Konulara Göz At
100 Yılın Verisi
Aile ve Sosyal Gruplar
Bilim, Araştırma ve İletişim
Eğitim
Ekonomi ve Finans
Filistin
Göç
Hukuk ve Suç
İş ve Çalışma Yaşamı
Nüfus
Refah ve Eşitsizlik
Sağlık
Şehir
Sivil Toplum ve Yönetim
Yaşam ve Kültür
COVID-19 Salgını

COVID-19 Salgınının Türkiye Toplumuna Etkisi

· 26 Mart 2022 · 9 dk okuma

COVID-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bireylerin sağlığını ve sağlık sistemini etkilediği kadar makro ve mikro ekonomik göstergeleri de derinden etkilemiştir. İnsanların önemli bir kısmı sosyal mesafe ve hijyen kuralları gereği çalışma rutininde çeşitli zorunlu değişikliklere maruz kalmış, salgın sebebiyle kapanan iş yerleri ve daha sonrasında bu iş yerlerinin kalıcı biçimde kapanması gibi durumlarda insanlar, geçim kaynaklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye’de yakın zamanda yapılan bir araştırma (Business for Goals, 2020), Türkiye’deki beş KOBİ’den dördünün COVID-19 krizinden önemli ölçüde olumsuz etkilendiğini göstermektedir (Akt: Demir Şeker, Nas Özen ve Acar Erdoğan, 2020). 

2009-2018 yılları arasında toplam 7,5 milyon istihdam yaratılan Türkiye’de halen kayıt dışı istihdam, toplam istihdamın üçte birini oluşturmaktadır. Kayıt dışı işçiler, salgının olumsuz etkilerine en açık ve en korunmasız kişilerdir. Yoksul, inşaat ve tarım sektörlerinde kayıt dışı çalışan, dolayısıyla sigortasız yahut korunmasız ve COVID-19 dolayısıyla işini veya yaşamını kaybetme riski çok yüksek olan kesimler, bu süreçte şiddetli zorluklar yaşamıştır. 

Türkiye’de devlet COVID-19’un hanehalkı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için çeşitli tedbirler almıştır. Örneğin 5 milyondan fazla haneye bir kereye mahsus olmak üzere 1000 TL (yaklaşık 154 ABD doları) ödenmiş, işten çıkartmalar kanunen yasaklanmış, şirketlere kısa çalışma ödenekleri ve ücretsiz izin destekleri sağlanmıştır. Buna rağmen salgın döneminde çeşitli sektörlerde KOD-29 ile işçiler çıkartılmaya devam etmiş (DİSK- AR’ın paylaştığı sayıya göre 177 bin işçi), hükümet daha sonra KOD-29 ile işten çıkartmaya izin veren iş hukuku maddesi 25/2 hakkında yeni yasal düzenlemeler getirmek zorunda kalmıştır. 

Pandemiden hangi sektör ve sektörde çalışan işçilerin daha fazla etkilendiğini tespit etmek üzere yaptıkları çalışmada Demir Şeker, Nas Özen ve Acar Erdoğan (2020), evden çalışmaya imkân tanımayan ve istihdam bakımından en kırılgan sektörleri belirlemeye çalışmışlardır. Buna göre bilişim ve finans; evden çalışmaya yatkın ve kırılgan olmayan sektörler olarak salgından etkilenme oranı az olan sektörler olarak tespit edilirken, tarım, tekstil, hazır giyim, deri imalat, inşaat gibi sektörlerin hem en kırılgan istihdama sahip oldukları hem de evden çalışmaya imkân tanımadıkları dolayısıyla salgından en fazla etkilenebilecek sektörler olarak belirlenmiştir. 2018 yılı itibariyle salgından en yüksek derecede olumsuz etkilenecek bu sektörler, Türkiye’deki toplam istihdamın yüzde 66’sına karşılık gelmektedir. Özellikle tekstil, deri imalatı ve inşaat sektörlerinde düşük ücretli, düşük vasıflı işçiler istihdam edilmektedir. Bu nedenle riskler özellikle bu sektörlerdeki çalışanlar tarafından daha fazla hissedilecektir. 

