Okullaşma oranları ve öğrenci sayılarında meydana gelen artışla birlikte yükseköğretim kitleleşmiştir. Bu artışla birlikte öğrenci talep ve potansiyellerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, ne tür bir eğitim modeli ile sürecin daha iyi yönetileceği soruları önem kazanmıştır. Bu soruların işlevsel cevaplar bulabilmesi halihazırda eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumu analiz etmekle mümkün olacaktır. Net ve brüt okullaşma oranları, öğrenim düzeylerine göre öğrenci sayıları, yeni kayıt yaptıran ve mezun olan öğrenci sayıları mevcut görünümü analiz etme noktasında önemli bileşenlerdir.
Türkiye’de yükseköğretimde meydana gelen büyümenin net ve brüt okullaşma bakımından nasıl gerçekleştiğine bakıldığında okullaşma oranlarında hızlı bir büyümenin gerçekleştiği göze çarpar. 2012 yılından 2021 yılına yükseköğretimde brüt ve net okullaşma oranları yaklaşık bir buçuk kat artmıştır. 2020-2021 eğitim-öğretim döneminde brüt okullaşma oranı 117,77 net okullaşma oranı ise 44,41’e ulaşmıştır. Türkiye’de yükseköğretimde son on yıl içerisinde önemli bir büyüme gerçekleşmiştir. 2021-2022 eğitim-öğretim dönemi itibarıyla açık öğretim dahil toplam öğrenci sayısı 8.296.959’a ulaşmıştır. Bu süre zarfından meydana gelen büyüme ön lisans ve lisans düzeyinde daha fazla iken, yüksek lisans ve doktora düzeyinde ise daha kısıtlıdır.
Yükseköğretimde öğrenim düzeylerine göre öğrenci dağılımının seyrine bakıldığında; ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere tüm öğrenim düzeylerinde istikrarlı bir artış yaşandığı görülür. Öğrenim düzeyleri arasında en fazla büyüme ön lisans düzeyinde gerçekleşmiştir. 2013 yılında 1.502.067 olan ön lisans düzeyinde öğrenci sayısı 3.250.101’a ulaşarak yüzde 116 büyüme kaydetmiştir. 2013-2022 yılları arasında en az büyüme yüzde 34 ile yüksek lisans düzeyinde gerçekleşmiştir. Doktora düzeyinde bulunan öğrenci sayısı diğerlerine nazaran daha sınırlı düzeyde kalmasına ve yavaş büyümesine rağmen 2022 yılına gelindiğinde ulaştığı büyüme lisans ve yüksek lisans düzeyinden fazladır. Lisans düzeyinde yüzde 53 büyüme gerçekleşirken doktora düzeyinde gerçekleşen büyüme yüzde 67’dir. Bu kırılmanın eğitimin kitleleşmesinin lisansüstü de dahil tüm eğitim kademelerine yansımasıyla ilişkili olduğu düşünülebilir.
2015-2016 eğitim-öğretim döneminde yeni kayıt yaptıran öğrenci sayısı 1.285.607 iken 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde bu sayı 1.660.912’ye yükselerek yüzde 29 artmıştır. Yıllar içinde yeni kayıt yaptıran öğrenci sayısında istikrarsız bir seyir söz konusudur. 2017-2018 ve 2018-2019 eğitim öğretim dönemlerinde bir azalma gösteren yeni kayıt sayısı 2019 yılından sonra yeniden artmaya başlamış ve 2020-2021 eğitim-öğretim döneminde en fazla yeni kayıt sayısına ulaşılmıştır. Bu yaşanan istikrarsız artış ve azalışlarda yükseköğretime geçiş sınavlarının sık sık değişikliğe uğramasının etkili olduğu söylenebilir.
Yeni kayıt yaptıran öğrenci sayılarına mezun öğrenci sayıları ile birlikte bakmak yükseköğretimde gerçekleşen değişimleri analiz etmek açısından önemlidir. 2015-2018 yılları arasında durağan bir seyir izleyen mezun öğrenci sayısı 2018 yılından sonra yükselişe geçer. Son altı yıl içerisinde mezun öğrenci sayısının yeni kayıt yaptıran öğrenci sayısından az olduğu görülür. Kontenjanlarda gerçekleşen artışın bunda etkisi olduğu söylenebilir.
Yükseköğretimde meydana gelen büyüme, beraberinde sürecin yönetilmesinde belli başlı zorlukları da getirecektir. Bu zorluklarla başa çıkma stratejileri geliştirirken niteliğin de aynı oranda artırılması esas gaye olmalıdır. Niteliğin arttırılmasına dair mevcut durumda yapılması önerilen iki husustan bahsetmek faydalı olacaktır. Gerçekleşen büyüme, ilerleyen süreçte kamu kaynaklarının dışında yeni finansman kaynaklarına yönelmeyi gerektireceğinden vakıf ve özel yükseköğretim kurumlarının genişletilmesi yeniden düşünülmelidir. Ayrıca boş kalan kontenjanların önüne geçmek adına açılacak kontenjanların talebe yönelik şekillendirilmesi göz ardı edilmemelidir.
Bu analizi paylaş