Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye’de Sosyal Politikaların ve Güvenliğin Kapsamı
Sosyal Transferler

Türkiye’de Sosyal Politikaların ve Güvenliğin Kapsamı

· 18 Ocak 2023 · 5 dk okuma

Sürekli üretilen ve biriktirilen refahın yeniden dağıtımı farklı aktörler aracılığıyla çeşitli yollarla mümkündür. Refahın ne şekilde toplandığı ve hangi aktörler tarafından nasıl ve kimlere pay edildiği sosyal politika tartışmalarında önemli bir yer tutar. Refahın dağıtımını yapan dört temel kurum; devlet, aile, piyasa ve sivil toplum olarak belirlenmiştir. Bununla beraber, yerel ölçekte belediye kurumları da refah dağıtımına katkıda bulunur. Bu bağlamda, Türkiye’de özellikle 1980’lerin ikinci yarısından itibaren belediyelerin sosyal politikadaki rollerinin artarak devam ettiği söylenebilir. 

Bireylerin cinsiyet, yaş, sınıf, etnisite gibi özellikleri dağıtılan refahtan ne kadar pay aldıklarını belirler. Örneğin; Güney Avrupa ülkelerinde çocuk ve yaşlı bakımı aile kurumu içinde bilhassa kadınlara yüklenir. Aynı bakım süreçleri için İskandinav ülkelerinde devlet, ABD gibi liberal refah rejimini benimseyen ülkelerde ise piyasa öne çıkar. Öte yandan Türkiye’deki rejimi genellikle Güney Avrupa modeline benzeterek değerlendiren araştırmacılar, dönemin şartlarına göre çeşitli dönüşümler yaşandığına dikkat çeker. 

Türkiye genelinde sosyal politika aktörleri üzerine yapılan araştırmanın bulgularına göre katılımcıların yüzde 93’ü, refahın dağıtımında ailenin etkin rol aldığını düşünmüştür. Devlet, yasama ve yürütme yetkisi, finansal gücü, bürokratik yapısı ve elinde bulundurduğu zengin kaynakları ile refahın dağıtımında temel rol oynar. Seçilmiş hükûmet, farklı kuruluşlarıyla hem refahın dağıtımını yapar hem de koyduğu kurallar, yaptığı düzenlemeler ile insanların refahını etkiler. 

Bununla birlikte, bahsedilen araştırma neticesinde yüzde 91’lik bir skora sahip olduğu görülen devlet de aileyle birlikte önemli bir role sahiptir. Katılımcıların yüzde 60’ı piyasanın, yüzde 54’ü ise sivil toplumun sosyal refahın dağıtımında etkin rol oynadığını ifade etmiştir (Aysan, 2017). Bu veriler farklı aktörler tarafından dağıtılan refahın toplumda nasıl algılandığını ve vatandaşların refah kurumlarından beklentilerini anlamak açısından önemlidir.

Sosyal güvenlik kurumlarının ortaya çıkışından itibaren kapsadıkları nüfus sürekli olarak artmıştır. Türkiye’de 1975’te yaklaşık 16 milyon kişi sosyal güvenlik kurumlarının kapsamı içindeyken 2018’de bu sayı 70 milyonu geçmiştir. Yakın dönem için baktığımızda ise geçmişte geçerli olan düzenli artış eğiliminin yerini dalgalı bir gidişata bıraktığı görülür. Yıl bazında hafif iniş çıkışlar olsa da genel anlamda sosyal güvenlik kapsamındaki nüfus oranı yüzde 80’lerde seyreder. 2021’de bahsedilen gösterge için kapsam dışı nüfus oranı yüzde 12,5 olmuştur. Bu durumda güvencesiz yüzde 12,5’lik kesim oldukça kırılgan bir konuma yerleştiği için sosyal politikalar kurgulanırken bu gruba öncelik verilmelidir. 

Sosyal Güvenlik Kapsamındaki ve Kapsam Dışındaki Nüfus Oranı (2010-2023)

Refah devletlerinin bütçeden en çok pay ayırdıkları alanlardan biri olan sosyal sigorta sistemi, genellikle çalışanların ödedikleri primler üzerinden sürdürülür. İstihdam edilenler, çalıştıkları süre boyunca sisteme sağlık, emeklilik ve işsizlik gibi temel sigorta kolları için ödeme yaparlar. Ancak çalışanların primleri sosyal sigorta döngüsünün devam etmesi için yetersiz kalabilir. Bilhassa Türkiye gibi ülkelerde sigorta sistemi primlerden elde edilen gelirden ziyade genel bütçeden ayrılan kaynaklarla sürdürülür. Dolayısıyla, ekonomik kaynakların zengin ve çeşitli olması sosyal politikaların finanse edilmesini önemli ölçüde kolaylaştırır. 

Devletin ekonomik yapısı, siyaset ve yönetim, sosyal politika uygulayıcısı kurumların nitelikleri ve toplumsal/kültürel faktörler ise sosyal politikaların kapsamını ve özelliklerini belirleyen dört temel unsurdur. Türkiye’de bu unsurların işlerliği sorgulanmalı, doğru kontrol mekanizmaları bulunarak sistemin kendini idame ettirmesine engel olan boşluklar doldurulmalıdır.

Kaynakça

Aysan M. F. (2017). Türkiye’nin refah rejimini anlamak: Kurumlar ve bireyler (Proje No: 114K117). TÜBİTAK.

Sosyal Güvenlik Kurumu. (2022). Başkan Ceylan, “Amacımız sosyal güvenlik bilincini oluşturmak”. 10 Ağustos 2022 tarihinde https://bit.ly/3Qhb9KC adresinden erişildi. 


Not: Bu analiz yazısı İLKE Vakfı’nın Geleceğin Türkiyesinde Sosyal Politikalar raporundan hareketle kaleme alınmıştır. 

Bu analizi paylaş