Yoksulluğun yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre toplumdaki belli risk gruplarını daha derinden etkilediği ilgili literatürde sıklıkla ifade edilmektedir (Karadeniz ve Öztepe, 2013) Özellikle yaşlıları çeşitli açılardan kırılgan hale getiren sosyal ve ekonomik koşullar bu grup için yoksulluk riskini de tetikliyor gözükmektedir. Fizyolojik zorluklardan dolayı çalışma gücünü kaybeden yaşlılar, iş gücüne katılımları sınırlı hale geldikçe aktif gelir kaynaklarından da yoksun hale gelmektedir. İlerleyen tıp teknolojileri ile beklenen yaşam süresinin artması ve doğum oranlarındaki azalma tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de nüfusun yaşlanmasını beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla, yoksulluk başta olmak üzere yaşlıların maruz kalacağı sosyal risklere dair sağduyulu bir plan geliştirilmesi Türkiye için öncelikli bir gündem maddesi olmalıdır.
Konuyla ilgili araştırmalarında yaşlı yoksulluğunun başlıca nedenleri olarak sosyal güvenlik sistemindeki ve gelir transferlerindeki zafiyetleri işaret eden Karadeniz ve Öztepe (2013); Türkiye’de kayıt dışı istihdamın yaygınlığı ve yaşlı yoksulluğu arasındaki bağa dikkat çekmektedir (2013, s. 79). Buna göre, kayıt dışı çalıştıkları için sosyal güvenlik sisteminden dışlanan bireyler, yaşlılıklarında emeklilik aylığı dâhil birçok yardımdan faydalanamamaktadır. İlerleyen yaşlarda sadece primsiz sistemden yararlanabilecek bu kişilere sunulan muhtaçlık aylığı ise bir hayli cüzi miktarda olması sebebiyle yetersiz kalmaktadır.
2015-2020 yılları arası Türkiye’de yaşlı nüfusun yoksulluk oranlarındaki değişim grafiği incelendiğinde 2019’a değin dalgalı bir seyir göze çarpmaktadır. 2015-2019 sürecinin başlangıç ve bitişine bakıldığında ise 2015’te yüzde 18,3 olan toplam yoksulluk oranı 2019’da yüzde 14,2’ye gerilemiş gözükmektedir. Ancak 2019’dan 2020’ye geçişte trend tersine dönmüş ve yaşlı nüfusun yoksulluk oranı hem kadın hem erkekler için belirgin bir artış göstermiştir. Bununla beraber, veriler cinsiyet temelinde değerlendirildiğinde dikkat çeken en önemli noktalardan biri her yıl için yaşlı yoksul kadın nüfusunun yaşlı yoksul erkek nüfusundan fazla olduğudur. Örneğin, güncel veri olarak 2020’de oranlar kadın ve erkekler için sırayla yüzde 15,6 ve yüzde 17,6 şeklindedir.
Bu tablonun “yaşlılığın kadınsallaşması” ve “yoksulluğun kadınlaşması” gibi fenomenlerle beraber tahlil edilmesi daha isabetli olacaktır. Zira yoksul yaşlı kadın nüfus oranının, yoksul yaşlı erkek nüfus oranından yüksek çıkması, işgücündeki cinsiyet eşitsizliklerinden düşük kadın istihdam oranına kadar birçok toplumsal eşitsizlik ve problemle kesişmektedir. Ücretsiz aile işçiliği başta olmak üzere kayıt dışı işlerin çoğunluğunda yer alan kadınlar, yaşlılık dönemlerinde sosyal güvence yardımlarından mahrum kalmaktadır. Ücretli, düzenli ve güvenceli işlere erişimleri erkeklere kıyasla daha sınırlı olan kadınların ileriki yaşlarda yoksulluk yaşama riski daha yüksektir (Karadeniz ve Öztepe, 2013, s. 86)
Bu bağlamda, yaşamları boyunca iş gücüne hiç katılım sağlayamamış ve toplam kadın nüfusu içerisinde epey geniş bir orana sahip kadınların eşlerine olan ekonomik bağımlılıkları da unutulmamalıdır. Yaşam süresi erkeklerden daha uzun olan kadınlar eşlerinin ölümünün ardından geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kalmaktadır. Güncel TÜİK verilerine bakıldığında eşleri ölmüş yaşlı kadınların oranıyla aynı durumdaki erkeklerin arasındaki ciddi fark bu problemle beraber yorumlanabilir. Esasen ister genç ister yaşlılar için olsun, kadın yoksulluğunun ortaya çıkışı toplumsal cinsiyet örüntüleriyle son derece ilişkilidir (Karadeniz ve Öztepe, 2013, s. 86).
Sadece bireysel değil, sosyal bir olgu olarak kabul edilen yaşlanma (Tufan vd., 2019, s. 2); yalnızca bir kesimini değil toplumun tüm yaş gruplarından bireylerini yakından ilgilendirmektedir. Bununla beraber, genelde yoksulluk özelde ise yaşlı yoksulluğu yalnızca maddi imkansızlıklar doğurmakla kalmaz; sosyal ve kültürel kaynaklara erişimi sağlayacak kapasiteyi daraltarak kişilerin toplumsal hayatta var kalabilmek için kullanacakları araçları da azaltır. Dolayısıyla, ekonomik yoksunluk duygusal, ilişkisel, eğitimsel yoksunluk gibi birçok meseleyi hızla beraberinde getirmektedir. Yoksulluğun, çok büyük bir şiddet biçimi ve toplum esenliğini direkt tehdit eden bir unsur olarak (Allen, 2001, s. 45) karşımıza çıkması bu hususta günü kurtaracak teşebbüslerden ziyade yapısal çözüm önerilerini zaruri kılmaktadır.
Kaynakça
Allen, J. A. (2001). Poverty as a form of violence: a structural perspective. Journal of Human Behavior in the Social Environment, 4(2-3), 45-59.
Karadeniz, O. ve Öztepe, N. D. (2013). Türkiye'de yaşlı yoksulluğu. Çalışma ve Toplum, 38(3), 77-102.
OECD. (2019). Pensions at a glance 2019:OECD and G20 indicators. 30 Mayıs 2022 tarihinde https://www.asociacionafp.pe/wp-content/uploads/2021/06/Referencias-internacionales-3_OECD_Pensions-at-a-glance-2019.pdf adresinden erişildi.
Tufan, İ., Kılavuz, A., Özgür, Ö., Ayan, F. S., Gürdal, F. Y. ve Engin, B. (2019). Türkiye'de gerontoloji atlası: Yaşlı yoksulluğu ve yalnızlık üzerine bulgular. Geriatrik Bilimler Dergisi, 2(1), 1-7.
Bu analizi paylaş