Kişinin aynı hanede yaşadığı bir kimsenin işlettiği/yürüttüğü piyasa odaklı iş faaliyetinde ücretsiz olarak çalışması anlamına gelen ücretsiz aile işçiliği; hukuki, ekonomik, kültürel ve sosyal değişkenlerin tesiriyle yaygınlık kazanabilen veya önlenebilen bir olgu haline gelir. İlgili literatürde ekseriyetle toplumsal cinsiyetle nasıl kesiştiği ele alınan ücretsiz aile işçiliği, emeğin görünmezleşmesi ve suiistimale açık hale gelmesi gibi riskler barındırmaktadır. Bu noktada işgücündeki örüntü ve uygulamaların seneler içindeki değişimi ücretsiz aile işçiliğinin Türkiye’deki seyrini açıklamada önemlidir.
Dedeoğlu’nun 2004’te kaleme aldığı çalışmasına göre tüm dünyada iktisadi doktrinin dönüştüğü ve ülkemizde ihracata yönelik sanayileşme stratejilerinin uygulanmaya başladığı 1980’lerin başından bu yana Türkiye, küçük ölçekli işletmelerin ekonomide giderek öne çıktığı bir noktaya gelmiştir. Esnek üretim ve taşeronluk çağında bahsedilen işletmeler tekstil, gıda, hazır giyim ve deri ürünleri gibi emek yoğun malları ucuza üretip ihraç ederek küresel pazara girebilmişlerdir (Dedeoğlu, 2004, s. 1). Çok uluslu şirketleri cezbetmeyi amaçlayan küçük ölçekli şirketler, rekabet için gereken ucuz işgücünü ücretsiz aile işçiliği yoluyla temin etmişlerdir.
Burada, ücretsiz aile işçiliğinin arka planını meydana getiren faktörler olarak kırdan kente yoğun göç dalgalarından ve şehirlerde ortaya çıkan hemşehri gruplarından bahsetmek yerinde olacaktır. Kırdan göçenlerin kent hayatına ve piyasasına adapte olmalarında kritik işleve sahip akraba ve hemşeriler, aradaki hatır-gönül ilişkisinden ötürü hem ücretsiz/ucuz emek potansiyeli taşımakta, hem de fiziksel -aynı memleketten gelenlerin kentte genellikle kümelenerek ikamet etmesi- ve duygusal yakınlıktan dolayı işletme sahibi tarafından kolay ulaşılabilir görülmektedir. Böylece, küresel sermayenin halihazırda arayışta olduğu bir dönemde birçok küçük aile işletmesinin, örneğin tekstil atölyelerinin, kente göç ile sayıları artışa geçen geniş aile/akraba üyelerini ücretsiz/düşük ücretli, esnek ve kayıt dışı çalıştırabilecekleri bir “imkân” elde ettikleri ileri sürülmektedir (Dedeoğlu, 2004).
Ücretsiz aile işçiliğinin kadınlar arasındaki yaygınlığı istihdamdaki cinsiyet eşitsizliklerinin bir neticesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de 2014-2021 seneleri arası ücretsiz aile işçilerinin sayısı cinsiyet özelinde incelendiğinde kadın ve erkekler arasında sayısal anlamda ciddi farklar göze çarpmaktadır. Her sene için kadınların sayısının erkeklerin en az üç katı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, 2020’den 2021’e erkek ücretsiz aile işçilerinin sayısında ufak da olsa bir daralma tespit edilirken, aksine kadınların sayısında küçük bir artış saptanmıştır. 2021 yılında ücretsiz aile işçiliğinin en yaygın olduğu sektörün tarım olduğu görülmekte, fakat son yıllarda tarım sektöründeki belirgin daralmanın doğal olarak bu kolda çalışan resmi veya gayri resmî işçilerin de azalmasını beraberinde getireceği iddia edilmektedir.
Ayrıca, kadın ve erkekler arasındaki farkın en yüksek olduğu iki sektörün inşaat ve tarım olduğu tespit edilmiştir. Bekleneceği üzere ilkinde erkeklerin ikincisinde ise kadınların baskınlığı söz konusudur; inşaat sektöründe kadın ücretsiz aile işçilerin payı yüzde 23,8 iken, tarımda bu oran yüzde 73’tür. Keskin toplumsal cinsiyet rolleri ücretsiz aile işçiliğinin kadın ve erkekler arasında eşitsiz tecrübe edilmesine yol açmaktadır. Örneğin, bir kadının kocasının dükkanında karşılıksız çalışması ailesine destek olduğu öne sürülerek domestik sorumluluklarının bir parçası haline getirilmeye çalışılmaktadır. Böylesi tek taraflı bir bakış ise kadınlar açısından mağduriyet olasılığını arttırmaktadır.
Çalışan çocukların düzenli veya süreksiz işçilikten sonra en yaygın bulundukları konum ücretsiz aile işçiliğidir. Buna göre, 2019 yılı istatistiklerine bakıldığında çalışan çocuklar içerisinde ücretsiz aile işçiliği yapanların oranının yüzde 36,2 olduğu görülmektedir. Bunlarla beraber hem erkek hem kadınlar için kayıt dışılığın kayda değer bir ölçüde yüksek olduğu alan yine ücretsiz aile işçiliği olmuştur. Ücretsiz aile işçi sayılarındaki 2018 yılından sonra görülen azalma asgari ücretin artışı ile de ilişkilidir. Özellikle kent koşullarında asgari ücret ile niteliksiz işgücü olarak hizmet sektöründe çalışma eğilimi artmıştır. Yukarıda değinildiği gibi, emeğin görünmezleştiği bir çalışma tipinin barındırdığı riskler insan/çocuk hakları ihlaline kapı aralaması bakımından bu alandaki veriler dikkatle ele alınmalıdır.
Kaynakça
Dedeoğlu, S. (2004). Working for family: The tole of women's informal labor in the survival of family-owned garment ateliers in Istanbul, Turkey (Rapor No. 281). Women and International Development.
Türkiye İstatistik Kurumu (2020, 10 Eylül). İşgücü İstatistikleri, Haziran 2020 [Basın bülteni]. 30 Mayıs 2022 tarihinde https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Labour-Force-Statistics-2020-37484 adresinden erişildi.
Bu analizi paylaş