşandığı görülmektedir. 2020 yılına damgasını vuran COVID-19 salgını nedeniyle daha önceki yıllarda yaşanan kayıp sayısının çok küçük değerlerde olduğu sağlık ve sosyal hizmetler sektöründe 330 işçi yaşamını yitirmiştir. 

Seçilmiş Sektörlerde İş Kazalarında Yaşamını Yitiren İşçilerin Dağılımı (2015-2020)

COVID-19 salgını, Türkiye’deki iş yerlerinin salgın krizlerine ne denli hazırlıklı olduğunu göstermiştir. İşletmeler, kriz yönetim sürecini, kriz anında nasıl stratejiler geliştirileceğini tecrübe etmiştir. Pandemi döneminde birçok iş yeri kapatılmış, uzaktan/evden çalışma sistemine geçilmeye çalışılmışsa da bazı temel sektörler üretime devam etmiştir. Dolayısıyla, iş akdinin işverene yüklediği sorumluluklardan biri olan işçiyi işten kaynaklı zararlardan koruma durumu COVID-19 için de geçerli olmuştur. Salgın sürmekteyken işveren iş sağlığı ve güvenliği önlemleri kapsamında maske, eldiven, siperlik vs. gibi her türlü sağlık ekipmanını sağlamakla sorumlu tutulmuştur (Ateş, 2020). Sağlık sektörü de bu bağlamda çalışmaya ara verilemeyen ancak çalışanların sağlığının korunması gereken sektörlerden biri olmuştur. Ancak veriler göstermektedir ki alınan tedbirler sağlık sektöründe çalışanların yaşamını yitirmesine engel olamamıştır. 

Sağlık çalışanlarını yüksek riskli (yüz maskesi takmayan COVID-19 hastaları ile uzun süre yakın temasta bulunmak) ve düşük riskli (genel olarak COVID-19 hastaları ile kısa etkileşimlerde bulunmak) olarak sınıflayan Çetintepe ve İlhan (2020), sağlık çalışanlarının kişisel koruyucu donanımı olmadan yüksek riskli faaliyetlerde bulunulduysa 14 gün süreyle işten uzaklaştırılması gerektiğinin altını çizer. Sağlık birimlerinde klima santrallerinin kurulması, COVID-19 belirtili hastaların izole odalarda yatması ve pandemi sürecinde görev alan sağlık çalışanlarının tıbbi takibinin yapılması gibi tedbir ve prosedürlerin işletilmesi gerektiğinin de altı çizilmektedir (Çetintepe ve İlhan, 2020). 

Son olarak, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmemesinin, kaza ve ölüm sayılarında azalma yaşanmamasının en önemli nedenlerinden biri istihdamda taşeronlaşmadır. Taşeron sisteminde sosyal güvencelerin neredeyse askıya alınmasının doğal sonucu olarak iş esnasında alınması gereken tedbirler de yerine getirilmemektedir. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesi için istihdamın güçlendirilmesi ve sosyal güvencelerin tamamen çalışanların hakları olarak teslim edilmesi gerekmektedir. 

 

Kaynakça

Çetintepe, S. P. ve İlhan, M. N. (2020). COVID-19 salgınında sağlık çalışanlarında risk azaltılması. Journal of Biotechnology and Strategic Health Research, 4, 50-54.

İSİG Meclisi. (2021). 2020 yılı iş cinayetleri raporu. https://www.isigmeclisi.org/20608-2020-is-cinayetleri-raporu adresinden erişilmiştir.

 

 

 

Bu analizi paylaş