Türkiye’de hukuk konuşulmak istendiğinde, akla ilk gelen suçlar ve cezalar, dolayısıyla ceza hukuku olmaktadır. Ceza hukuku toplumsal planda korunması gereken bazı yararların ihlal edilmesi durumunda devletin verdiği tepkinin rejimine denmektedir. Medyada kendine yer bulan hukukî olaylar çoğunlukla bireysel ve toplumsal güvenlikle, yani ceza hukukuyla ilintili olmaktadır. Özellikle gündüz kuşağında yer alan televizyon programlarının suçu konu edinmesi ve sosyal medyada yükselen ifşa dalgasıyla suçun ihbar edilmesi suç oranının arttığına dair algı oluşturmaktadır. Ancak verilere bakıldığında 2020 yılında 2011 yılına kıyasla ceza mahkemelerindeki dosya sayısının yüzde 8,5 azaldığı görülmektedir.
İçtihadi bir mahkeme olan Yargıtay, temyiz mercii sıfatıyla, Ceza Genel Kurulu ve 20 ceza dairesi olarak görev yapmaktadır. 2015 yılıyla birlikte Yargıtay ceza dairelerine toplam gelen dosya sayılarında düzenli bir düşüş yaşanmaya başlanmıştır. Dosya sayılarındaki düşüşle eşzamanlı olarak dosyaların görülme sürelerinde artış gözlenmiştir. Ancak 2018 yılı itibariyle burada da düşüş eğilimi kendini göstermiştir. Sonuç olarak özellikle son yıllarda Yargıtay ceza dairelerinde dosya çözme kapasitesinin yükseldiği görülmektedir.
Hukuk mahkemeleri; Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, Sulh Hukuk, İcra Hukuk, İş, Tüketici, Aile, Kadastro, Fikri ve Sınai Haklar mahkemelerinin tümünü ifade etmektedir. İrade serbestiyetine dayanan uyuşmazlıkların görüldüğü mahkemeler olan hukuk mahkemelerinde karara bağlanan dosyaların toplam gelen dosyalara oranı 2019’da yüzde 57 olarak, 2020’de ise yüzde 51,9 olarak tespit edilmiştir. Buna göre hukuk mahkemelerinde dosya çözme kapasitesinin düştüğünden bahsedilebilir. Hukuk mahkemeleri genelinde bir dosyanın ortalama görülme gün sayısının yıldan yıla arttığı ve buna bağlı olarak sonraki yıla devreden dosya sayısının da artış eğiliminde olduğu gözlenmektedir. 2020 yılı hukuk mahkemeleri dosya sayıları mahkeme türüne göre sıralandığında dosyaların yüzde 30’unu oluşturan asliye hukuk birinci sırada, yüzde 24’ünü oluşturan sulh hukuk ikinci sırada ve yüzde 16’sını oluşturan iş hukuku üçüncü sırada yer almaktadır.
Toplumun ortak ve genel ihtiyaçlarını gidermekle görevli olan idarenin tabi olduğu hukuk kuralları, hukuk devletinin hukuku olarak idare hukukunu oluşturmaktadır. Kamuda idare düzeyinde gerçekleşen uyuşmazlıkların çözümü için başvurulan idare mahkemeleri genel görevli mahkeme olması hasebiyle idari işlemlerden doğan hukuka aykırılıklarla ilk karşılaşılan yargı organıdır. Bu bakımdan idare mahkemelerine gelen dosya sayıları ve konuları, idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin büyük resmini de göstermektedir.
İdare mahkemelerine gelen dosya sayılarına bakıldığında 2016 ve 2017 yıllarında bir artış yaşandığı görülmektedir. Yine o yıllarda karara bağlanan dosya sayılarındaki artış, dosyaların sonraki yıla devretmesine mâni olunup, yargı süreçlerinin hızlandığını göstermektedir. Nitekim dosyaların ortalama görülme gün sayıları yine 2016-2017 yılları arasında düşmüş, ardından gelen yıllarda yeniden yükselmiştir. 2020 yılı için ise gelen dosya sayısının 2016-17 döneminden bu yana olduğu gibi yine fazla olup, karara bağlanan dosya sayısında azalma yaşandığı ancak görülme sürelerinde çok ciddi bir düşüş olduğu görülmektedir.
[graph_7e53f5518e764c26e66663a902c5dd533910788c]
Son olarak, Türkiye’de yargı süreçlerinin hızını ve işlerliğini etkilediği düşünülebilecek en önemli faktörlerden biri olan hâkimlerin sayısı aşağıdaki şekillerde verilmiştir. Türkiye’de son 10 yılda hakimlerin toplam sayısı 2 kat artmıştır. Yargıda artan iş yükü, nüfusun artışı ve hukuk fakültelerinin verdiği mezun sayısı gibi etmenlerle birlikte değerlendirildiğinde hâkim sayılarındaki bu artış da anlaşılır olmaktadır. Bununla birlikte 2010 yılında kadın hâkimlerin sayısı 2.359 ile 5 bin erkek hâkimin yarısından azken, 2020 yılına gelindiğinde 8 bin erkek, 6 bin kadın hâkimin adli makamlarda bulunduğu görülmektedir. Hâkim sayılarındaki bu genel artışın 100 bin kişiye düşen hâkim sayısında da iyileşmeye meydana getirdiği görülmektedir. 2010 yılında 100 bin kişiye 10 hâkim düşmekteyken 2020 yılında bu oran 17,8’e yükselmiştir.
[graph_d6cc4065fbf04b22f64be33c283c8fa8bd25348e]
Sonuç olarak, artan hâkim sayılarıyla birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de yargı süreçlerini hızının beklenen performanstan daha düşük bir seyir izlediği belirtilebilir. Özellikle dosyaların görülme gün sayılarında hâkim sayılarıyla ters orantılı ve belirgin bir düşüş beklenebilirdi. Ne var ki durum bu şekilde cereyan etmemiştir.
Bu analizi paylaş