Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye’de Kent Yoksulluğunun İzdüşümleri
Yoksulluk

Türkiye’de Kent Yoksulluğunun İzdüşümleri

· 03 Aralık 2022 · 7 dk okuma

Türkiye’deki genel yoksulluk tablosunun bir uzantısı haline gelen kent yoksulluğu, zaman içinde ülke siyasi ve ekonomik tarihindeki muhtelif kırılmalardan doğrudan etkilenerek daha katmanlı bir yapıya bürünmüştür. Bahsedilen kırılmaları dikkate alan araştırmacılar Türkiye’de kent yoksulluğunun mahiyetini 1980 öncesi, 1980 sonrası ve günümüz olmak üzere üç dönem temelinde incelemişlerdir (Tuğaç, 2021). Bu bağlamda 1980’lerin başı, Türkiye’de hâkim refah rejiminin dönüşüme veya kimi araştırmacıların ifade ettiği biçimiyle çözülmeye uğradığı dönem olarak meseleyle alakalı en kritik süreçlerden birine tekabül etmektedir. 

Ancak Türkiye’de kent yoksulluğunun geçmişini 1980’lerden evvel 1950’lerin başından, yani kırdan kente yoğun göç hareketlerinin başladığı dönemden itibaren ele almak yerinde olacaktır. Buna göre, 1950’lerde ilk göç dalgalarıyla kente gelen yerleşimcilerin var kalabilmeleri çoğunlukla enformel ağ ve mekanizmalar yoluyla mümkün olmuştur. Bu enformel mekanizmaların başında, dönemin yetersiz politikaları neticesinde göçmenlerin kentsel çevrede barınabilmek adına inşa ettikleri gecekondular gelmektedir. Gecekondu toplulukları içindeki birlik ortamının, akrabalık/hemşerilik ilişkilerinin ve iletişim ağlarının göçmenlerin hayatta kalma stratejilerinde oynadığı rol, konuyla alakalı birçok çalışmanın merkezinde olagelmiştir. Şehirlerdeki arazilere düzensiz erişim ve gayri resmi yöntemlerle konut edinme fırsatları, daha sonra kentteki yoksulların sosyal hareketlilik yaşamak için kullandıkları vasıtalara dönüşmüştür (Romano ve Penpecioğlu, 2009, s. 144). 90’lı yıllarda hızlı küreselleşme, kentlerdeki mekânsal ayrışma, gelir eşitsizliğinin derinleşmesi gibi faktörler resmi olmayan ancak kent yoksullarının yaşamlarını sürdürmelerini sağlayan mekanizmaların çözülmesini beraberinde getirmiştir.   Böylece kent yoksulluğu farklı bir forma bürünmüş, akabinde birçok toplumsal aksaklığa kapı aralanmıştır. 

Yoksulluğun en önemli belirleyenlerinden işsizliğe ilişkin oranlar hesaplanırken dar ve geniş anlamda iki tip tanım üzerinden gidilmektedir. Bu bağlamda TÜİK’in standart tanımına göre son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan, 15 yaş ve üzeri kişiler işsiz kabul edilmektedir. Bu tanımın işsizliğin esas boyutlarını anlaşılmaz hale getirdiğini savunan uzmanlar, alternatif olarak geniş tanımlı işsizlik hesaplamasını önermektedir. Bu yöntem klasik dar tanım bağlamında yer alan işsizlere ek olarak; iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan fakat çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları da kapsamaktadır (DİSK, 2017). 

TÜİK’in 2019 İşgücü İstatistiklerine göre Türkiye’de dar anlamda işsiz tanımı kapsamında değerlendirilen 4,4 milyon kişinin 1 milyonu, yani takriben yüzde 23’ü İstanbul’da ikamet etmektedir. Benzer biçimde, geniş anlamda işsizlik bağlamında ele alınan 6,8 milyon bireyin 1,2 milyonu, başka bir deyişle bu grubun da neredeyse yüzde 18’i İstanbul’da yaşamaktadır. İşsiz nüfusun ülkenin tek bir kentinde bu denli kümelenmesi yoksulluğun şehirlerde daha belirgin tezahür ettiğine bir başka işaret olarak yorumlanabilir. 