TÜİK tarafından açıklanan 2020 yılının resmi istihdam istatistiklerine göre Türkiye’nin resmi işsizlik oranı pandemi sırasında yüzde 12 ile yüzde 13 arasında seyretmiştir. Ancak resmi işsizlik hesaplamalarının kullandığı kapsam, pandemi döneminde yaşanan reel işsizliği tespit edememektedir. Pandeminin Türkiye’de çalışan kesimler için nasıl koşullar yarattığını tarif etmeye çalışan DİSK-AR’ın raporunda (2021) ILO’nun COVID-19 nedeniyle yaşanan iş kaybını ölçmek üzere önerdiği “eşdeğer tam zamanlı iş kaybı” olarak ifade edilen yeni yöntem kullanılmıştır. Bu yöntemle elde edilmiş sayı, yandaki şekillerde “COVID-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik” olarak verilmiştir. 

COVID-19 Döneminde İşsizlik ve İş Kaybı (2021)

 

İŞKUR’un sayılarıyla; pandemide işten çıkarma yerine kullanılan kısa çalışma ödeneği alan 3,6 milyon işçi ve ücretsiz izin ödeneği (nakdi ücret desteği) alan 2,2 milyon işçi, resmi işsizlik hesaplarında istihdamdaymış gibi görünmektedir. Ayrıca kısa çalışma ödeneği alamayan, kayıt dışı veya kendi hesabına çalışıp işsiz kalanların ciddi bir kısmı ise salgın nedeniyle iş arama eğiliminde olmadığından iş gücü piyasası dışına çıkmışlardır. Oysa ILO’nun “COVID-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik” kapsamına bu kesimler de girmektedir. 

DİSK-AR’ın raporunda 2020 yılında salgın nedeniyle meydana gelen eşdeğer iş kaybının 2 milyon 246 bin olarak gerçekleştiği belirtilmiştir. Geniş tanımlı iş gücü 35,8 milyon olarak hesaplanırken, geniş tanımlı işsizlik (istihdam kaybı dâhil) oranı ise yüzde 29,8 olarak hesaplanmıştır. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerde Ekim 2019’da yüzde 16,1 olan geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 22,2, kadınlarda ise Ekim 2019’da yüzde 27,3 olan geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 35,8 yükselmiştir. (DİSK-AR, 2021). Ayrıca, 2020 senesinde toplam iş gücü 1,2 milyon azalarak 32,7 milyondan 31,4 milyona gerilemiştir. Böylece geçen sene yüzde 53 olan iş gücüne katılım oranı 2020 için yüzde 50 olarak tespit edilmiştir. 

COVID-19 Döneminde Cinsiyete Göre İşsizlik Oranları (Ekim 2020)

 

Tüm dünyada hükümetler, COVID-19’un yukarıdaki istihdam daralması gibi ekonomik ve sosyal sonuçlarına karşı birçok destek programları uygulamışlardır. IMF’nin hazırladığı rapora göre bu programlar iki temel bileşenden müteşekkildir: (i) doğrudan vatandaşlara dönük nakit harcamalar ve dolaylı destekler (hükümet harcamalarında artış ve vergi gelirlerinde azalma/vazgeçilen vergiler) ile (ii) işletmelere, şirketlere ve bankalara (sermayeye) sağlanan finansman destekler ve çeşitli mali kolaylıklar. 

