Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
Yükseköğretime Katılım ve Üniversite Türleri
Yükseköğretim

Yükseköğretime Katılım ve Üniversite Türleri

· 25 Mart 2022 · 6 dk okuma

Son yıllarda eğitim literatüründe öne çıkan tartışmaların merkezine yerleşen konulardan biri; yükseköğretime katılım ve bölgesel/ulusal kalkınmışlık arasındaki ilişkidir. Nitelikli istihdam ve güçlü bir beşerî sermaye oluşturma misyonlarının yanında, üniversitelerin bulunduğu konumla bütünleşmiş bir yapıda arz etmelerinin bölge ekonomisine ve sosyal yapısına çok yönlü katkıları bulunmaktadır. Birçok ülkede zorunlu eğitim kapsamına giren ilk ve ortaöğretimin ulusal eğitim ajandalarında öncelikle ele alınması, üniversitelerin işlevlerinin arka planda kalmasına sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca, kimi araştırmacılara göre kalkınmaya olan katkısının yeterince takdir edilmemesi de yükseköğretimin öneminin üzerinde gereğince durulmamasına yol açmaktadır (Kimenyi, 2011). Bununla beraber, yükseköğretime katılım ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha şüpheci bir biçimde ele alan yaklaşımlar da mevcuttur. Hanushek (2016) bilgi sermayesi olarak kabul edilen bilişsel becerilerdeki farklılıkların ülkeler arası büyüme oranlarındaki farklılıkların çoğunu açıklayabildiğini; ancak bilişsel becerileri arttırmadan yalnızca okullaşma süresinin uzatılmasının büyüme üzerinde çok az etkiye sahip olduğunu ileri sürmüştür. Bu argüman esasında eğitimde nicelik ve nitelik tartışmalarıyla yakından bağlantılıdır. 

Türkiye’de toplam yükseköğretim kurumu sayısı 2010’da 165 iken 2020’de 207’ye çıkarak yaklaşık yüzde 25,4 oranında artmıştır. 2020 itibarıyla 203 üniversitenin 129’u devlet 74’ü vakıf üniversitesidir. Devlet üniversitesi sayısı yıllar içinde düzenli artış göstermekle beraber, vakıf üniversitelerinin sayısı bilhassa 2016’dan 2017’ye geçişte azalmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında birçok vakıf üniversitesinin yasadışı örgüt bağlantıları gerekçe gösterilerek kapatılması bu azalmanın temel sebebi olarak düşünülmektedir. Bunun yanı sıra, 1980’lerde gündeme gelen ve 2000’lerin başından itibaren hız kazanan her ile bir üniversite uygulaması ise üniversite sayısındaki toplam artışın bir açıklaması olarak değerlendirilebilir. Nicelikteki bu artışın akademik üretim ve performansa nasıl yansıdığı birçok araştırmacının temel olarak ele aldığı bir sorudur. Bu bağlamda, üniversite açılacak bölgelerin ihtiyaçları gözetilmeden kurulan okulların bir ‘akademik enflasyon’ (Yalçıntaş, 2019:10) ortaya çıkardığı, neticede kontenjanları dolamayan veya öğrencilere tatmin edici bir eğitim kalitesi sunamayan üniversitelerin ölü bir yatırıma dönüştüğü ileri sürülmektedir. Yeterli istihdam imkânları üretmeden yalnızca üniversite sayısını arttırmak diplomaların reel değerini düşürdüğü gibi (Yalçıntaş, 2019: 10), üniversitelerin kendilerinden beklenen kamusal hizmeti etkili biçimde gerçekleştirip gerçekleştiremediğini de tartışmaya açmaktadır (Kaynar ve Parlak, 2005). 

Türlerine Göre Üniversite ve Meslek Yüksek Okulu Sayısı (2015-2021)

 

Türkiye’de yükseköğretim kurumları sayısındaki artışa paralel olarak devlet ve vakıf üniversiteleri öğrenci sayılarında da devamlı bir yükselme göze çarpmaktadır. Buna göre 2010-2011 eğitim öğretim yılında 3,5 milyon olan devlet üniversitesi öğrenci sayısı 2019-2020’de 7,3 milyona çıkmış ve 10 senede 2 kattan fazla bir artış göstermiştir. Benzer şekilde, vakıf üniversitesi öğrenci sayısının da belirtilen süreçte 3 katına çıktığı dikkat çekmektedir. Son yıllarda yükseköğretim sistemi kapasitesindeki bu genişleme birçok zorluk ve meydan okumayı da beraberinde getirmiştir. Fakülte sıkıntısı, yetkin akademik kadro eksikliği, yerel topluluk ve işletmelerden gelen desteğin yetersizliği, aynı bölge içerisindeki üniversiteler arasındaki koordinasyon eksikliği, belli programlarda kontenjanların boş kalması gibi problemlerle (Özoğlu, Gür ve Gümüş, 2016) yükseköğretimde reform talepleri daha çok gündeme taşınmaya başlanmıştır. 

Devlet ve Özel Üniversite Öğrenci Sayıları (2010-2021)

 

2015-2020 arası yükseköğretim istatistiklerinde artışın en belirgin okunduğu veri 87.717’den 185.001’e çıkan yabancı uyruklu öğrenci sayısıdır. Yurt dışında okuyan yükseköğretim öğrenci sayısında da benzer şekilde bir artış görülmekle beraber, bu gösterge için artış yalnızca yüzde 4,3 düzeyinde kalmıştır. GAP bölgesinde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler üzerine yapılan araştırmada çalışmaya katılan öğrencilerin çoğunun erkek olduğu ve gelir düzeyi düşük ailelerden geldikleri tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcılar arasında yakın çevresi Türkiye’de eğitim görmeyen öğrencilerin daha başarılı oldukları görülmüştür (Paksoy, Paksoy ve Özçalıcı, 2012: 92). Küçük bir örneklemden yola çıkıldığı için temsil gücü pek de yüksek olamayan bu araştırmanın yine de Türkiye’de yabancı öğrencilerin durumuna dair kısmî bir fikir verdiği söylenebilir. 

Yükseköğretimde Yabancı Uyruklu Öğrenci ve Yurt Dışında Okuyan Öğrenci Sayıları (2013-2020)

 

Kaynakça

Hanushek, E. A. (2016). Will more higher education improve economic growth?. Oxford Review of Economic Policy, 32(4), 538-552.

Kaynar, M. ve Parlak, İ. (2005). Her ile bir üniversite: Türkiye’de yükseköğretim sisteminin çöküşü. İstanbul: Paragraf Yayın.

Kimenyi, M. S. (2011). Contribution of higher education to economic development: A survey of international evidence. Journal of African Economies, 20(3), 14-49.

Özoğlu, M., Gür, B. S. ve Gümüs, S. (2016). Rapid expansion of higher education in Turkey: The challenges of recently established public universities (2006–2013). Higher Education Policy, 29(1), 21-39.

Paksoy, H. M., Paksoy, S. ve Özçalıcı, M. (2012). Türkiye’de yükseköğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin sosyal sorunları: GAP bölgesi üniversiteleri örneği. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2(2), 85-94.

Yalçıntaş, A. (2019). Eğitim harcaması mı, gösteriş tüketimi mi? Türkiye’deki iktisat bölümlerinde akademik enflasyon sorunu. İktisat ve Toplum, 104, 9-14.

 

 

 

Bu analizi paylaş