İstanbul ve Türkiye'de Dar ve Geniş Anlamda İşsizlerin Sayısı (2021)

Bunlarla beraber, ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerinden ötürü hassas grupları derinden sarsan COVID-19 salgını, kentlerdeki yoksulların durumunu da güçleştirmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin konuyla ilgili bülteninde belirtildiği üzere salgın döneminde düzenli sosyal yardım alanların veya bu yardımlara başvuruda bulunanların yüzde 77’inin hanesinde sosyal güvenceye sahip biri bulunmamaktadır. Dolayısıyla, güvencesizlik ve maddi yoksunluk arasındaki direkt ilişki bir biçimde daha karşımıza çıkmaktadır. 

Pandemi Sırasında Düzenli Sosyal Yardım Alan veya Başvuruda Bulunanların Hanesinde Sosyal Güvencesi Olanlar (2021)

Yine aynı bültende İstanbul’un mahalleleri sosyoekonomik statü özelinde incelenmiş ve neticede kentteki mahalle kümelenmesinin büyük ölçüde orta ve yoksul düzeydeki mahallelerden oluştuğu görülmüştür (İstanbul Planlama Ajansı, 2021). Ayrıca, yoksul mahalle sayısının, iyi mahalle sayısının 4 katından fazla olması bir hayli dikkat çekicidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mezkûr salgının etkilerini hafifletme misyonuyla geliştirdiği “Birlikte Başaracağız” programına başvuranların nitelikleri İstanbul özelinde çıkarılacak bir yoksulluk tablosu için ipuçları taşımaktadır. Bu bağlamda başvuru yapanların yüzde 93’ünün kendilerini ekonomik sebeplerle kısıtlanmış hissetmesi, yüzde 89,2’sinin faturalarını ödemekte güçlük çekmesi ve yüzde 83,4’ünün maddi yetersizlikler sebebiyle çocuklarına istediği düzeyde eğitim imkânı sağlayamaması bir hayli çarpıcıdır. 

Mekânsal-Ekonomik Statü Kümeleri ve Özellikleri (2021)

‘Birlikte Başaracağız’ Programına Başvuranların Özellikleri (2021)

Salgının iktisadi faaliyetlerde ve istihdamda keskin bir daralmaya sebep olması, iş ve gelir kaybına yol açarak sosyal ve ekonomik açıdan en kırılgan grupları daha da savunmasız hale getirmiştir. Mali belirsizlikler, düşük gelir gruplarına mensup işçilerin çoğunlukla evden çalışma seçeneği sağlayamayan işlerde istihdam edilmeleri, yoksulluğun olağanüstü koşullarda alternatif üretme kapasitesini son derece kısıtlaması salgının şiddetinin oldukça eşitsiz şekilde tecrübe edilmesine yol açmaktadır. Varlık sahibi veya ekonomik anlamda ayrıcalıklı gruplar için kriz durumlarında daha geniş bir hareket alanı söz konusuyken, yoksullar için tam tersi koşullar hâkimdir. Mahalli ve merkezi yönetim birimlerinin hassas kesimlerin gereksinim ve önceliklerini gözeterek üretecekleri sosyal politikalar bu konuda oldukça bağlayıcı ve etkili bir yerde duracaktır.

Kaynakça

İstanbul Planlama Ajansı. (2021). Salgında Kent Yoksulluğu: İstanbul’da Yoksulluk Profilleri. 20 Mayıs 2022 tarihinde https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2021/08/KENT_YOKSULLUGU.pdf adresinden erişildi.

Romano, Y. ve Penpecioğlu, M. (2009). From poverty in turns to new poverty: A scrutinize to changing dynamics of urban poverty in Turkey. Toplum ve Demokrasi, 3(5), 135-150. 

Tuğaç, Ç. (2021). Evaluating the evolution and future of urban poverty policies in public administration in Turkey. Journal of Poverty, 1-23. 

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu. (2017). Mayıs 2017 işsizlik ve istihdam raporu: Sanayi istihdamı düşüyor. 19 Mayıs 2022 tarihinde  http://disk.org.tr/2017/05/disk-ar-issizlik-ve-istihdam-raporu-mayis-2017/ adresinden erişildi.

 

Bu analizi paylaş