Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Türkiye’deki Yoksulluk Durumu
Yoksulluk

Türkiye’deki Yoksulluk Durumu

· 26 Mart 2022 · 5 dk okuma

Yoksulluğun çok boyutlu bir olgu olmasından dolayı farklı tanımları ve farklı ölçüm metotları bulunmaktadır. İnsanların temel fiziksel ve biyolojik ihtiyaçlarını karşılayamaması, eğitim, sağlık vb. sosyokültürel gereksinimlerinden yoksun kalması yahut belli bir gelir seviyesinin altında gelire sahip olması durumları bu farklı yoksulluk tanımlarına örnekler olarak verilebilir. Bununla birlikte genel kabul görmüş haliyle yoksulluk iki biçimde ölçülür: Göreli yoksulluk ve mutlak yoksulluk. Mutlak yoksulluk yahut maddi yoksunluk hanelerin belirli ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesini ölçmek üzere, bireyin günlük minimum kalori ihtiyacını karşılayabileceği geliri sınır olarak kabul eder. 

Gelire dayalı (göreli) yoksulluk ölçümü ise bir toplumda asgari yaşam düzeyi için gerekli finansal sınırın altında kalanların yoksul olarak kabul edilmesidir. Gelire dayalı yoksulluk çalışmalarında genel eğilim, bir ekonomide çalışanların medyan gelirin yüzde 60’ının altında gelire sahip olan bireylerin yoksul kabul edilmesidir. Medyan gelirin yüzde 60’ı aynı zamanda “ulusal yoksulluk sınırını” ifade eder.

Şekilde görüleceği üzere 2006’da 17 bin kişi olarak tespit edilen yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfusun 2020’de 17 bin 921 kişiye çıkmış olması, yoksul nüfusta küçük de olsa bir reel artışın yaşandığını göstermektedir. Buna rağmen yoksulluk oranı 2006’dan 2020’ye kadar geçen sürede azalmıştır. Dolayısıyla yoksul sayısı artsa da genel nüfus içindeki yoksulluğun oranı azalmıştır denilebilir. Bu durum genel nüfus artışının yoksulluk aleyhine gerçekleştiğini gösterir niteliktedir. 

Yoksulluk Oranı ve Yoksul Nüfus (2006-2023)

 

Yoksulluk sınırı World Bank tarafından gelişmiş ülkeler için 5,50 dolar, gelişmekte olan ülkeler için 3,20 dolar olarak tespit edilmiştir. Şekilde görüldüğü üzere 2019 yılında Türkiye’de günlük 5,50 doların (TL cinsinden aylık 1320) altında yaşayanlar nüfusun yüzde 10’unu ve günlük 3.20 doların (TL cinsinden aylık 768) altında yaşayanlar yüzde 2’sini oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin ulusal yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısı, World Bank’ın belirlediği yoksulluk sınırının altında yaşayanlardan fazladır. 

Gini Katsayısı (2006-2023)

 

Gelire dayalı yoksulluk hesaplarının önemli bir açığı bulunmaktadır. Bu açık, bölgeler arasındaki ücret ortalamalarının farklılaşma durumudur. Örneğin 2009’da yıllık eşdeğer medyan gelir İstanbul’da 9.881 TL iken Güneydoğu’da 3.428 TL ve Türkiye genelinde 7.103 TL olarak belirlenmiştir. Buna göre bölgesel yoksulluk sınırları da oranları da farklılaşmaktayken, ulusal merkezi eğilim üzerinden yapılan hesaplamalar bu farklılıkları gözden kaçırmaktadır. 

Türkiye’deki yoksulluğu bölgeler bazında incelemeyi hedefleyen çalışmasında Aydın (2021) yoksulluk oranı en yüksek ilin Adana olduğunu saptamıştır. Ayrıca Aydın’ın çalışmasına göre bölgelerin yoksulluk oranları giderek birbirine yaklaşmış, yoksulluk oranı tepe değeri 3 puan gerilemiştir. 

Yoksulluğu tespit etmek üzere kullanılan bir diğer ölçüm metodu ise yoksulluk açığı hesabıdır. Buna göre önce yoksul bireylerin yoksulluk sınırının ne kadar altında kaldığı yani yoksulluk açığı hesaplanır. Bu değer yoksulluk sınırına bölünerek tüm yoksulları içerecek şekilde toplanır ve ardından toplam nüfusa bölünür. Böylece “yoksulluk açığı oranı” hesaplanır. Oran 100’e yakınlaştıkça yoksulluğun derinleştiği, 0’a yaklaştıkça yoksulluğun sığlaştığı söylenir. Bu ölçüm yönteminin en önemli avantajı, yoksulluğun derinliğinin de ölçülebilmesine olanak vermesidir. Türkiye’de yoksulluk açığının yıllara göre seyri şekilde verilmiştir. Buna göre Türkiye’de yoksulluğun derinliği son 10 yıldır dalgalanmakta ancak yüzde 27’lerden aşağı düşmemektedir. 

Günlük 3,20 ve 5,50 USD Altında Ücret Alanların Oranı (2002-2019)

 

Son olarak, vergilerden önce ve sonra Gini katsayısı değerleri mevcuttur. Anlaşılacağı üzere, Türkiye’de vergilerden ve sosyal transferlerden sonra Gini katsayısında kayda değer bir düşüş yaşanmamaktadır. Bu bakımdan devletin politikalar yoluyla refahın yeniden dağıtımının yeterli seviyede gerçekleştirebildiğini söylemek mümkün olmamaktadır. Buradan hareketle devletin toplumsal ekonomik eşitsizlikleri gidermede daha etkin bir rolü üstlenmesi gerektiği söylenebilir. 

Yoksulluk Açığı (2006-2024)

 

Kaynakça

Aydın, A. (2021). Türkiye’de bölgelere göre yoksulluk oranlarının sorgulayıcı veri çözümlemesi teknikleri ile analizi. Econharran, 5(7),184-220.

 

 

Bu analizi paylaş