Türkiye’de 2000’li yıllara kadar var olan yükseköğretime erişim sorunu son yirmi yılda büyük oranda aşılmıştır. ünümüzde yükseköğretimde arz-talep dengesi, niteliksel değişim, mezuniyet sonrası istihdam becerileri kazandırma gibi hususlar daha fazla ön plana çıkmaya başlamıştır. 1981 yılında 24 olan üniversite sayısı bugün 129 devlet, 73 vakıf, 5 meslek yüksekokulu olmak üzere toplamda 207’ye ulaşmıştır. 1984 yılında 20.333 öğretim elemanı ve 322.320 öğrenci varken bugün 184.702 öğretim elemanı; 4.515.695’i açık ve uzaktan öğretim olmak üzere toplam 8.296.959 öğrenci bulunmaktadır. Bu bağlamda yükseköğretimde artan talep ve bunun sonuçları önemli bir konu hâline gelmiştir.
Türkiye’de üniversite sayısının her yıl arttığı gözlemlenmektedir. 2010 yılında 156 olan toplam üniversite sayısı 2021 yılında 207’e ulaşmıştır. 2016 yılında üniversite sayısındaki ciddi düşüş FETO iltisaklı 15 vakıf üniversitesinin darbe girişimden hemen sonra 23 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan KHK ile kapatılmasından kaynaklıdır. Türkiye’de üniversite, fakülte, bölüm, program ve araştırma merkezlerinde genel olarak büyüyen bir tablo söz konusudur.
Üniversite sayısındaki artışa paralel olarak öğrenci sayısında da artış görülmektedir. 2010 - 2022 yılları arasında düzenli bir artış olmakla birlikte 2017 yılından sonraki yıllarda artış oranında bir önceki yıllara göre düşüş yaşanmıştır. Bu düşüş ülkedeki üniversite sayısının doygunluğa ulaşması ile alakalı olup yükseköğretimde net okullaşma oranına da yansımıştır.
2009 - 2018 yılları arası dikkate alındığında yükseköğretimdeki net okullaşma oranında önemli bir artış gözlemlenmektedir. 2009 yılında net okullaşma oranı %27,69 iken 2018 yılında %45,64’e kadar ulaşmıştır. 2019 - 2022 arasında ise artışın durduğu; net okullaşma oranının %44 civarında seyrettiği söylenebilir. Yükseköğretimdeki brüt okullaşma oranı ise sürekli artış göstermekte olup 2022 yılında %120,35 oranına ulaşmıştır.
Türkiye yükseköğretiminde net ve brüt okullaşma oranları arasında bu kadar farkın olmasının temel sebebi açık öğretim ve uzaktan öğretim programlarına kayıtlı kişi sayısı ile alakalıdır. 2021 – 2022 eğitim yılındaki yükseköğretim öğrencilerinin %54’ü açık ve uzaktan öğretim programlarına kayıtlıdır. Bu sebeple teorik yaş grubuyla (18-22) oranlandığında yüksek bir orana tekabül etmektedir.
Okullaşma oranında kadınlarda kayda değer bir artış görülmekteyken erkeklerin net okullaşması daha dalgalı bir seyir izler. 2012 yılı itibariyle net okullaşmada kadınların oranı erkeklerin önüne geçmiştir. Bunun muhtemel sebebi kadınların artan eğitim imkânlarından daha fazla yararlanmaya başlamaları, erkeklerin yükseköğretime daha geç başlamaları, sistemde daha uzun süre kalarak daha geç mezun olmalarıdır (Gür, Çelik ve Yurdakul, 2018; s. 33).
Son 20 yılda üniversite sayısındaki artış öğretim görevlisi ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Yüksek lisans ve doktora programları da bu ihtiyaca binaen artış göstermiştir. 2020 - 2021 eğitim öğretim yılındaki yüksek lisans programı sayısı 13.255, doktora programı 5.712’dir. 2021 - 2022 yılı yüksek lisans ve doktora program sayısında ise YÖK istatistiklerine göre çok ciddi bir artış yaşanmıştır. Yüksek Lisans programları %20 artış gösterirken doktora programları tek senede iki katından daha fazla bir sayıya ulaşmıştır. YÖK istatistiklerindeki bu artışın makul olmadığını düşünerek yine aynı veri tabanında yer alan “Öğrenim Düzeyleri ve Yükseköğretim Kurumlarının Birimlerine Göre Öğrenci Sayıları” tablodan hareketle yaptığımız hesaplara göre devlet üniversitelerindeki aktif yüksek lisans programı sayısı 10.152, aktif doktora programı sayısı ise 5.943’dür.
Son on yılın doktora öğrenci ve mezun sayıları belli bir oranda artarken, yüksek lisans verileri dalgalı bir seyir izlemektedir. Bu durumun bir sebebi yüksek lisans yapan öğrencilerin bir kısmının askerlik tecilini uzatmak için bu programlara başvurmuş olmasıdır. Yüksek lisans öğrenci sayısı 2011 - 2017 arasında sürekli artış gösterirken 2018 yılında uygulanan bedelli askerlik ile düşüş yaşamıştır. 26 Haziran 2019 tarihindeki yeni askerlik kanununun bedelli askerliği kalıcı hâle getirmesi öğrenci sayısını ciddi oranda azalmıştır.
Yükseköğretimde nicel büyümenin dışında kurumlarının işlevselliği, arz ve talebin uyumu, öğrenci tercihleri gibi meseleler öne çıkmaktadır. Hızlı hareket edebilen, proaktif, değişim kabiliyeti yüksek bir kurumsal yapı arzı şekillendirirken sosyal, ekonomik, teknolojik göstergeleri ve adayların beklentilerini dikkate alan bir gelişim süreci de, daha iyi bir yükseköğretim yapılanması anlamına gelecektir.
Kaynakça
British Social Exclusion Unit. (1999). Bridging the Gap: New opportunities for 16–18 -year-olds not in education, employment, or training. Social Exclusion Unit’s Report.
Erdoğmuş, N. (2019). Geleceğin Türkiyesinde yükseköğretim. İstanbul: İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği.
Gür, B. S., Çelik, Z. & Yurdakul, S. (2018). Yükseköğretime bakış 2018: İzleme ve değerlendirme raporu. Ankara: Eğitim Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi.
Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi. (2022). Yükseköğretim İstatistikleri. 20 Eylül 2022 tarihinde https://istatistik.yok.gov.tr/ adresinden erişilmiştir.
T.C. Milli Eğitim Bakanlığı. (2022). Millî Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim.
Not: Bu analiz Züleyha Sayın’ın yazmış olduğu “Öğrenci Tercihlerinde Değişim” başlıklı politika notundan ve Nihat Erdoğmuş’un yazmış olduğu “Geleceğin Türkiyesinde Yükseköğretim” raporundan hareketle kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş