Çocukların sağlıklı bir kültürel ve sosyal gelişim içerisinde olmaları çevresel koşullarla yakından ilişkilidir. Çocukların içerisine doğdukları aile birincil sosyalleşme alanlarıdır. Çocuk gelişiminde ilk etkileşim alanları kadar dış faktörler olan kültürel, sanatsal, sportif ve sosyal faaliyet alanları, içerik ve mekan olarak çocuk gelişimini etkilemektedir. Türkiye'deki çocukların sportif gelişimini TÜİK ve UNICEF ortaklığında gerçekleştirilen Türkiye Çocuk Araştırması’nda (2023) 0-17 yaş aralığındaki çocukların kültürel ve sosyal gelişimiyle ilgili veri derlenmiştir.
Çocukların sportif faaliyetlerini ve spor tercihlerini etkileyen pek çok etken vardır. Birincil sosyalleşme alanı olarak aile, çocukların spor tercihlerinde belirleyici bir unsurdur. Aynı zamanda aile, kültürel sermaye aktarımında da merkezi role sahiptir. Çocuklar, aileleri tarafından sosyalleştirir ve ailenin sahip olduğu kültürel sermayenin taşıyıcıları olarak toplumda yer alırlar (Yüksel, 2019). Ebeveynlerin/bakım verenin kültür ve eğitim düzeyi çocukların ne tür bir spor faaliyetine yöneleceğini ve spor aktivitelerine katılım düzeylerini etkiler.
Çocukların gerçekleştirdiği sportif faaliyetler cinsiyete göre farklılaşmaktadır. Erkek çocuklarının %14,3’ü futbolla ilgilenirken kız çocuklarının %0,6’sı futbolla ilgilenir. Erkek çocukların %0,3’ü voleybolla ilgilenirken kız çocuklarının %3,4’ü voleybolla ilgilenmektedir. Erkek çocuklarının %5’i bisiklet sürerken kız çocuklarının %2,9’u bisiklet sürmektedir. Çocukların farklı spor dallarına olan ilgisi ve spor dallarına yönlendirilme biçimleri, mevcut toplumsal kalıp yargılardan etkilenmektedir.
Bakım verenin öğretim düzeyi arttıkça çocukların çeşitli/farklı spor dallarına yönlendirme oranının arttığı görülür. Voleybol ve basketbol dallarında bakım verenin eğitim düzeyi yükseldikçe çocukların oranları artar. Yüksekokul mezunu bakım verenin çocukları %4,2 oranında basketbolla ilgilenirken, bir okul bitirmeyen veya ilkokul mezunu bakım verenin çocukları %7 oranında basketbolla ilgilenir. Bir okul bitirmeyen bakım verenin çocuğu %15,7 yürüyüş/koşu sporuyla ilgilenirken bu oran yükseköğretim mezunu bakım verenin çocuğu %12,4’tür. Yürüyüş/koşu gibi mekan, ekipman gerektirmeyen sporların bakım verenin eğitim düzeyi düştükçe bu sporların yapılma oranının arttığı görülür. Yüzme, tenis, dans, bale, boks gibi spor dalları diğer kategorisinde ele alınmıştır. Bakım verenlerin eğitim düzeylerine göre çocukların bu kategorideki sporları yapma oranlarına bakıldığında; bir okul bitirmeyen bakım verenin %2,2, ilkokul mezunu bakım verenin %3,8, ortaokul mezunu bakım verenin %4,2, lise mezunu bakım verenin %8,3, yükseköğretim mezunu bakım verenin %14,9 oranlarında olduğu görülür. Bakım verenin eğitim düzeyi yükseldikçe farklı/çeşitli spor dallarına yönelik ilgisinin ve bilgisinin yükselmesiyle birlikte çocuklarının diğer kategorisindeki spor faaliyetlerine yönelik ilgisinin arttığı söylenebilir. Ailenin eğitim düzeyi, spor faaliyetlerine katılımı, spora atfettiği önem ve spordan beklentileri, ailenin sahip olduğu statü ve sermaye çocukların spor faaliyetleriyle olan ilişkilerini şekillendirir.
Günümüzde çocuğun bir spor dalıyla ilgilenmesi ciddi bir gider kalemidir. Dolayısıyla bireylerin spora katılımı ve bunu düzenli olarak devam ettirmesinin sosyo-ekonomik düzeyiyle ilişkili olduğu söylenebilir. Çocukların yöneldiği sportif faaliyetlerin ailenin sosyo-ekonomik statüsüyle doğrudan ilişkisi olması, çocukların spora ne şekilde katılacağından, katıldığı sporların yapma amacını farklılaştırır (Yüksel, 2019). Gelir düzeyi düşük ve orta olarak tanımlanan sınıftan bulunan çocukların %7,2’si futbolla ilgilenirken yüksek gelir düzeyine sahip çocukların %8,4’nün futbolla ilgilendiği görülür. Basketbolla ilgilenme oranları yüksek gelir düzeyine sahip çocuklarda %2 iken düşük gelir düzeyine sahip çocuklarda %0,8’dir. Diğer spor dallarıyla ilgilenme oranı düşük gelir düzeyinde %3,1 iken, yüksek gelir düzeyine sahip çocuklarda %9,5’dir. Gelir düzeyi yükseldikçe maddi imkan gerektiren voleybol, basketbol ve diğer spor dallarına olan ilginin arttığı görülür. Düşük gelirlilerin ikamet ettikleri kentsel bölgelerde, ilçelerde spor faaliyetlerini gerçekleştirebilecek alanların kısıtlı olması ya da alanların olmaması farklı spor dallarının yapılmasını etkiler. Düşük gelir düzeyine sahip çocuklar için sokaklar oyun alanlarını oluşturur. Sokaklarda gerçekleştirilen sportif faaliyetler alanın ve imkanların sınırlı olmasıyla oyun çeşitliliği de buna bağlı olarak sınırlı kalır.
Çocukların sportif gelişimlerinde gelir düzeyinin önemli bir kriter olduğu vurgulanmakla birlikte ebeveynlerin eğitim düzeyi ile spora katılım arasında önemli bir ilişki olduğu görülmektedir. Çocukların var olan ilgisi ve yeteneğine göre herhangi bir kısıtlama uygulanmadan ilgilendiği spor dalına yönlendirebilmek adına destekleme projelerinin arttırılması gereklidir. Günümüzde bir spor dalıyla uğraşabilmek veya kültür sanat faaliyetlerine gidebilmenin ciddi bir gelir kaynağı gerektirdiğinden belediyelerin, okulların bu anlamda ki faaliyetlerine yönelik girişimlerini artırmaları çocuk gelişimi açısından önemlidir.
Kaynakça
Yüksel, M. (2019). Ailenin spora katılımı ile çocuklarının elit spora yönelmesi arasındaki ilişki. Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 9(2), 319-326.
Bu analizi paylaş