Salgın Öncesi ve Sonrasında Sivil Toplum
Sivil toplum faaliyetleri, yüz yüze ilişki ve etkileşimin en yoğun yaşandığı alanlardan biri. Bu nedenle Covid-19 salgınının sivil toplum kuruluşlarının yüz yüze ve kolektif biçimde yürüttüğü faaliyetler için bazı engeller getirdiği kesindir. Aynı zamanda salgın sürecinde bağış ve gelir miktarlarında azalma ihtimali ile oluşmuştur.
Grafiğe bakıldığında 2017’den 2021’e kadar derneklere ait toplam gelirin sürekli artış gösterdiğinden bahsedilebilir. Özellikle 2019’dan 2020’ye geçildiğinde yüzde 29,4’lük bir artış olduğu ve bu artışın 2021 yılında da devam ettiği görülmektedir. Dolayısıyla derneklerin gelirlerinde salgının olumsuz yönde bir azalmaya sebep olmadığını söylemek gerekir.
STK’ların karşılaştığı diğer bir problem de salgında artan yardım ve destek taleplerinin karşılanmasıdır. Bu hususta salgının toplumda yarattığı sosyal, ekonomik ve psikolojik tahribatı en aza indirmek için azami çaba harcanması gerekmiştir. Bu da STK’ların ajandalarında ve faaliyet biçimlerinde yeni düzenlemeler yapmaları ve önceliklerini değiştirmeleri demektir. Kendi içinde dinamik süreç yönetimi uygulayan STK’ların salgında daha az zorlandığı söylenebilir.
2010 yılından 2012 yılına kadar STK’larda hem gönüllü hem maaşlı çalışanların sayısı düşmüştür. Ancak gönüllü çalışan sayısı 2013 yılında zirveye ulaşarak 62 bin 159 olmuştur. 2014 yılından salgın dönemine kadar istikrarlı bir yükselişte olan toplam çalışan sayısı 2019 yılında 85 bini geçmiştir. 2020 yılında ise hem gönüllü hem de maaşlı çalışan sayısında azalma yaşanmıştır. 2021 yılında gönüllü çalışan sayısı düşmeye devam ederken maaşlı çalışan sayısı az miktarda da olsa artmıştır. Buradan hareketle salgının gönüllü çalışan sayısında azalmaya yol açtığı görülebilir. Bu süreçte maaşlı çalışan sayısının azalmaması ise STK’ların mâli direncine olumlu anlamda işaret eder.
STK’larda 2013 yılı hariç 2010’dan 2021’ye kadar süre tipine göre en çok çalışan, tam zamanlı çalışanlar olmuştur. 2013 yılında proje çalışanlarının sayısı zirve yapmıştır ve diğer yıllarda bir daha bu sayıya erişilememiştir. 2020 ve 2021 yıllarında ise proje zamanlı çalışanlarda ciddi bir azalma trendi vardır. Bunun nedeni elbette salgın sürecinde STK’ların yeni ve kapsamlı projelere girişmesinin zorlaşmasıdır. Genel itibarıyla bakıldığında ise halen en yüksek değerler tam zamanlı çalışanlara aittir.
Sonuçta salgın, Türkiye’de STK’ları toplam çalışan sayısı ve özellikle de proje zamanlı çalışan sayısı bakımından olumsuz etkilemiş görünse de, STK’ların mâli ve beşeri kaynakları bakımından bu tür krizlere dirençli olduğu söylenebilir. Salgın sonrasında STK’ların son on yılda kendini gösteren büyüme trendine tekrar dönmesi beklenebilir.
Not: Bu analiz yazısı Ömer Torlak’ın yazdığı Sivil Toplumun 10 Yılı Alan İzleme Raporu’ndan hareketle kaleme alınmıştır.
Bu analizi paylaş