IMF’nin açıkladığı sayılara göre tüm dünyada hükümetler COVID-19 ile mücadele kapsamında toplamda 10,4 trilyon doları nakit harcama ve dolaylı gelir desteği sağlamıştır. ABD tek başına bu miktarın yüzde 51’ini, yoksul 59 ülke ise sadece binde 5’ini destek olarak sunabilmiştir (DİSK-AR, 2021). Türkiye’de hükümetin sağladığı toplam destekler 19 milyar dolar civarında gerçekleşmiş, böylece Türkiye’nin yaptığı nakit harcama ve dolaylı destek miktarı küresel düzeyde harcanan tutarın sadece binde 1,8’i düzeyinde kalmıştır. Yani COVID-19 ile mücadelede dahi küresel eşitsizlikler önemli rol oynamaktadır.

COVID-19 ile Mücadele Kapsamında Yapılan Nakit Harcamaların ve Dolaylı Gelir Desteklerinin Dağılımı (Haziran 2021)

 

Yüksek gelirli ülkeler GSYİH’lerinin ortalama yüzde 17,3’ünü, orta gelirli ülkeler yüzde 4,1’ini, yoksul ülkeler yüzde 2’sini COVID-19 ile mücadele kapsamındaki harcamalara ayırabilmiştir. Türkiye için ise bu toplam değer yüzde 2,7 olarak belirlenirken hükümetin sağlık alanında yaptığı harcamaların GSYİH oranının ise yüzde 0,4 kadar olduğu görülmektedir. 

Seçilmiş Ülkelerde COVID-19 ile Mücadelede Harcamaların GSYH'ye Oranı (Haziran 2021)

Türkiye’nin COVID-19’a yönelik yaptığı ek harcama kalemlerine dair IMF veri setine göre maddi kaynaklar en çok kısa çalışma ödeneğine (33,2 milyar TL) aktarılmış, en az ise normalleştirme desteği (4,5 milyar TL) kalemine ayrılmıştır. Ayrıca yeme-içme, kültürel etkinlikler, iş yeri kiraları ve eğitim-öğretim gibi hizmetlerde düşürülen KDV oranları da 26,2 milyar TL tutarında vazgeçilen gelir olarak dolaylı destekler arasında yer almıştır. 

Yeni Zelanda, ABD ve Avustralya salgın dönemindeki tüm ekonomik desteklerinin yüzde 91’den fazlasını vatandaşlarına nakit harcama ve dolaylı gelir desteği olarak vererek bu harcamayı en yüksek oranda tutan ilk üç ülke olmuştur. Türkiye’de ise salgında yapılan toplam ekonomik ve mali destek ve kolaylıkların yüzde 78’i şirket, işletme ve bankalara sağlanmıştır. Geri kalan ise yalnızca beşte bir etmekte olup (yüzde 22) vatandaşlara ve çalışanlara yönelik ek harcama ve gelir desteği olarak gerçekleşmiştir (DİSK-AR, 2021)

Sonuç olarak, salgın sürecinde iş kayıplarında ciddi bir artışla karşılaşan vatandaş, daralan istihdam, yükselen enflasyon ve artan döviz kurları karşısında hükümetin destek paket ve harcamaları vesilesiyle geçim kaynaklarında iyileşme bulmaya çalışmıştır. Ancak açıklanan harcama ve destek miktarları farklı ülkelerin harcama miktarlarıyla karşılaştırıldığında yetersiz kalmaktadır. Özellikle ekonomik olarak salgından Türkiye gibi ağır etkilenmiş ülkeler arasında oldukça kifayetsiz olduğu görülmektedir. 

 

Kaynakça

Demir-Seker, S., Nas-Ozen, E. ve Acar-Erdogan, A. (2020). Jobs at risk in Turkey: Identifying the impact of COVID-19. Social Protection and Jobs Discussion Paper No. 2004. World Bank, Washington. https://openknowledge. worldbank.org/handle/10986/34360.

DİSK-AR. (2021). İşsizlik ve istihdamın görünümü raporu. 18 Ekim 2021 tarihinde http://arastirma.disk.org. tr/?p=4752 adresinden erişildi.

 

 

 

Bu analizi paylaş